Eylül 2009 Ayında Eklenen Konular


Ağlamak için gözden yaş mı akmalı? Dudaklar gülerken, insan ağlayamaz mı? Sevmek için güzele mi bakmalı? Çirkin bir tende güzel bir ruh, kalbi bağlayamaz mı? Hasret; özlenenden uzak mı kalmaktır? Özlenen yakındayken hicran duyulamaz mı? Hırsızlık; para, malmı çalmaktır? Saadet çalmak, hırsızlık olamaz mı? Solması için gülü dalından mı koparmalı? Pembe bir gonca iken gül dalında solmaz mı? Öldürmek için silah, hançer mı olmalı? Saçlar bağ, gözler silah, gülüş, kurşun olamaz mı?
Yağmur olup yağacağım düşlerine bu gece Bir gelincik çiçeğiyle geleceğim Ve gelincik kadar narin bir kelebeğin kanadında Kopar beni diyeceğim, kıy bana Kırmızı gözyaşlarıyla ağlayacağım önünde Sis olup çökeceğim düşlerine bu gece Hayal meyal göreceksin beni Ya da göremeyeceksin sana uzanan ellerimi Tik tak, tik tak... gecenin onikisi değil duyduğun Kalbim... senin tam onikiden vurduğun Vicdan olup sızacağım düşlerine bu gece Acı bana diyeceğim en son dileğimi en başa alıp Ve belki duyarsızlığına bir sitem yayılacak dudaklarımdan Bekleyeceğim son sözünü ,sonsuza dalıp Ümit olup...
Ölmeyince unutulmuyor gözlerin Her aynada gülüşlerin Her nefeste yeminlerin... Kolay mı unutmak Her şeyim sen olunca.... Sensiz bu alemde tek başına yaşamak Ölmeyince unutulmuyor gözlerin Ölmeyince silinmiyor sevgin Her sabah sensizliğe uyanmak Her gece karanlığında seni aramak Kolay mı sensiz yaşamak Her şeyim sen olunca... Sensiz bu hayatta nefes almak Ölmeyince silinmiyor hasretin Ölmeyince unutulmuyor yüreğin Her sokakta sesini aramak Her rüyada ismini anmak Kolay mı sensiz nefes almak Her şeyim sen olunca... Sensiz her rüyadan kabusla uyanmak Ölmeyince unutulmuyor gözlerin...
Acılar vardır, bir de çaresizlikler Ne zaman başladıysa benim öyküm Yürüdük, kimbilir kaç yıl beraber Bir yanımda aşk, bir yanımda ölüm Durup durup kirlendim yaşadıkça Aşktı beni yıkayan, Arıtan su Dünyamı saran bir uçtan bir uca Hep o bir gün sevememek korkusu Ben kalbimi o taşlarda biledim Bütün pisliklerini yeryüzünün Kazıdım hançerimle yeniledim Son dakikasında bile ömrümün Ben Tanrıdan başka bir şey istemem Her sevgiye açık olsun pencerem
Gidiyorum bu şehirden Yarınlarımı seninle yaşadıklarımı ... Her şeyi geride bırakarak Sensiz gidiyorum..... Geride sana solmuş bir gül, Kırılmış bir kalp bırakarak, Belki de bir daha dönmemek üzere...
Tek kişilik yalnızlığımın içinde ben mahsur kalmışım Kuş uçmaz, kervan geçmez bir dünyâya dalmışım Yedi düvele, yedi iklime, her yana haber salmışım Tek kişilik yalnızlığımın içinde ben tutuklu kalmışım Bir yalnızlık şiiri dökülür hece hece dudaklarımdan Sararan yapraklarım dökülür bir bir budaklarımdan Karasular iner yılların yükünü taşıyan ayaklarımdan Tek kişilik yalnızlığımın içinde ben tutuklu kalmışım Yıllar sürekli birbirini kovalar kedi fare oyunu gibi Geçen zaman deryâ olmuş hiç görünmüyor dibi Oynuyorum bu dünyâ sahnesinde ben bir garibi Tek kişilik yalnızlığımın içinde...
Sen misin neşemi götüren zalim Senin de bugün son gülüşün olsun Aşkımı burnumdan getiren zalim Dönüşü olmayan gidişin olsun. En kötü günümü arattın bana Ne benli hayalin nede düşün olsun Melekten bir şeytan yarattın bana Dönüşü olmayan gidişin olsun. Kimseden merhamet dilenmemiştim Kapımda dilenmek son işin olsun Kimseye ah edip ilenmemiştim Dönüşü olmayan gidişin olsun. Ben aşkın narına yandım seninle Mum gibi eriyip sönüşün olsun Gözyaşın ismimi yazsın diline Dönüşü olmayan gidişin olsun. Hıçkıra hıçkıra çığlık çığlığa Martılar misali ötüşün olsun Peşimde koşuştur soluk soluğa Dönüşü olmayan gidişin olsun Sarhoşa...
Bilirsiniz bu özlemi, sevdiğini özlemekten daha çok can yakar 'seni seviyorum' demeyi özlemek... Aklınıza geldikçe bu sözcükler, dilinizin ucuna takılır ve sonu huzursuz bir sessizliktir... Bu sessizlikler eksik bir sevgiyle birikir içinizde. Tüketilmiş bir sevda vardır ellerinizde. Birisi veya birileri tüketmiştir sevdanızı. Ve siz hep aynı soruları soruyorsunuzdur kendinize 'sevdalar tükenir mi?' 'aşk eksilir mi?' Bilmezsiniz eksilen aşk değildir, sizsinizdir gidenin ardından. Sevdiğinizi söyleyemedikçe eksilirsiniz. Sevdiğinizin yokluğuna, seni seviyorum diyememenin acısına uyanırsınız her gün... Giden gitmiştir ama hesabı verilmemiştir...
