Nisan 2010 Ayında Eklenen Konular


Dün gibi hatırlıyorum, gözlerim gözlerine bakardı, O yumuşacık narin ellerin ellerimi tutardı, Gökteki bulutlar şahitdi seviyordum seni, Seni bir an görmedim diye bulutlarda benle ağlardı. Ben içkiyle değil aşkınla sarhoş oldum, Hayalimdeki o kızı yani seni buldum, Senin aşkın var ya ben onla varoldum, Dün seni görmedim diye bulutlarla kahroldum. Yeryüzünde kayboldum seni ararcasına, Kalbim sonuna kadar dayanır aşkın acısına, Ben seni sevdim güneşin kızıllığı kararırcasına, Hasretine, ağilmiş sabır taşı aşkın sancısına. Yeryüzünde deniz oldu gözlerim ağlar, Ben beklerim yine gelmedi yar yar. Kaç...
Hava bir ılık, içimde bahar yeli Ilgıt ılgıt dönüyor, balerini Eteklerin, dizlerin de halesi Kesilse başım, gözlerim talip Gönül, beklemez talep Nice canlar, aşkta telef Aşkta, ihtiyata yer yok Merak eden, tavaf da pervaneyi dinlesin Güneş sunar yağmurları, perçeminin eline Sırılsıklam dolandım, zülfünün her teline Aşkı, bulayım diyenin yazgısı, derviş gibi inlesin Merak eden, örümceğin ağın da, arıyı dinlesin Yel okşuyor, süzülüyor erguvan Dolunay başta, gözler elvan Gazelhan gibi, aşkı içer oldum, kana kana Sıcak nefesi, sineme vura vura Merak eden, davul da gön’ü dinlesin Sinesine, baş...
Canım, cicimle başlar Her aşk hikayesi Hiç bitmeyecek gibi gelir insana Oysa sedece adıdır Sonsuz aşk Bir tükenmez kalemin Adını tamamlayıp Bir gün elbet tükeneceği gibi Biter bütün aşk hikayeleri...
Başımdan bir kova sevda döküldü Islanmadım, üşümedim, yandım oy! İplik iplik damarlarım söküldü Kurşun yemiş güvercine döndüm oy! Yağmur yorgan oldu, döşek kar bana Anladım ki kendi gönlüm dar bana Alev dolu bardakları yâr bana Sunuverdi içtim içtim kandım oy! Sevgi ektim, naz biçmeye çalıştım Ne zamana, ne kendime alıştım Kırk senede yedi hasret bölüştüm Yedi dünya bana düştü sandım oy! Gönül şahinimi yordum gerçeğe Sonsuzda yüzümü sürdüm gerçeğe Teselliden kanat kırdım gerçeğe Tecellinin sinesine kondum oy!
Sevdim, Bir çift ela gözü Sezdim, Bu, gerçek aşkın özü Yazdım, Bu bir aşık sözü Gezdim, Dağı, bayırı, düzü Bulamadım hiçbir yerde Aşkının yok ki izi Bekleyemedim, Kışı, baharı, yazı Duy sesimi Beni aklına kazı Hisset ki artık Bu içimdeki derin bir sızı Çıkagel artık yanıma Seni gidi aşk hırsızı!
Elini tutmayı, ‘’Seni seviyorum‘’ demeyi Ne kadar çok isterdim biliyor musun? Senin o güzel gözlerine bakıp Sevgi kelimesine yeni bir anlam katmak isterdim Zaten beni kalbimden vuran O güzel gözlerle bana her bakışında Tatlı tatlı gülümsemen değil miydi? İşte ben burada yanıldım Senin sevgin, bana bakıp gülümsemen Hepsi yalandı. Sen sadece av arayan bir hırsızdın Sen benim aşkımın hırsızıydın
bir gün bu şehrin en yüksek tepesine senin heykelini dikeceğim limana yanaşan gemilerden önce sen görüneceksin sen yol göstereceksin karanlıklarda pullarda senin resmin olacak vitrinlerde senin fotoğrafların bu şehre gelenlere önce seni gösterecekler bense dilediğim gibi günün her saatinde yalnız seni göreceğim ve karlı, soğuk bir kış günü senin o duygusuz ayaklarının dibinde can vereceğim.
