Yetmeyen Sevgi

son çırpınışlar bunlar,
son feryatlarım,
ardından döktüğüm,
son gözyaşlarım.
yetmeyen bir sevgiden arda ne kaldı,
içinde bahar kokan,bir yuvam vardı!
inci inci gülüşlerinde güneşi seyrederdim,
bundan ala nur varmı diye söylerdim,
gözlerim gözlerinde yolunu kaybederdi,
gözlerini görmemekse en büyük kederdi,
rüzgarda uçuşan eteğine poyraz nakış işlerdi,
bulutlar salkım saçak dökülürdü semadan nur yüzüne,
yağmur rahmetti her yağışında yanaklarında damla damla.
inciler dökülürdü sonbaharlarda yanağından,
bir inci de ben olaydım döküen,ayağından.
havada dolunay vardı,temmuzun otuzuydu,
hayatımın manası,aşımınsa tuzuydu.
yetmeyen bir sevgiden arda ne kaldı,
yüzünde güller açan,tertemiz bir yardı,
tebessümünde rüzgarlar başakları üflerdi,
savrulurdu başaklar,omuzları sürterdi,
güneş bir yandan yakar bir yandan kavururdu,
yüreğime yüreğime, ateşler savururdu…
ne güzel bir yardı,
gülünce gözlerinde tomurcuklar açardı.
kahkahalarıyla etrafa mutluluklar saçardı,
her türlü saadete keyfiyata düçardı,
ne güzel bir yardı.
hani derler ya hayatın anlamıydı,
kelimenin tam manasıyla öyleydi,
değildi bir sevda macerası,
yürekte kapanmaz bu sevdanın yarası,
iki vakit arası bir külhanbeyi narası,
çağırırdı her daim gün sabaha varmadan,
yelkovanlar akrebin yüreğine vurmadan.
bağırır bağrışırdı,
söylenir söyleşirdi
dertlenir dertleşirdi,
ne olmuştu o yare,bu gidiş te nedendi,
bu terkediş ölüme gider bir nedendi,
yetmeyen bir sevgiden arda ne kaldı,
şükretmez,kıymet bilmez bir yardı…

Ahmed Akif

24 Ocak 2011 tarihinde eklendi, 404 kez okundu.

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git