Gece nelere gebedir bilinmez Bir sancıdır patlar içinde Doğum mudur, ölüm mü? Dokununca kelimelerin gözlerine Hangi çığlıktır titreşen bilinmez Vurgun yemiş yüreklerde Vurgun yemiş yüreklerde Kararır gecenin gölgeleri Solmuştur çiçekleri yıldızların Kan kırmızı bürünmüştür ay Dokununca kelimelerin gözlerine Yükselir yavaşça korkulu bir saray Yükselir yavaşça korkulu bir saray Ve düşer gölgesi beynimizin içine Darağacına asılmıştır hayaller Dokununca kelimelerin gözlerine Yıkılır bahçemizdeki güller Vurulur gerçeğin pençesinde
İsteyenler örtünürmüş İsteyenler açınırmış… Hep sevenler seçilirmiş Bir yer varmış, dünyamızda. Hırsıza bey dinlmezmiş Yetim hakkı yenilmezmiş Söz verilip, dönülmezmiş Bir yer varmış, dünyamızda. Biri yer, diğeri bakmazmış Hiçkimse gönül yıkmazmış Vatanhâni çıkmazmış… Bir yer varmış dünyamızda. İnsan, insanca yaşarmış Herkes sevmeyi başarmış Koşan, huzura koşarmış Bir yer varmış, dünyamızda. Gidip gören çôk yol gitmiş Dizlerinde derman bitmiş Lâkin, görmek o na yetmiş Bir yer varmış; dünyamızda.
Öyle uzaklardan durup bakma bana , Dokunmak istiyorsan, Durma Dokun yüreğime Gizli tebessümler ardında saklı yüreğim Başkaldırır ,hep sevdalara Özlemek sebepse aşka Özledim delicesine Yüreğimi sevda yaptım aşka Şiiri yağmurlarla yıkadım Martılarla seviştim satırlar boyu Yelkensiz gemilerle çıktım hep yola Özlemek buysa aşkı Özledim delicesine Söyle nasıl birşeydir bilirmisin , Sevişmek özlemlerle Darmadağın ,bir yürekle Beklemek sesizce Kırdım zincirlerimi, Kutulacağım elbet Bu kırmızı yapışkan iplerden Her yanlızlığımı bir buluta yükledim Dudaklarımdan süzülecek gece Kopacak aşkın tutkusu Öpüşecek benimle aniden Ötesi,berisi yok artık sevdanın Işıkları karartan bir geceden Sana aşkı yazıyorum Mor menekşelere veriyorum Teninin kokusunu Özlediğim , Zamansızca yolunu beklediğim Yıldızlarım tek...
Gün çekildi pencerelerden Aynalar baştan başa tenha Ses gelmez oldu pencerelerden Gökyüzü döndü siyaha Sular kesildi çeşmelerden Nereden dolacak bu tas nerden Nergislerin açtığı yerden Ey kuş uçurtmayan ejderha Korkuyorum bu gecelerden Benim şimdi beni seyreden Bel bağladığım tepelerden Gün doğmayabilir bir daha
Üzerine Gün doğmamış düşler, Sayıkladığında kırık rüzgar baladlarını Kaç aşk boyudur zaman Bilir misin? Sessizliğime saklanıp Dolaşırken kuytularımda Hayat yalınayak bir öpücük, Baharsa düşmekte saçlarından. Kahküllerinde damıttığım gözyaşlarım Ruhunda imbiklenişler , Hayallerimi yatırışlarım!!! Sonrası bir dala tutunma arzusuyla Goncalarında jale olmak. O gecenin sabahında Sen daha gözlerini açmadan, Süren rüyalarının bir yerinden Sokuluvereceğim irem bahçelerine. Biliyorsun ki Dünden kalan ve de yarına ait Her şeyi yaktım gözlerinde... Şimdi senle sarılıp sımsıkı Poz vereceğiz güneşe ve Ölümsüz kılmak için zamanı Tâb olacağız gökyüzüne. Odanın bir yerlerinde unutulmuş Bir zamanların şaşaalı Müzik Dolabından. Bir kırkbeşlik sarıverecek sevdayı. Ardından Sana yazdığım o...
Öyle seviyorum ki seni; Öyle büyüksün ki içimde!Küçücük kalbim seninle büyüdü sanki...Geçmediğin damarım ulaşmadığın hücrem kalmadı...Seninle doluyum ben ve öyle mutluyumki!Bu bedende seni taşımak gurur veriyor bana...Benimlesin!Her bakışımda aynaya;gözlerimde seni görüyorum...Aldığım her nefeste,baktığım her yerde,yaptığım her iştesin...Şimdi geleceğim,tek düşündüğüm ve gördüğüm kişi sensin!Her lafımın başında,ortasında ve sonundasın...Ben her gece,her sabah,her an seninleyim...Yağmurdan sonraki toprak kokusunu içine çekmek gibi seviyorum seni!Denize bakarken insanın içini rahatlaması gibi seni sevmek...İnsana huzur veren...Bir çocuğun oyuncağına...
Sayfa başına git