Ağustos 2010 Ayında Eklenen Konular


Gökyüzü karanlık Gözlerin en az gece kadar siyah Etrafa baktığımda, binalar, ışıklar, yıldızlar ve çeşitli bir çok şey Hepsi gecenin karanlığını az da olsa dindirebilmek içindir, bilirim İçim karanlık, karamsarlaştım bugünler Sende kaldıırsana kafanı aydınlanırım belki, tıpkı gece gibi Gece, ah gece... İçine türlü pislikleri sindiren, insanları yavaşça karanlığına çeken, bazıları için huzur, sadece huzur Geceye lafım yok, elbet severim Hele bir gece seni düşünerek şiir yazmak kadar güzeli asla yok. Sen, ah sen Gece gibisin, beni içine çekiyorsun ama yavaş değil hızla! Aslında geceyle kıyaslamıyorum...
Geceyi yorgan yaptım çekilesi acılara, Sabahı beklemeye zaman kalmadı. Şafak sökerken bülbül sesleriyle, Sensiz gecelerin koynunda kala kaldım... Ben sensizliğin karanlığında ağlarken, Gökyüzü gözünü yumdu yalnızlığıma, Garip kuşlar gibi dolanırken semada Bulutlar gözyaşlarım karşısında kifayetsiz kaldı, Hiçbir neşe bu yüreği teselli etmezken, Yok oluşları yaşamaya başladım. Henüz yakarışlarım semaya ulaşmamışken, Ölüm ile yaşamın arasında kaldım... Sensizlik bana zulüm olurken, İnfazı bekleyen mahkuma döndüm, Zincire vurulmuş bir köle misali, Kilidi kaybolmuş prangaya döndüm.. Deniz
Aşk bize yasaktı...Gözlerim gözlerinin içinde kaybolurken ne kadar kaçmaya çaıştıysamda, gözlerin sözlerin hep önüme çıktı... Berrak bir yaz gecesinde yıldızlarda, dağ başında yakılmış ateşin alazları arasında.Bir tavernada söylenen hüzünlü şarkılarda. Köhne meyhanelerdeki kadehlerde... Kaçtıkça içime işilyorsun nefes gibi... Aşk bize yasaktı...Alışmaya çalışıyorduk yoksunluğumuza, kavuşma umudumuz olmasa bile. Hissediyorduk, sevgimizi, hüznümüzü ve bitimsiz aşkımızı... Aşk bize yasaktı...ellerimiz avuçlarımız arasında ısınmasada, gözlerimiz gözlerimizin içinde kaybolmasada. Dudaklarımız ürkek ve titrek buseler alamasada..Dizine uzanıp mehtap seyrdilemesede...
Şiirler yazarım hep senin için, Soramadım niçin gittin niçin, Eriyorum o güzel gözlerin için, Şiirler yazarım hep senin için. Şiirler yazarım güzel gözlere, Sitem edemedim sitem sözlere, Elemle bakarım solan yüzlere, Şiirler yazarım hep senin için... Şiirler yazarım derdim bilinmez, Gözümden akan yaşım silinmez, Ayrılık ölüm gibi geri gelinmez, Şiirler yazarım hep senin için..... Yusuf Önder Bahçeci
Nefesimsin. Aldığım en derin nefes gibisin, Girdiğinde içime, Can verdin solmuş, kırgın yüreğime, Kan oldun aktın damar damar derinlerime, Derman oldun ayakta durmasını unutan dizlerime, Yolunu buldun sen aktın tüm benliğime, Tuttun çevindin beni, Tamda gelmişim son durak arefesine, Son nefesimi beklerken bir kanarda, Aldığım en derin nefes oldun sen bana, Nefesimsin……………………….. Süleyman Düzgünoğlu
PRANGA Erkeği dişisi var, zorlukla kolayı var. Yetim eşsiz kalan var, vali olan mı var? Zalimi zulmü, ganimetçi yağmacı var. Yolsuz kalanı yola koyan, yoksulu zengin kılan mı var? Nerede kıvanç, sevinç kaynağı? Fırtınalarla sellerle feryatla tutuştu hayat. Nerede mavi göğün aydınlatan ışığı? Nerede halkın gözlerindeki umut? Ellerinde pranga av olmuş insanım. Hüzün dolu inleme zorbaya gönenç. Neden kırılmaz pranga,bu utanç? Seni kim, ne özgür kılar halkım? Abdullah Bedeloğlu
Ey yâr! Ruhumuz ruhunuzu, Yüreğimiz yüreğinizi, Bedenimiz bedeninizi, Tanıdığından bu yana; Bizi bizden aldınız. Tatmadığımız lezzet, Gezmediğimiz bulut, Gitmediğimiz cennet, Görmediğimiz güzellik, Kalmadı bu dünyada. Ey yâr! Ilık nefesiniz nefesimize, Ahu gözünüz gözümüze, Güzel özünüz özümüze, Sıcak teniniz tenimize, Değdiğinden bu yana Bütün akan sular durdu, Duran bütün sular dondu, İçimize aldığımız nefes, Yediğimiz her bir lokma İçtiğimiz bir yudum su, Uğruna ölünesi yâr oldu. Ah yâr! Herşey yâr. Varsa yâr, yoksa yâr, Gerisi boş... Gerisi yalan... 29.08.2010 Özkan Tan
Yüreğimde açtığın o müstesna gülünü Bin defa derer oldum, günde okyanus gözlüm. Yüreğimi kavuran o sımsıcak çölünü Ateşle karar oldum, tende okyanus gözlüm. Sevda şarkısı söyler taşıdığımız yürek Böyle başladı bu aşk böyle gidecek sürek Çağırırsan gelirim diyor can, isteyerek Ben seni sorar oldum, sende okyanus gözlüm Sen yoksan neyleyeyim mehtabı, dolunayı Sen yoksan neyleyeyim, ben bu yalan dünyayı Sensiz kaldığım gece gördüğüm her rüyayı Hayıra yorar oldum, canda okyanus gözlüm Bende ki sevgin büyük, adını ne dersen de Coşari biliyor ki, değeri...