Ömrüme mutluluk verdiğin gibi Sev beni gönlünce kendin de sevil. Sevdalı kalbime girdiğin zaman Sev beni gönlünce kendin de sevil. Aşkıma karşılık verecek olsan Ağlamak isterken yanımda kalsan Sevgiye doyacak bir güzel bulsan Sev beni gönlünce kendin de sevil. Hayata umutlar kattığın kadar Özlemle adımı andığın kadar Yanımda huzuru bulduğun kadar Sev beni gönlünce kendin de sevil.
Aşk herşeye rağmen varolabilmekti hani... Suskun bahara ses vermelisin yorgun bedeninle süslenmeli sokaklar Avucunda bir kaç demir para tutan çocuğu seyret ve biraz ötede titreyen elleriyle bebeğini sımsıkı tutan şu serseri anneyi Hani bir zamanlar vazgeçmeyen bir sen vardı Umutla eşlenik zamanlar yaşayan şimdi gözyaşlarını ayaza teslim etmiş sen... Cesaretine meydan okuyor insanlar duyuyor musun? Geçmiş zaman hikayeleri anlatamam geçip gitmiş bir zamanı sorgulayamam çünkü ama ya aşk? Bedeninle son bulan o tarifsiz duygu ne oldu onca yol katettiğin şeylere hani hüsran sabahlarda tenini ısıtan bedenler yalnızlığın...
Aşk herşeydir, belki de bir dahilik. Asırlardır yaşanır, ne son ne de ilk. Kuralı vardır, tek değil iki kişilik. Aşk herşeydir, büyük cesaretlilik. Yudumdur, denizdir, tek bir içimlik. Yaşamdır, havadır, tek bir nefeslik. Ona vız gelir, ihtiyarlık ve gençlik. Aşk herşeydir, büyük centilmenlik. Sadece üç harf, tek bir hecelik. Saygısız misafirdir, kalır gecelik. Kendi gelip kendi gider, ne incelik. Aşk herşeydir, büyük yüreklilik. Dil, din, ırk aramaz, tam bir cennetlik. Acı ve hüzün satar, bilmez tembellik. Her yerde onun adı, işte onda güzellik. Aşk herşeydir,...
Belki yine sana rastlarım diye, Dolaştım sahili bir uçtan uca. İşte şu kayaydı oturduğumuz, İlk kez öptüğüm yer,seni usulca. Dünyanın en mutlu insanı bendim, Utanarak bana sen sokulunca. Bir hüzün sarmıştı her ikimizi, Saatler geçipte akşam olunca. Sözünde durupta gelesin diye, Dualar etmiştim gece boyunca. Nasıl ağlamıştım, martılar şahit; Gittiğini balıkçıdan duyunca. Umutla bekledim her yaz ben seni, Geleceksin diye tatil olunca. Alışkanlık oldu dolaşmak bende, Seni bulmak için sahil boyunca. 26 Nisan 1995 Vahit Aydemir
Yıllar önce sana söylenmiş bir söz vardı Hatırlar mısın bilmiyorum ‘Seni seviyorum’ diyordu telefonda Sarhoş bir ses... peltemsi dille Yarım yamalak kelimelerle Yüreğinin sesiyle sesleniyordu sana İrkildi… Telefondan gelen ‘çat’ sesiyle Burkuldu… Yüreğin içindeki korla Gece indi gündüzün ortasına birden Öylece kala kaldı orta yerde Kaç yıl geçti aradan Hesabını yapmadım sensizliğin Yanacak her şey yanmış Lavlar soğumuş korlar küllenmiş Ara sıra sızısı vursa da sevdanın Derin bir ‘ah’ ile uyuşuverirdi zaman Bir gün sana yeniden ve de aniden ‘Seni seviyorum’ derse dudaklar İster peltemsi, ister utangaç, ister...
Sayfa başına git