|
|
 |
« : Mayıs 14, 2007, 01:46:16 ÖÖ » |
|
Savrulan külleri ömrümüzün Bir kızın kocaman gözlerinde gördüm bulutların dağlara sessizce çöküşünü çocuksu susuşları gördüm, kırılan sevinci Ve kalbimi puslu yamaçlardaki pusulara saldım çobanlar çoktan inmişlerdi ovaya bense yapayalnız bir ağaçtım doruklarda
Harelenen sularda bir yanık kokusu ve uzun boyunlu bir kızın gülümseyişi Işık zamana bağlı zamansa onun kocaman gözleridir artık Anladım tarih de yazılmaz bir aşkın sayfalarına düşmüyorsa gün
Yalnızdım, yapraklarım dökülmüştü bir bir deryalara savrulup çöllere düşmüştü Bir duman tütüyor yine hangi kent yandı hangi sokakta vuruldu sevgilim Bir demet menekşe bir avuç toprak burkulan bir yürek miyim hep
Sesimde bir yanma bir kekrelik uzayıp giden bir çöl yalnızlığı Gazeteleri okumuyorum başım dönüyor sulanmamış çiçekler gibi kuruyor her şey her şey bir yolculuğun hüznünü taşıyor gidip de gelmemek üzere bütün yüzler
Puslu yamaçlarda bir çakal gölgesi bir dağ suskunluğu yürüyor kentlere yenilen biz miyiz yoksa aşklar mı bir kızın kocaman gözlerinde görüyorum savrulan küllerini ömrümüzün Bu kenti ayrılıklar yıkacak birgün biliyorum
ölümden şikâyeti yok ölüp gidenlerin ama bir kızın kocaman gözlerinde yangınlar çıkıyor Acılar dehşetli kinlendiriyor beni Kabarıp duruyor içimde, kabarıp duran bir okyanus yurdumu arıyorum batık bir tekne değilim yurdumu arıyorum kızgın küller ortasında
Ahmet Telli
|
|
|
|
|
Kayıtlı
|
|
|
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #1 : Mayıs 14, 2007, 01:46:47 ÖÖ » |
|
Gidersen Yıkılır Bu Kent Gidersen yıkılır bu kent, kuşlarda gider Bir nehir gibi susarım yüzünün deltasında Yanlış adresteydik, kimsesizdik belki Sarışın bir şaşkınlık olurdu bütün ışıklar Biz mi yanlızdık, durmadan yağmur yağardı üşür müydük nar çiçekleri ürpeririken
Gidersen kim sular fesleğenleri Kuşlar nereye sığınır akşam olunca
Sessizliği dinliyorum şimdi ve soluğunu Sustuğun yerde birşeyler kırılıyor Bekleyiş diyorum caddelere, dalıp gidiyorsun Adını yazıyorum bütün otobüs duraklarına öpüştüğümüz her yer adınla anılıyor Birde seni ekliyorum susuşlarıma
Selamsız saygısız yürüyelim sokakları Belki bizimle ışıklanır bütün varoşlar Geriye mapushaneler kalır, paslı soğuklar Adını bilmediğimiz doslar kalır yalnız Yüreğimize alırız onları, ısıtırız Gardiyan olamayız kendi ömrümüze her akşam
Gidersen kar yağar avuçlarıma Bir ceylan sessizliği olur burada aşklar
Fiyakalı ışıklar yanıyor reklam panolarında Durmadan çoğalıyor faili meçhul cinayetler Ve ölü kuşlar satılıyor bütün çiçekçilerde Menekşeler nergisler yerine kuş ölüleri Bir su sesi bir fesleğen kokusu şimdi uzak Yangınları anımsatıyor genç ölülere artık
Bulvar kahvelerinde arabesk bir duman Sis ve intihar çöküyor bütün birhanelere Bu kentin künyesi bellidir artık ve susuşun isyan olur milyon kere, hiç bilmez miyim Sokul yanıma sen, ellerin sımsıcak kalsın Devriyeler basıyor karartılmış evleri yine
Gidersen yıkılır bu kent kuşlarda ölür Bir tufan olurum sustuğun her yerde
Ahmet Telli
|
|
|
|
|
Kayıtlı
|
|
|
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #2 : Mayıs 14, 2007, 01:47:19 ÖÖ » |
|
Özletiyor Seni Bu Yağmurlar Burada yağmur yağıyor Aralıksız yağıyor günlerdir Ama sen yine de şemsiyeni Almadan gel ilk otobüsle
