Siirler.Biz

GÜLERYÜZ

tohumunda ayrılık varsa aşkın mahsulun gözyaşıdır benim gibi ağır ağır öder yürek cezasını susar yalan tohumunda ayrılık varsa aşkın mahsulun gözyaşıdır benim gibi ağır ağır ödersin zamanla...
Kumlar uçunca eski evin sokağında. Yaz bitimi geldin aklıma. Tozlandı hayalin kırık pencerede. Hatıran derin ıslandı yanaklarım. Ne dünyalar yıktım seni bulmak için. Ne umutlar unuttum...
Minicik ellerinde bir bebeğin aşılmaz dağlar görüyorum. Yorgun gözlerinde bir ihtiyarın yıkılmış dağlar çiziyorum. Hayat bu ya, gelir geçer iyi günler, kötü günler. Herşeye rağmen gökyüzüne bakıp güzel bir şey düşün. Umutsuzluk...
Eğer ölürsem buralarda. Eğer benim için ağlayan biri varsa başucumda. Eğer ölürsem buralarda. Vasiyetimdir beni götürsünler doğduğum topraklara. Beni köyümün yağmurlarında yıkasınlar. Başucumda biten yediverenler, aşıklar...
Yanına gelmeye cesaretim yok Kapanamam dizine Yoluna ölmeye hiç niyetim yok Güvenemem sözüne Uzun zamandır böylesin sen Ne sorup ne de ararsın Usandım artık bu hallerinden Sen...
Evden çıktığımda akşam oluyordu İçimde bir yara hala kanıyordu Gözüm dalıp dalıp o günlere gidiyordu Elim kolum bağlı her yanım titriyordu Tam bu akşam...
Sımsıcak damlıyor yanaklarımdan ayrılık Ayrılıktan da zor gelir insana bazı şeyler Bıraktığın birçok hatıra sağda solda toplanmadım Unuttuğun bir fotoğraf var bakmaya doyamadığım Aşık...
Seni ilk öptüğüm andı mutlu son. Daha yeni anlıyorum. Ne gerekiyorsa yaptım. Şiirler, şarkılar... Bir gece kapında bile yattım. Senin için daha ne yapsaydım? ERHAN GÜLERYÜZ
Ölürsem İstanbul'da ölmeliyim ben. Namazda martılar geçmeli üstümden. Mümkünse kış olmalı. Mümkünse kimse duymamalı. Ölümler sıkıcıdır yaşayanlara. Mümkünse bir mezarcı,bir hoca... Tahta,toprak iş bitince, midyeleri koyup saca, laflasınlar umarsızca. ERHAN GÜLERYÜZ
O güldüğüm basit aşk şarkıları Özür dilerim sizden çok özür dilerim Bu acıyı anlatacak kelime yokmuş meğer O yüzden hep aynıymış cümleler. ''Ayrılık ölümden beter'' ERHAN GÜLERYÜZ
Gelemiyorum diye arama beni, Gelmiyorsan tek bi nedeni olur. Anlarım ki bu gece bana, Başka bir yerde bir neşe bulunur. Aya baktım ay mavi, Yaya...
Artık çıkmıyorum İstiklal'e. Sabah Fatma Hanım uyandırıyor. Helva, ekmek, çay... Bana onlar bakıyor. Odanın hali perişan, ben perişan. Kimse yok işime karışan. Ara sıra balkona çıkıyorum. Fesleğenler kuruduğunda...
Gözlerin bulut olmuş. Sana ne oldu böyle? Görüşmeyeli çok değişmiş hallerin. Haberlerde gördüğün o yılgın suretler mi, yoksa çaresiz terkettiğin çocukluk düşlerin mi? Bana her şeyi anlat. Ne varsa...
sormadım hiç kimseye, 'şimdi nerdedir? ' diye ismini söyletmedim ben dost sohbetinde kızmadım kızamadım suçlu bendim belki de sadece seni çok çok sevdim hepsi bu.. vurdu günbatımı aşkımızı, zordu...
Ben seni değil, sen beni terk et. Bana hasretlik bırak. Bir eylül akşamında, eş,dost muhabbetinde bir pişmanlığım olsun. İki kelam aşk bırak. ERHAN GÜLERYÜZ
Nur yüzüne çizdiğin çaresizlik yakışmamış sana. Gül tenine giydiğin o yalanlar hiç olmamış. Ben daha iyisini de görmüştüm. O nur yüzünü kıskanan kuyruklu yıldızları, o gül...
Ne geceler ne gündüzler gördüm En vazgeçilmez yeminlerden döndüm Görmedim senin gibi sevmedim hiçkimseyi Yapayalnızım şimdi unuttum gülmeyi......... Sen Vaktinden çok sonra gelen Sevdalı bir yağmur...
Ben, seni düşünürken, yaşım ne olursa olsun çocuk olurum. O kolu sökük, el örgüsü kazak ve lastik tokyalarıyla salya sümük küfredip, ağlayan, minicik elleriyle pencereleri kıran, isyankar,...