kadıköy vapuru ve sen

yüreğimden kelepçeni alıp 
lütfen çıkar mısın düşlerimden...
diyordu,
içimdeki ben..
tüm gücümü toplayıp
bir kez daha denedim..
elimde tuttuğum,
tanrıya'dır antetli beyaz bir sayfaydı..
yepyeni bir yazgı eskizine
direniyordu,
kurşun kalem..
eylül'den kotardığı parlakımsı güneşiyle
dumansız bir cumartesi salınmıştı
şehir hatlarına..
üstgüverte senfonisinde bir güzel
benimle
açık çayını yudumlamakta..
güne katılan tebessümle,
bol köpüklü minik dalgaların 
tınısına karışıyordu
dilimize takılanlar..
sarı saçların zarif çağrısına
puslanmıştı duygular,
inerken.. 
kadıköy vapurundan..
hem ihanete
hem senden
kaçamıyordu
korkular..
gidemedim...
sen.! çığlığını bıraktı,
iskelenin eteğini yalayıp
gözüme düşen martı...
hâlâ oradayım..
ruhunun sızlatan cenderesinde..
bırakıp gittiğin
güz ile kış arası mevsim...
16 Ekim 2011 tarihinde eklendi, 767 kez okundu.

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git