Buğulanan camlara usulca Yüzünü çiziyorum ki yüzün Bir yağmur damlası olup Düşüyor yapraklarına gülün
Güller de bozamıyor bu uzun Karanlık sessizliğini kentin Anılarını yitiriyor sokaklar Bezirganlaşıyor bulvar ışıkları
Tarih de kekemeleşiyor bazan Ki o zaman aşktır tek bilici Aşksa yürümek gibi bir şey Duyabilmek kuşların gelişini
Anısı bizsek eğer bu kentin Unuttuğu türküler bizsek Acıyı rehin bırakıp bir güle Anımsatmalıyız bunları bir bir
Ahmet Telli
|
|
|
|
|
Kayıtlı
|
|
|
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #3 : Mayıs 14, 2007, 01:47:47 ÖÖ » |
|
Yak Sevdanın çırasını Ne hüzünler kurtarır seni ne çeyiz sandığının ceviz gölgesi ve ne de acının ses duvarındaki yorgun ve bıkkın bekleyişler
Acılar karartmışsa bile günlerin duvağını düşürmüşse de ilkyazın tomurcuklarını fırtınalar hayat kendini yeniden yaratan bir bahardır verecektir en olgun meyvelerini mutlaka yeter ki hüzünler sarartmasın yüzünü
Yak sevdanın çırasını türkülerle barajını yıkan bir ırmak gibi katıl hayata hüznün isyana dönsün artık bitsin bezginliğin ölümcül suskunluğu evde kalmış bir cinsellik değildir çünkü dünya
Ahmet Telli
|
|
|
|
|
Kayıtlı
|
|
|
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #4 : Mayıs 14, 2007, 01:48:16 ÖÖ » |
|
Kalbim Unut Bu şiiri Uğuldayan ve hep uğuldayan Bir orman kadar üşüyorum şimdi Yanlış rüzgarlar esiyor dallarımda Yanlış ve zehirli çiçekler açıyor Kanımda kocaman gözleriyle bir cığlık
Su ve ses kadar beklediğim Ne kaldı geride,bilmiyorum Uzanıp uyumak istiyorum gölgeme Yine sarılmak o kocaman gozlerin Uğuldayan rüzgarlarına
Bir acıyı yaşarım bi zehirden çicekler üretirim kömür karası Uçurum kadar bir yalnızlık Yaratırım kendime,atlarım Anısı yoktur küçük rüzgarların
Yapraklarım yok artık kuşlarım yok Büsbütün viran oldu dağlarım Ezberimdeki türküler de savrulup gitti ömrümün karşılığı kalmadı sesimde Sesimde yalnız ormanların gümbürtüsü
Yanlış daha baştan yanlış Bir şiirdi bu,biliyorum Ye belki ömrümüzün yakın geçmişi Bu kadar doğruydu ancak, kimbilir Kalbim unut bu şiiri
Ahmet Telli
|
|
|
|
|
Kayıtlı
|
|
|
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #5 : Mayıs 14, 2007, 01:48:42 ÖÖ » |
|
Aşk bitti Bir aşk nasıl biterse öyle bitti bu aşk da Uzun bir hastalık gibi Aralıksız dinlediğim alaturka bir fasıl gibi Gökyüzüne bakmayı, dostlara mektup yazmayı çiçekleri sulamayı unutmuşluğum gibi Bitti.
Bir aşk nasıl biterse öyle bitti bu aşk da
Yürümeyi yeniden öğrenen felçli bir çocuk gibi Sokağa çıkmalıyım şimdi ve çoktandır ihmal ettiğim dostlara yeni bir adres bırakmalıyım Pencereleri açmalı, kitapları düzenlemeliyim Belki bir yağmur yağar akşama doğru Yarıda bıraktığım şiirleri tamamlarım
Aşk da bitti diyordu ya bir şair Aşk bitti işte tam da öyle
Ahmet Telli
|
|
|
|
|
Kayıtlı
|
|
|
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #6 : Mayıs 14, 2007, 01:49:08 ÖÖ » |
|
Gitmek Bu vadideki karanlığı ve büyük soğuğu düşün B. Brecht
Gitmek. Bir hançeri inceltip Okyanusa daldırmak isteği Ya da düşebilmek atlasların Dışına ki ey kalbim Yalnızsın bu yolculukta da
Gitmek. O kaos duygusu, aklın Sarsıntılarla yorgun düşüşü Bilincin kamaşması belki de. Rehin bırakılacak bir şey yok Unuttuklarından başka.