ilk aşkım, ilkokul yıllarıydı, henüz tebeşir tozunun içilip ateşin yükseltildiği ve okuldan kaçıldığı yıllar... sıraya baş harfini kazımaktan bile utandığım, ve ona kendimce verdiğim ismi sıralara yazdığım, sıraların sırdaşım olduğu yıllar... ve onun yanına giderken, kullandığım ilk güzel koku, boynuma astığım kokulu silgimdi... ama o bunu hiç farketmedi... öyle ki aşkın en saf haliydi. Bilal Akçay
Şu dünyada sana aşığım dersem, Celallenip te bana kızar mısın? Akşam sana mektup yazıp göndersem, Okuyup bana cevap yazar mısın? Sevdiğim ben sen olmadan n'ederim? Sen oldun artık hayatta kederim. Akşam üstü yoldan geçer giderim, Bana bakıp usulca süzer misin? Şöyle ikimiz beraber bir safta, Yarın bir gün olmazsa öbür hafta. El ele tutuşup şöyle etrafta, Gel desem benim ile gezer misin? Ben senden başkasına yar diyemem, Senin yüzüne bakmaya doyamam. Sevdiceğim ben sana hiç kıyamam, Sen laf söyleyip beni üzer misin? Yusuf senden başkasıyla olamam, Her...
Ben... Gördüğüm kadar benim.... Ben.... Göğe baktığım kadar Gök benim olur Biliyorum.... Ben... Duyduğum kadar benim.. Ben... Dalgaları duyduğum kadar Deniz benim olur Biliyorum... Ben... Gördüğüm... Duyduğum... Anladığım kadar benim Biliyorum.... Ben... Toprağı... Kazdığım kadar... Ben... Kuşları.. Uçtuğum kadar Anlarım... Ben... Benden öte... Benden içeri... Neyi bulsam severim... Senden ötürü.. Ben... Aşk'ın esiriyim.. Ellerim kelepçeli... Gözlerim bantlı... Ayaklarım prangalı... Sen'in İstediğini görmakteyim... İstediğini duymaktayım... İstediğini anlamaktayım Yalnızca... Sen'in Çektiğin yönlere Sürüklenmekteyim... Ellerim kanasa da... Gözlerim kararsa da... Ayaklarım tutmasa da... Ben... Aşk'ın esiriyim Benden öte de Benden içeri de olsa.. Neyi bulsam razıyım Senden olduktan sonra... Ben... Biliyorum ki... Gönlün elleri yok.. Kelepçe tutmaz... Ben... Biliyorum ki... Gönlün gözleri yok... Bantla kapanmaz... Ben... Biliyorum ki... Gönlün ayakları yok... Pranga vurulmaz.... Ben... Bilirim... Gönül avaredir... Dolaşır durur... Arada bir aklı karışır... Ben... Bilirim ki... Sonunda.. Gönül gülüne... Gül bülbülüne... Bülbül kafesine Kavuşur.... Fikret Turhan
Bir limon çiçeğinin kokusu çağırır sizi, O en uzak bahçelerden, Önce kokusuna tutkun,sonra ışıltısına.. Tüm algılar doludizgin,uçarcasına, Kollarında bulursunuz kendinizi, Yeşil ve beyazın. Nasıl severdiniz.? Görmeden rengini bir kelebeği, Koklamadan diken içinde çiçeği, Dokunmadan tenine bir bebeği, Duymadan çağıldayan pınarın sesini.. Denizin dalgaları seslenir size, Köpük köpük beyaz ve mavi.. İspinozların sizi çağıran davetine.. Karşı koyamazsınız bir şafak vakti, Derinlerinde bulursunuz kendinizi, Bestelenmemiş melodilerin. Sevmez miydiniz? Görmeseniz de, Anlam katınca hayatınıza bir kelebeği. Koklamasınız da, Sevda yüklü diken içinde çiçeği. Dokunmasanız da, Yarına umut olan bir bebeği. Duymasanız da, Hayatı var eden pınarın çağıldayan sesini… Severdiniz,...
Sayfa başına git