Üşüyorum

Sensizliğin ötesinde,
Gözlerinde ki mahçup ışıltının aydınlattığı
Tenindeki yangınlarla, kışa rağmen
Alev alev yanan bir küçücük odadayım
Nefesinin mis kokusu gelirken burnuma
… Bir bahar müjdecisi ahkamı ile
Bir ömrü gömsem dolmaz sandığım gamzelerini
Düşünüyorum…
Yanıyorum aşka
YAnıyorum gençliğe
YAnıyorum umuda
Ve YAzık ki
Yarına üşüyorum….

Yine bir kasvet var havada
Yokluğunu kırsınlar diye edindiğim
Gözlerimin pasını silsinler
Aslında birazda bilsinler
Sevgi nedir sevmek nasıldır?
Diye edindiğim arkadaşlar var…
İnsanları anlamak için harcadığım zamana değilde
Anlamaya değer insanlar olmadıklarını sezmemle
Unutmaya harcadığım zaman yoruyor beni
Kısa ve kolay olmuyor ömre nispetle
Maddede cismi fırlatıp bir kenara
Manada İsmine tutuluyorum
Düşünüyorum…
Yanıyorum Yalnızlığa
Yanıyorum Ayrılığa
Yanıyorum Ağlamaya
Ve Yazık ki
Dostluğa Üşüyorum…

Böyle Böyle Geçecek zaman der iken babam
Yumdu gözlerini…
Üstümde bayramlıklar
Çıplak kalmayı o zaman öğrendim aslında
İçi boşalınca birşeyin
Dışının onu dolduramadığını
Bana sev demişti bir de
Yaratılmışların cümlesini
Sırf O Yaratmış
Yaratmaya değer kılmış diye
Sevmesem daha mutlu olurdum sanki
Daha bir güzel gülümser
İstanbulu dolaşır
Fatihte Mehmed Akifi yad eder
Süleymaniyede cemaate karışırdım
Oysa şimdi Beyaz saçlarıma asılı keder
Titrek dizlerimin kaldıramadığı cüssemi
TAşısın diye bir de bastonum var elimde
Aradan uzun yıllar geçsede
Senle geçen günlerimi
Annemin şefkatli ellerini
Babamın nasihatlerini
Düşünüyorum
Yanıyorum Pişmanlığa
Yanıyorum Ahmaklığa
Yanıyorum ağlamaya
Ve yazık ki
Yazıklar olsun ki bana
Ona üşüyorum…

Ahmet Kırımlı

16 Ekim 2011 tarihinde eklendi, 540 kez okundu.

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git