Gitmek. Bir büyü gibi saran Ağrılar yumağı, kışkırtılmış Düşlerdir ki sen şimdi Esirgeme kendini kalbim Kederin o derin yalnızlığından
Ahmet Telli
|
|
|
|
|
Kayıtlı
|
|
|
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #7 : Mayıs 14, 2007, 01:49:38 ÖÖ » |
|
Gülüşün eklenir kimliğine Gün biter gülüşün kalır bende anılar gibi sürüklenir bulutlar ömrümüz ayrılıklar toplamıdır yarım kalan bir şiir belki de
Aykırı anlamlar arayıp durma güz biter sular köpürür de kapanmaz gülüşünün açtığı yara uçurum olur cellat olur her gece
Her gece yeniden bir talan başlar acı ses olur, ses deli bir yağmur eski bir eylüle gireriz böylece
Sığındığım her yer adınla anılır ben girerim, sokağı devriyeler basar bir de gülüşün eklenir kimliğime
Ahmet Telli
|
|
|
|
|
Kayıtlı
|
|
|
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #8 : Mayıs 14, 2007, 01:50:29 ÖÖ » |
|
Hala Koynumda Resmin Sımsıcak konuşurdun konuşunca ırmak gibi, rüzgar gibi konuşurdun yayla kokuşlu çiçekler açardı sanki çiğdemler güller mor menevşeler açardı Sımsıcak konuşurdun konuşunca Hala koynumda resmin
Dağları anlatırdın ve dostluğu bir ceylan gibi sekerdi kelimeler Sesini duymasam çölleşirdi dünya dağlar yarılır ırmaklar kururdu bulutlar çökerdi yüreğime Hala koynumda resmin
Gün akşam olur elinde kitaplar ve bir demet çiçekle çıkıp gelirdin bir kez bile unutmadın 'merhaba' demeyi ve en yanık türküleri nasıl da söylerdin bir dostun vurulduğu gün Hala koynumda resmin
Kaç mevsim kırlara çıkıp çiçekler topladık mezarlar için Belki ürküttük tarla kuşlarını belki kurdu kuşu ürküttük ama aşkı ürkütmedik hiç Hala koynumda kesmin
Ve hala sımsıcak durur anılar sımsıcak ve biraz boynu bükük Ne varsa yaşanmış ve yaylaşılmış yasak bir kitap gibi durmaktadır ve firari bir sevda gibi şimdi duvarlarda resmin
Ahmet Telli
|
|
|
|
|
Kayıtlı
|
|
|
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #9 : Mayıs 14, 2007, 01:50:55 ÖÖ » |
|
Herhangi Bir Aşka Dair Herhangi bir kızınkinden ayrı değildi öyküsü hayatına ülkesini ekleyip yaşamaktan başka
Usulca eğerek başını yürürken nedense hep birbirine dolaşır gibi olurdu ayakları
Bir fotoğraf ve yeni koparılmış bir çiçekti ilk mektubuna eklediği kelimelerse büsbütün yangın
Durup durup iç çekişleri sessizliği, dalgınlığı acıyla bakışı yollara aşkı öğrenişindendi
çiçekli bir dal gibi uzandı sevdiğine ve yalnızca ayrılıklar korkuttu onu
Böylece bağladı hayat, dünya ve kavga ve aşk onun tarihinde milattı
Temiz çamaşırlar ve bir demet çiçek taşıyor simdi o kız, görüş günlerine
Ahmet Telli
|
|
|
|
|
Kayıtlı
|
|
|
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #10 : Mayıs 14, 2007, 01:51:32 ÖÖ » |
|
Gün Kararmasın Geldiğinde Güz yakmadan gülün pembesini avuçlarımda o, sokul yanıma gülüşünle ısınsın bedenim ve dudaklarımda acılaşan ıslık adınla çiçeklensin
Serçeler göçe dayanmaz bilirsin ne özleyen bir bakış kalır ne de sımsıcaklığın sular donar yürek üşür sende kalır seni yakan
Uçurumlar açılır yollarında buharlaşır çiy damlaları Terli bir kısrak gibi gel kapıma savrulsun saçların yastığım kekik koksun
Uzağı yakın et pembeleşsin çarşafın ölüm kapımın tokmağında ayrılığı iyi bilirim ferhat olmıyayım dağlarda
Ey gülün pembesi ile bir gülümseyişi paylaşan kar yağıyor yatağıma avuçlarım kutuplara döndü gün kararmasın geldiğinde
Ahmet Telli
|
|
|
|
|
Kayıtlı
|
|
|
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #11 : Mayıs 14, 2007, 01:52:02 ÖÖ » |
