Ay: Eylül 2010

Sevgili Aranırsın İmkansız Duygular baş ucunda Ele avuca sığmıyorsun nedense Nedense İstanbul larca uzak Mısralarca yakın gezersin gönlünce Dargınlıklarda Sevgili...
Sessizce Yürüyorduk, Çakıl taşlarının içinde, Yeşertmiştik bozkırın, Ortasında sevgimizi. Düşlüyorduk, Yağan yağmur altında, Damlalarından kaçarken, Gelecek Güneşli günleri. Bekliyorduk, Ruhumuzun...
Neden sustun, Susma sevgili, Gözlerini göremiyorum ki, Onlardan dinliyeyim seni, Ondandır sen sus, Gözlerin konuşsun diyemeyişim… Sesini de duyamıyorum ya,...
Suskun Veda Bir başka yalan gözlerin, bir başka rüya da Adı yok sevdan en kuytu sandıklarda Okunmamış bir kitap gibi...
Düşünür bir hali vardır Yüzü soğuk sanki kardır Anlaşarak evlenmiştik Kadermidir nedir bilmem ? Gönlü bana ısınmadı Kalbden kalbe yol...
Kara Gözlü Meleğim Karakaşlım, nazlı kuzum, Sevgi dilim, gönül gözüm. Canda canan yekta özüm, Hecrim yine sarar seni. Karanlıkta açılan...
Bak Yine Akşam Oldu bak yine akşam oldu, gün hemen geçiyor geçiyor da, sen aklıma geldiğinde, şu kahrolası akşamlar bitmek...
Bir küçük evin olsaydı, içinde bir gül kokulu yarin, bir kaç küçük de goncan... Az birikmiş paran, bayramlarda aile, eş,...
Her gidişin bir dönüşü, her ayrılığın vuslatı, her özlemin sevinci var. Dönüşü bekleyip, vuslatı özlerken, sevinçlerden uzak bu şehir bana...
Bir durun hele sevesim var deli deli yahu! Boş verin şimdi işe geç kalmışım ya da alamamışım maaşımı. Elektrikler kesilmiş,...
Zaman dediğin vahşi bir beyaz yılkı ki koşuyor dört nala. Elindekilerin kıymetini bil, bilmezsen giderayak savrulur yola. Makam gelir, şöhret...
Vakti gelince aşk dediğin uğursuz yoldaş, ansızın kara peçeye bürünür. Vakit dolunca uzakken yakın olan, hemen yakındayken uzak görünür. Vakti...
ZOR
Kendi dikeninden haberdar mıdır ki gül ve acıttığından canları? Her dokunduğunda aşık, mendiline silerken akan kızıl kanları. Zor mudur bir...
Bakın geçiyor zaman bir "tik" bana, bir "tak" size. "tik", "tak", "tik", "tak"...
Nasıl bir teşbih yapmalı ki anlatmalı seni, sana olanı cümle aleme? Neyden dem vurmalı, neyi misal almalı, hangi çiçeğin adıyla...
Bir ağaca bir hurafeci gelir bir çaput bağlar da dilek ağacına çıkar ya o garibin adı; bir vurdumduymaz gelmiş zamanın...
Sanki çok dinginmiş gibi içim, aldım dertleri kara bulutlar misali tokuşturdum. Gürledim için için ve şimşekler aydınlattı kararmaya meyletmiş yüreğimi....
Binbir meşakkatle doğurdun beni Nasıl razı edeyim cennetim, seni? Dolduramaz kimseler asla yerini Sana karşı gelmek ne büyük günah Emrine...