Ermişler Aşkıma Cevap Verdi Yar

Atlasım yırtıldı sevgili.Yırtık haritalar bıraktın.Pusulam yok.Bütün güzellerin kentine girdim.Her güzelin kentinde biraz kendime arzu şehri oldum. Seni aradım, bende. Sen yoktun…
-Yüzümden sana gülüşlerimi büyütecek huzurlar çizdim.Atlasım yırtıktı.
-Bu yüzden,yeşil dünyanı göremedim.Mavi denizlerinde yüzmek istedim, maviliğin gitmişti.Gayrı sana Mavişem diyemezdim. Şimdi hangi güzelin gecesine yıldız olup güneşten önce doğacağım.
Üç perdelik bir oyunumuz vardı. Seni tanımak, senle yıllarca yaşamak ve son perde gidişin.
-Perdeler geriye sarılsın istedim.İlk bakışımızla başlasın oyun.Sana taktığım ilgi isimleri sıralansın.Ruhuna kadar şifrelensin her şey istedim.
-Ermiş günlerin dersinden ders al dedi erenler. Aşkıma cevap olacak dervişlerin diline gittim.

“düş içime uyu
ve sonsuz büyü
unut renkleri
ve şekilleri
hepi
ve hiçi
beni
ve seni
ve geceyi yuttu”
Nirvana
şekiller bir yerden geldiler
şekiller bir yere gittiler
şekiller görünmez oldular
büyük köse vur
bütün sesler bir seste boğuldu

Mansûr

cüneyd nerede
cüneyd ne oldu
sana bana olan
ona da oldu
kendi cübbesi altında
cüneyd yok oldu
Cüneydi

İbrahim içimdeki putları devir
elindeki baltayla
kırılan putların yerine
yenilerini koyan kim
Asaf Halet Çelebi
câaan
seni çağırıyorlar
yolunu kaybeden güneşlere
bakıp gülümserim
ben uçarım
gökler uçar
Mevlana

Özümden yalnızlık düştü …Düşle tin arasında durduğum safta seni aradım.
-Yokluğunu özetleyen ben ötesi şiirlere sığındım… Felsefi pleybek yaptım ömrünün merdivenlerinde. Dünyanı yaslamışsın göğüne. Oysa göğsünde uyumak göğüne gelme demekti. Şimdi sol yanının neyi neden beni çalmaz.
-Özümseyiş kördüğüm. Gördüğüm seni göremediğimse bu körler alfabesini yazan sensizlik güzeli kim?

-Yeknesak hülyaların hisleriyle,yediveren umutların sisleri arasında bir sen gördüm.
-Beni unutmuştun. Bulutların yağmur ağzıyla konuşuyordu. Islaktı hayallerin.
Ye’is ar damalarıma kadar gemleşti. Biraz tanımsız bir özleyişin içi içe halkalarına tümleniyordum.
• Huri değilsin. Ahuzar değilsin. Peri değilsin. Leyli gecelerin Leyla’sı değilsin. Şimdi bensiz Sen değilsin. Bu yüzden ederine, kaderine, kederine, giderine , fenerine, benine bir iz uzattım.
• Tut çiz beni yaralı yüreğimden. Kalakalaşın ressamı ol .Boya beni erdeminle, etik kalışınla, ruha inişinle, aşka töz oluşunla.
• Beni sende bul yar. Yaralarıma yarabandı olan perilerin aralarında bırakma beni.
Can duvarlarıma çarptın aşk yüzünü.Yüzün ile hüzün arasında aynı seciler sıralanmış. Bende yaşayamadıklarının süslü nesirlerinde seci olsan ne fayda.
-Diyemediklerimin dilinde susturulmuş bir özün can aynasıyım.Bende taranırken tarağı ve yüreği kırılan güzelleri kıskanma sakın.
-Kırıldım.
Yalancı emziklerle emzirdim yalnızlığımı.
Ruhumla yüzleşmek için sevilerinle yüzmem gerek Yunus denizinde.
Aşkının gizli öznesi yapıp upuzun ömrün yüklemi olarak kaldın.
Şimdi bu bitimsiz, bu kitaplara sığmayan cümlenin gölgesinde, hangi söz, hangi göz, hangi yeniden kavuşma anı kurtarır bilemem yar.
-Kırık bir mızrabın künyesinde kırdım kendimi. Yüreğimin kırk ayakları artıkça sarıldı can yaralarına.
Ve kalakaldım öylece. Sen yoktun velhasıl kelam.
Sen yoktun bir bebek olup hep ağlamak istedim melekler şehrinde
Sen yoktun. Bir kelebek olup sensizliği o kadar kısa yaşamak istedim Leylalar kasrında.Velhasıl kelam sen yoktun.Yoklar özümü yoklar

21 Mart 2011 tarihinde eklendi, 639 kez okundu.

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git