|
Sıcak bir kış Saçlarını gittikçe kısalttığın günlerde Sen söylemiştin bu sözleri unutmadım -Her aşk bir ayrılık gizler, ayrılıklarsa Bir merhabanın sıcaklığını taşır kendisinde
Kalıcı olan hiçbir şey yok diyordun An’lar var yalnız ömrü karşılayan şimdi sımsıcak bir kar yağıyor yine Yüreğimin üstüne yağıyor hiç durmadan
Ellerin nasıl da üşüyor, bozacının Karlı sesi doluyorken odamıza Hava gittikçe kirleniyor bu kentte Ve aralıksız kar yağıyor kar yağıyor
Kar ayrılık hüznüdür ve ne çok Ayrılıklar yaşandı şu son birkaç yılda Yurdundan ayrılanları düşünüyorum ve birisi özledim diyor, ülkemin kar kokusunu da özledim
Hiçbir an’ını tanımlamaya kalkmadan Kısacık ömürler biçiyoruz kendimize Sonra yolculuklara çıkıyoruz, bir kentten ötekine giderken özlüyoruz bir başkasını
özlediğimiz birileri olmalı diyordun Yanındayken bile özlediğimiz birileri öyleyse kalkıp Ati’ye gitmelisin, istanbul’a Belki hâlâ saklıyordur bir gülü kimbilir
Yaşandı mı o sıcak kış, yaşlandık mı Aynalara bakmaya vakit bulamadık Dönüp dönüp birbirimize bakmalardan Yaşandı mı o sımsıcak kış, ne dersin
Ahmet Telli
|
|
|
|
|
Kayıtlı
|
|
|
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #12 : Mayıs 14, 2007, 01:52:38 ÖÖ » |
|
Sığınak Sözün yine hep aşktan yanaysa sevgilim sen sakla bir kaçağı belki yorgun ve yaralıdır hâlâ ölüm basmıştır son sığınağı
Sus ve sadece dinle sessizliği perdeleri çek ışıkları söndür bir selam bir haber gönderir belki sesleri hiç duyulmayan dostlar
Bir cigara sar bitlis tütününden bir çay demle sonra, anısı kalsın bekle başında onun sabahadek
Belki benim sana böyle sığınan yapayalnız ve öylesine yorgun kimliği duvarlarda kalan bir kaçak
Ahmet Telli
|
|
|
|
|
Kayıtlı
|
|
|
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #13 : Mayıs 14, 2007, 01:53:16 ÖÖ » |
|
Sıyrılıp gelen Soluk bir ay dolanıyor kentin üstünde her gece Her gece bilge bir gezgin tavrıyla adımlıyor yolunu
Güz yanığı bir durgun sessizlikle örtülü her şey ve yırtılmış bir tül gibi savrulup duruyor zaman
Suların sesini dinle şimdi ormanın fısıldayışlarını usulca yarılıyor dağların göğsü bir aşkı dinlendirmek için
Ve gözleri uzak yamaçlarda aranıp dururken bir şeyleri sessiz ve sakin beklemekte bekledikçe bileylenen yürek
Belli ki dağların, denizlerin ve göllerin üzerinden sıyrılıp gelmektedir seher Belli ki yakındır doğayı ve hayatı sarsacak saat
Ahmet Telli
|
|
|
|
|
Kayıtlı
|
|
|
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #14 : Mayıs 14, 2007, 01:53:47 ÖÖ » |
|
Konuğum Ol Bir akşam konuğum ol Oturup konusalım biz bize Anıların çubuğunu yakıp Uzatalım geceyi biraz.
Geçmişe bir el sallayıp Yaşanan günleri konusalım Ve günlerin üstüne çöken Dumanlı, isli havalardan
Kendimize daha az zaman Ayırsak da olur geceden Cünkü boğulabilir insan Yalnız kendini düsünmekten
Kapağı açılmayan kitaplar Unutulmuş aşklar gibidir Kitaplardan söz edelim Ve onların gizli kalmış Sessiz tadlarından
Sabaha doğru perdeyi Aralayıp ufka bakalım Ve bir çocuk gibi Hayretle seyredelim Güneşin kızıllığını
Konuşulmadan kalan Daha çok şey vardı Diye düşünerek çıkalım Güneşle kucaklaşan balkona üşütmesin sabah serinliği
Bir bardak demli çay Burukluğu gibi kalsın Gecenin ve sabahın tadı Yaşasın anılarımızda
Konuğum ol, oturup Konuşalım bir akşam Ve uzatalım geceyi Sözün çubuğunu yakarak
Ahmet Telli
|
|
|
|
|
Kayıtlı
|
|
|
|
|
|