﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>TAVSİYE - Siirler.Biz</title>
	<atom:link href="https://www.siirler.biz/siir/tavsiye/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.siirler.biz</link>
	<description>Birbirinden Güzel Aşk Şiirleri Ve Aşk Sözleri</description>
	<lastBuildDate>Mon, 27 Sep 2010 22:15:11 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>TAVSİYE</title>
		<link>https://www.siirler.biz/tavsiye.html</link>
					<comments>https://www.siirler.biz/tavsiye.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[kmlsld]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Sep 2010 22:15:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sizin Şiirleriniz]]></category>
		<category><![CDATA[kemal okumuş]]></category>
		<category><![CDATA[TAVSİYE]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.siirler.biz/?p=13727</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir küçük evin olsaydı, içinde bir gül kokulu yarin, bir kaç küçük de goncan... Az birikmiş paran, bayramlarda aile, eş, dost ziyaretine götüren orta halli bir araban, yek yüreğine tek sevdan...</p>
The post <a href="https://www.siirler.biz/tavsiye.html">TAVSİYE</a> first appeared on <a href="https://www.siirler.biz">Siirler.Biz</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Har vuralım da harman savuralım sevdaları; daha harlanmadan  oncağızların ateşini, bir gayret, müthiş bir teşebbüsle üfleye püfleye  söndürelim. Dünya malına kurban edelim sevda saraylarını; bir deri  koltuğa, kiraz bir masaya feda edelim aşkın saltanatını. Kurulmayalım  gönül tahtına, kurulalım her sabah atadan değil öteden kalmış dünya  tamahıyla, koşalım koşabildiğimiz kadar çatlamaktan korkmaz atlar misali  zembereğimiz boşalana kadar. El bebek gül bebek pışpışlayalım  sevdalıları, riyakarca iltifatlar edip, bukalemun misali bir gözümüz ona  bakarken diğeriyle iliğine kadar izleyelim dünya curcunasını. Ne yardan  geçelim ne serden ne de muhtemel diğer sevgililerden. Hıçkıra hıçkıra  ağlayalım bitince yalancı bir sevda; yenisi başlayana kadar dünya  muhabbetiyle sarhoş olalım. Başlayınca yeni bir yalancı sevda, serden  geçelim, sellerden geçelim, dağlar delelim, çöller aşalım, şiirleri  destanlara katalım, yaptığımızı zannedip bütün bu yapmadıklarımıza şaşı  bakıp şaşıralım. Hükmü daha güzeli önümüzden geçene kadar sürsün kara  sevdaların. Hatta renkleri de solsun, griye çalsın, durmasın davullar  çaldıkça çalsın; anahtarı paspasın altına koyup üstüne not düşelim de  isteyen istediği zaman elimiz yarin saçlarındayken gelip yeni yar olmak  için kapımızı çalmadan kalbimizi çalsın. Cebimiz dolu olunca yüreğimizin  boş olmasına kulak asmayalım. Cep dolu olunca kolumuzda dolu olur  vesselam deyip, aklımızın üstüne oturalım; sonra da yaşadığımız her  tümden bitim gecelik günahlara &#8220;aşk&#8221; diyelim arsızca. Soy sürdürmek için  ekilmesi gereken tohumları, &#8220;tecrübe&#8221; diye etiketlediğimiz tüm  gereksizliklerin yaşandığı kara kutu mekanlarda dağıtalım; veledi  zinalar peydahlayıp, &#8220;gençlik çok asi, geleceğimizden hiç ümidimiz yok!&#8221;  diye aptal aptal hayıflanalım.</p>
<p>Buraya kadar  konrolümüzdeydi her şey. Bir de işlerin kontrolümüzden çıktığı vakitlere  bakalım. Önce kapatmaya çalışmaktan usanırız, her gün bir yenisini  aralarına törenle kabul eden beyazları. Derimizde beliren, sütun gibi  vücutlarımızı sergilediğimiz plaj günlerinden hatıra lekeleri saymaya  başlarız gece uykudan önce. Koyun saymak gibi olmaz, kaçar uykumuz  gelecek yere. Ne çirkin durur her bir kırışıklık elde, yüzde, bedenin  her bir köşesinde. Gerdirip de kendimizi, artan derileri Türk hava  kurumuna yeni uçaklar için bağışlasak da içerden çürüyorsun be abla,  davul gibi yanlara kasnak taktırsan ne fayda? Elde avuçta ne yok ki,  onca hırsın tamahın meyvesi, bir yığın mal, mülk, mücevher, para&#8230; Ah  bir de tüm bunları avuçlayacak takatimiz olsa. Ettiğin vefasızlıkların  tam da suratına çalınma vaktidir. Bu günler yarı yolda bıraktığın  herkesin, senin evinin yarı yoluna kadar bile gelmeye tenezzül etmediği  günlerdir. Ettiklerinin hesabını tutmamışlar öyle değil mi becerikli  binbir maharet muhasebecilerin. Son nefesin hangisi olduğunu bulmak için  sayıyor musun &#8220;son üç, iki, bir&#8230;&#8221;?</p>
<p>Bir küçük evin  olsaydı, içinde bir gül kokulu yarin, bir kaç küçük de goncan&#8230; Az  birikmiş paran, bayramlarda aile, eş, dost ziyaretine götüren orta halli  bir araban, yek yüreğine tek sevdan&#8230; Üzerinde kocayacak, iki baş  konulacak bir yastığın, az biraz da ağız tadın olsa olmaz mıydı? Son  nefeslerini sayanların yerine son nefesinde elini bir tutanın olsaydı  keşke! Siyasi kapışmalar, rant mücadeleri, yeni dünya düzenleri yerine,  aklında bir tek insan olmak, yaradılmışı sevmek olsaydı, Yaradandan  ötürü keşke&#8230;</p>
<p>KEMAL OKUMUŞ (K.O.)</p>The post <a href="https://www.siirler.biz/tavsiye.html">TAVSİYE</a> first appeared on <a href="https://www.siirler.biz">Siirler.Biz</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.siirler.biz/tavsiye.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
