PAYDOS

Sanki çok dinginmiş gibi içim, aldım dertleri kara bulutlar misali tokuşturdum. Gürledim için için ve şimşekler aydınlattı kararmaya meyletmiş yüreğimi. Kuru gürültü ve aydınlık… Çarpışan dertler olunca Rahmet de düşmedi haliyle içime. Hala yangın yeriyim, hala efkârım duman duman. Bir nefeslik hayatın neresine sığdırır insan derdi, kederi ben de bilmiyorum; ama vaktim çokmuş gibi çekinmeden ben de serpeliyorum gaile tohumlarını müsait her bir köşeme. Nankörlüğümüzün zannımca delile, belgeye ihtiyacı yok. Yaratıldığımızdan beri nankörlük, doyumsuzluk etiketimiz olmuş. İnsan deyip de peşi sıra “nankör varlık” vasfını koşturmazsak ayıp ederiz. Gerçi nankörlüğümüzden ötürü ayıp etmeyi de pek bir severiz. Yer, içer şükretmez şikâyet ederiz. Güya aç olana acır, yağlı tavuk butlarını kemirirken o aç biçarelerin namına isyan eder, kalay basarız dünyanın dönüşüne de yörüngesine de! Biz hazımsızlık çekip sancılanırken, hazmedecek her hangi bir lokmayı midesinin asidine bulaştıramamış fertlerin ya da toplulukların hallerini bakar kör misali es geçer, onların adına iki bağırır çağırır, sancımızı pis nefesimizle salarken kirlettiğimiz dünyaya doğru bir kez daha unutuveririz onları. Nankörlüğümüzün cabası ise hırsımızdır. Ah ne çirkef oluruz bizler kimi zaman. Narin neticelerimizi ayırmamak için o makam koltuklarından kimlerin nerelerini öperiz hem de hiç çekinmeden. Dili nasırlı yaratıklar, toz kondurmazken kendinden aşağıda olanlara, bir üst makamın sırtına binip “Deh!” çekmesine yorgunluktan çatlasa da sütçü beygiri misali asla ses etmez. Sistemin bu gidişatına ses etmeye kalkıştığımızda ise keserler sesimizi muhakkak. Eski köye yeni adet getirmek ne haddimize! Sille misali çarpar nasihatler(!) suratınıza. Kendini bir karıncadan çok daha büyük görüp, onun taşıdığı yükün 60’da 1’ini taşıyamayan, edepten yoksun “büyük adamlar” hakkınızın yenmesine ses etmemenizi tembih ederler. Tembih yetmezse tehdit ederler, tehdit de yetmezse… Ezmek için ezilmeye razı geleceksin. Vasıflarının yahut becerilerinin kati suretle kıymete geldiği yanılgısına düşmeyeceksin o amcalara göre. Oluruna bırakacaksın her şeyi ve olur alacaksın nefes alırken dahi.

Bu sistemin çarklarını, paslanmış olmalarına rağmen müthiş bir gayretle çevirmeye çalışan kaşarlanmış sistem adamları, taze beyinlerin kendilerine zarar getireceğini, taze akıllardan çıkan taze fikirlerin onları koltuklarından edeceği korkusuyla ahkâm kesmekten hatta kelle vurmaktan çekinmezken unuturlar kara gerçeği. Bir nefeslik hayat dedik ya! Son kez tüketirken çok bağlandıkları dünyanın oksijenini, ciğerlerindeki hava son kez boşaldığında, gidecekleri yerde ezberledikleri sistemin kurallarının geçersiz olduğunu ihmal etmiş bir halde gözlerini ya yumarlar ya da o büyük korkuyla dünyadan kopmak istemezcesine gözleri açık halde gidiverirler. Koltuklar, makamlar, para, şan, şöhret, heves, hırs, kin, nefret, kullanma, kullandırma ve daha pek çok şey ellerinin de dillerinin de yetişemeyeceği yerde, artık ilişikleri kesilmiş olan toprağın üstünde kalmıştır. Yardıma en çok ihtiyacın olduğu anda, sana faydası dokunmayacak bunca şeyi elde etmek uğruna girmiş olduğun onca sapkınlık boşuna mıydı yoksa? Boşunaydı! Boştu her şey! Hayat bir boyama kitabı, hem de iade etmek üzere almış olduğun. Dilediğin gibi renklendirebilirsin o kitabı; ama eninde sonunda iade edeceksin. Başkasının boyalarını, kalemlerini çalmaya ne hacet. Kendi renklerini almak için, kendi gücünü kullanmak yerine başkalarını senin kitabını boyamaları için boyunduruk altına almak ne gereksiz! Kütüphaneci her şeyi görüyor, unutmayın! Kendi ödevinizi kendiniz yapmadıysanız, yahut ödevinizi yaparken başkalarının renklerini çaldınız ve haksızlık ettiyseniz; bu kez cezanız tek ayak üstünde durmak ya da sıraq dayağına çekilmek kadar basit olmayacaktır.

Bugün benim sözlerim ve kelimelerime ehemmiyet vermeyenleri, ödev tesliminde görmek isterim. Param yetmedi belki çokça renk almaya; ama şükür hepsini kendim, kimseyi kırmadan incitmeden aldım. Boya kalemlerimi çalıp, kitabımdan renklerimi eksiltenlere dair şikayetimi de ödev teslimine sakladım. Unutmayın, her zil teneffüs zili değildir. Belki bu çalan zil sizin için “paydos!” demektedir.

KEMAL OKUMUŞ (KO)


27 Eylül 2010 tarihinde eklendi.

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git