Siirler.Biz

Ahmet Telli Şiirleri

Ahmet Telli Aşk Bitti Bir aşk nasıl biterse öyle bitti bu aşk da Uzun bir hastalık gibi Aralıksız dinlediğim alaturka bir fasıl gibi Gökyüzüne...
On beşine bastı mı dudaklarında bir türkü elinde bayrak kavga sokaktaki oyuna benzer artık çocukluğu benzemez çocukluğa Deniz okşayabilir mi sarışın bir dağın rüzgarlı saçlarını uzanarak yelesine hayatın tutuklayabilir mi zindanlar onun vuruşkan...
Gün bitti, elindeki güller de soldu anımsanacak neler kaldı bugünden paylaşılmış olan nelerdi sımsıcak belki bir türkü söyleriz geceye karşı saçlarını tarazlayan bir şafak...
I Gün ağarmadan yola çık sislenmeden bütün dağ taş Dönüp dönüp bakma artık bir ozan gibi ayrılığa düş Dehşetli bir acıdır belki uçurum, orman ve rüzgar ve...
Yenildik; Şimdi kim bilebilir zakkumun O kekre tadını bizim kadar Tenimize sinmiş sülfür kokusunu Soluğumuzdaki cıvayı kim duyar İntikamcıydı bilim, sezgimizse Gölgesi sulara vuran bir ceylan Neyi...
Bir kent nasıl öldürülür göz göre göre ben inanmıyorum kim ne derse desin Sodom ve gomore efsanelerde kaldı yaşanan bir başka tarih şimdi şöyle...
Bir süredir kuşlar da yok Kentin bulanık göğünde Dumanlı bir uğultu Uzayıp dururken sokaklarda Ürküttü bütün kuşları da Öfkeyi kollayarak sakin Kalabilmenin zamanıdır Biliriz ki bizimledir doğanın Ve...
Hayatın devraldığı sessiz bir özsudur acı birikir yüreğinin kıvrımlarında ve ağar gözlerine ağır ağır Bulutlar yere inmiştir artık ya da gurbettesindir Unutma Bir hayalet gibi kapındadır yalnızlık denilen...
Yüklenmiş kanadına uzak kırların ve gecelerin kar ürpertilerini taşıyıp gelmiş buraya dek hâlâ uğulduyor ürkek göğsünde dağ başlarının çelik fırtınaları Çocuksu bakışlarında yorgunluk değil bir hasretin...
Toprağı nasıl kavrarsa ayrıkotları ve nasıl çölleştirirse usul usul öylece sarmış seni yanlışlar çürütmüş yüreğindeki öfkenin dayanıksız tohumlarını çorak bir toprağa döndürmüş içini Zehirli sütleğenler sürülmüş...
Ne hüzünler kurtarır seni ne çeyiz sandığının ceviz gölgesi ve ne de acının ses duvarındaki yorgun ve bıkkın bekleyişler Acılar karartmışsa bile günlerin duvağını düşürmüşse...
Tuzağa düşmüş bir ceylanın bakışındaki hüzün değildir umut Kınalı keklik gibi ürkek bir kuş da değildir Ne yalvar yakar olmuştur zulmün pençesinde ne de düşürmüştür kırların ve...
Sen dostumdun benim gülünce güneşler açan Bulutlara rüzgara asarım suretini her akşam Her akşam bir mektup yazarım dağlar kadar Meşeler göğermiş diyorsun, varsın...
Ne gözlerindeki çöl yanlızlığı Ne de yüreğindeki sönmüş volkan Büsbütün kopmuş sayılır yaşamaktan Şüphesiz eski bir frenks kadar Alışkın değilsin bekleyişlere Ama suskunsun bir sfenks...
-I- Yaşananı aşan sevda yorumu Şiirin kanıyla yoğrulmamışsa Gülün hevengini coşturan bengisu Verilmemiştir çeliğin damarına -II- Şiirden söz açılınca Diyor ki bana konuğum - Başka söze gerek yok Aşktır...
Hiç kimse senin kadar yakıştırmamıştır hüznü kendine Hüzünler ki aşkın ve şiirin yıllanmış şarabıdır damıtılmıştır acıların imbiğinden Hüzünler ki şairlerin yüreğinden uçuşan sararmış çiçek tozlarıdır Biraz da...
Ölüm diyor ki, -Ne diyor ölüm? -Cemal hariç değil! Diyor ki, -Ne diyor Cemal Süreya? -Her ölüm erken ölümdür/ üstü kalsın -Olur diyor ölüm, kabul!
Sedef, safir ve kör uyku, dünden Kalan bir aynaya vuruyor düş gibi Ve kâhinin her remil atışında ölüm Kara değil, karada havada ve...