Siirler.Biz

Aylar: Şubat 2014

gençliğimde, kışmış dinlemezdim yönümü rüzgara döner... düğmelerimi çözer... yağmuruna karına göğsümle diklenirdim... şimdilerde, rüzgara sırtımı döner... yakalarımı diker... yağmuruna karına...
aşk dolu bakan kederli gözlerinde gördüm sevda sözlerini dilinde dolandırırken ben zaten anlamıştım aklından geçenleri sıcaklığın sarmıştı tüm benliğimi ruhumu...
gök ve deniz, enginde... göz ve ses, gönülde.... sen ve ben, sevgide birleşir... ve yaşar gideriz... Fikret Turhan-Yalova 27.02.2014
ormanda, bir ağaç devrilir yere düşmesin diye tüm ağaçlar ona eğilir... toplumda, bir insan devrilir yerlerde sürünsün diye tüm insanlar kenara çekilir... hani... bir ağaç gibi tek ve hür... bir...
eskilerde... karanlıklar düştüğünde soğuk kış geceleri şehirlerin üstüne... şehirler uyurdu solgun sokak lambalarında... arada bir çalan bekçi düdüklerinde... bozacıların çağırışlarında.... ve aralanan perdelerin ışığında... biraz uyansa da...! şimdilerde... karanlıklar kaldı yıldızsız ve...
gönül yanar... göz ağlar... gönül, damla damla kanar... göz aralanır... gönül yaralanır.... göz, damla damla ağlar... gönül dağlar... göz bağlar... gönül, damla damla çağlar... Fikret Turhan-Yalova, 26.02.2014
Bir zamanlar hepimiz de hayatın yükünden habersizce yaşayıp giden masum çocuklardık,sokakları ayakta tutan, sokağı sokak yapan masumlardık. Saklambaç oynayıp saklandık, kovalamaca oynayıp yakalandık, sulu şakalar yapıp...
sen; bir şarkıydın kulaklarımda, dinlediğimce benimdin... sen; bir şarkıydın dudaklarımda, söylediğimce benimdin... sen; bir şarkıydın duygularımda, hissettiğimce benimdin... sen; bir şarkıydın damarlarımda, nefeslendiğimce benimdin... Fikret Turhan-Yalova, 25.02.2014
nasıl bir aşk’tı bu? ben, sayfalar dolusu romanlar yazarken… sen, birkaç satırlık küçük bir notu bile esirgiyordun benden… nasıl bir aşk’tı bu? ben, ocaklar dolusu ateşlerde yanarken… sen, birkaç parça küçücük korları bile esirgiyordun benden… nasıl bir aşk’tı...
Bazen,susarsın işte, Mühürlenir dudakların, Sen diyemezsin, Ben diyemezsin, Biz hiç diyemezsin, Bazen,çaresizsin işte, Elin kolun bağlı kalır, Gel diyemezsin, Git diyemezsin, Gitme kal hiç diyemezsin, Bazen,uyuyamazsın işte, Gözlerin yastığına baka kalır, Kalk...
otlar... yeşil yeşil kokuyor... hem seni... hem beni.... hem de gizli niyetlerimizi örtüyordu... söğüdün...
ateşim... söner gibi... alevlerim soldu, közlerim soğudu, küllerim bahtiyar oldu... sevdan... geçer gibi... çiçeklerin soldu, kokuların dondu, hasretin bahtiyar oldu... ateşim... söndükçe yellerini... sevdan... geçtikçe güllerini bekler oldu... Fikret Turhan-Yalova, 23.02.2014
gönül, sevgiyle büyür... dünyalara sığmazdı... beden, dünyaları yese bile asla doymazdı... Fikret Turhan-Yalova, 23.02.2014
zaman, evrenden de öte idi... zamanı, bir saatin içine sığdıran kimdi? ... aşk, zamandan da öte idi... aşkı, bir yüreğin içine sığdıran kimdi? ... aynı zamanda aynı aşkı yaşamaksa bizim işimizdi... Fikret Turhan-Yalova, 23.02.2014
Ne kendini zorla nede beni yor, Sevdaya dalmadan hele bir düşün. Bu yollarda nice aşık eriyor Sevdaya dalmadan hele bir düşün. Bir tatlı işveye...
dertler, seni üzse de gözlerinin içiyle gülümse... dertler, seni geçse de koş gönlünün tümüyle final senin olacak hiç üzülme... Fikret...
eskilerde, yağmur gözlümü özlüyordum... şimdilerde, yağmurun kendisini... yağmur gözlüm, anıların içinde kaldı... yağmur, bulutların çok gerisinde... kim derdi ki eskilerle şimdileri yağmur birleştirecek diye... Fikret Turhan-Yalova, 21.02.2014
gece miydi? karanlığı kendine seçen ve de yıldızları görünür eden... gece miydi? ayı kendine seçen ve de yakamozları suya seren... gece miydi? sessizliği kendine seçen ve de sensizliği...