Kırık Bir Aşk Hikayesi

Yürüyorum
Ne garip
Kollarım ne kadarda hafiflemiş
Yeni yeni farkına varıyorum ağırlığınca ağırlaşmışım
Kuş kadar can bendeki
Ayaklarım üşümüyor gide gele alışkanlık alıştılar yalnızlığa
Belki sen ve ben belkiler bitiyor bugün son gün
Kırkıncı gün olmuş
Kırk kırık gün
Ayrılıktada ayrıldık
Kırkı akşama çıkacak bir ayrılık doğuyor!
Gözlerin kömür karası, kaldırımlara gözlerin düşüyor
Geçiyorum basmıyorum!
Kıyamam ki ben sana
Sıcak bir salep içesim geldi tarçını bol
Bir fincan çay içmek istedim şekeri az limonu bol
Bir de seni istedim yudum yudum içime çeksem ısınsam
Rıhtımda martılara eşlik ettim saatlerce volta attım salına salına
Ayrılıktada ayrıldık!
Bir gemi yanaştı heycanlandım olur ya sen gelirsin
Son kez otururuz belki
İki tahta tabure çeker orta köşeye laflarız ordan burdan
Maviyi seyrederiz belki
Cami önünden geçerken bir simit aldım güvercinlerle dertleştim
Kabul görmeyecek dualarıma bir yenisini daha yazdım üfledim

İyi geliyor bu soğuk havalar bana
Aklıma herşey olarak düşüyorsun herkes oluyorsun sonra
Aslında kaçmıyorum ne senden ne kendimden
İnkar etmiyorum
İtirafnamemi yazıyorum
Gelmeyecek günlerin hayallerini koymuyorum bavuluma
Gitmiyorum ki ben bu şehirden
Sen gidiyorsun!
Kalbimi kırdın
Umarım mutlusundur
Umarım pişman değilsindir biliyorum artık çok geç
Ayrılıktada ayrıldık
Keşke gitmeseydim
Keşke son bir defa dinleseydim
Keşke onları güldürmek için en çok sevdiğim seni ağlatmasaydım
Umarım arkamdan bolca cinayetler işlemiyorsundur
Öp sevme
Dokun okşama git ertesi güne kalma!
Ölmedim ben
Sen ateş
Ben toprak, çamurlarla yıkansın ellerim elbette soğuyacak
Güz yağmurları düşecek kırk gün silinip gidecek
Bugün günlerden cuma
Kırkbirinci gün ayrılıktada ayrıldık sen ve ben…! ! !

(04.01.2013)

Dilek Mert

4 Ocak 2013 tarihinde eklendi, 479 kez okundu.

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git