Haziran 2012 Ayında Eklenen Konular


HER SATIR BİR ÖZLEM Hakka özlemdir sema Pervanedir kalp canana Aylar özlem günler özlem Sensiz geçen gecem özlem Mecalim özlem halim özlem Hasretin kendisi özlem Güle özlem yare özlem Sevdaların kendisi özlem Feleğin işine ne karışırsın Günahların başı özlem Tutuşup yanmak özlem Sılanın kendisi özlem Gurbeti ne sanırsın Mektubun kendisi özlem Hakan ÖZBAY
Söyle Nasıl Aşık Edebilirsin Ben bir okyanusum, Sense bir gemi Dümendeyse başka biri; Söyle nasıl aşık edebilirsin! Pusulasız,haritasız ve kaptansız Seni alabora edebilecek bir deliyi! 30/06/2012-01:05 İlknur Köknar
Ruhumda maziden çok devam eder Hala açtığımız o aşk sayfası İçimde bitmeyen dert ile keder Hala açtığımız o aşk sayfası An gelir bana her kara bağlatır An gelir suyla bir beni çağlatır An gelir ruhuma kanlar ağlatır Hala açtığımız o aşk sayfası Kalbimde onulmaz her türlü yara Ruhumda yaşayan bir bahtı kara Bütün yüreğimi döndürür hara Hala açtığımız o aşk sayfası Bazen damarımda dondurur kanı Bazen bedenimden çıkarır canı Bazen de bende felç eder sol yanı Hala açtığımız o aşk sayfası Sedat hünkâr
Aslında şehir değildim bir zamanlar... Bende dağlı, tepeli, üzerinde gelincikler,ebruli güller ve deve dikenleri peydah olmuş, killi, kilsiz, çok zamanda gri, bazende kırmızı bir sade topraktım düne kadar... Bir gün iki üç insan peydah oldu, yerdeki killi toprağımdan alıp bir şeyler yapmaya başladılar.. Biri karşıdaki delice nehrimin berrak suyundan deri kırbasıyla su taşıdı, kırbada ne kırba ama koskocaman...Bir süre sonra baktım irili ufaklı toprak yığınları yapıp içinde de barınmaya başladılar..Gece olunca...
Bu gidişin çok uzaklara sevdiğim Artık ayrılık daha zor gelecek bize Özlemimiz çok daha derinden Gurbet bu kadar acı değildi eskiden. Çok durma yarim oralarda Seni delice bekleyen bir yar var buralarda Tez gel düğünümüz kurulsun Bütün ayrılıklar artık son bulsun. Biliyorum bu son ayrılık olacak Yüreğimiz hep bir atacak Bu bensiz son yolculuğun olacak Gurbet mutluluğumuzla son bulacak. Fatma ULUSOY
Sabaha yelteniyor karanlığın esirleri, Bir suya muhtaçken,yalnızlık kavuruyor geceyi. Bu gece mutlu uyuyor ihanet eden, Hepsi kendinin sanıyor çaldııkları sevinci. Bilmiyor ki ona ait gözler başka yerde, Donuk donuk başka birine bakıyor. Aynada bile bakamaya utandığı suratı, Bilmiyor ki başka bir yerde bir başkası seviyor. Buna rağmen,bir kalem çiziyor kağıda tenini, Uğruna ölünen,hep bir başkasında bulmadı mı sevgiyi... Sevdiği için giden adam,gittiği için sevilmeyen adamdır. Bir başkası için üzülmeyen kadın,hep yarına kalandır. Dudaklar,yaradanın adında zikrediyor seni, Bir başkasının kollarında bulduğun halde sevgiyi. Akşamın ezanında...
Kabataş otobüsü tesadüf oldu, unuttum sanmıştım meğerse yalanmış, Bakışların hızlandırınca kalp atışımı Anladım ki bu sevda son bulamazmış, Pek de aldırış etmedin beni görünce, Demek ki sıradanmış yaşanılanlar, Ah be gönlüm bir kere de anla işte, Senin çağın çok eskilerde kalmış, Şimdi elektrik alma zamanı, Bir fiş bir priz ilişki dağarcığı, Neymiş o tam amelelik dağların delinmesi, Kro olmuş baksana aşığın ta kendisi, Bıraksana artık ortamlar beni bekler, İki-üç tiki hatun, yanıyormuş bebekler, Bir de sardık mı esrar kafalar ne alemde? Sabahlar olmasın millet sevişelim...
Mazide olduğu gibi hiç sönmez Hala doğduğumuz o aşk güneşi Hiçbir an dünyamda geceye dönmez Hala doğduğumuz o aşk güneşi Ölüm uykusuna ruhumda yatmaz Bende yanışına dur durak katmaz Mevsimler boyunca doğarda batmaz Hala doğduğumuz o aşk güneşi Geçer bunaltıp ta ruhla canımı Ruhumda kaynatır sana kanımı Harıyla donatır dört bir yanımı Hala doğduğumuz o aşk güneşi Dünyamda kurutur toprağı taşı Çarpar ruhumdaki var olan başı Sellere döndürür gözümde yaşı Hala doğduğumuz o aşk güneşi Ecel terinden çok terletir beni İçinden çıkarıp doğdurur seni Bende her şeyiyle durur...
Gönlümün dalında her mevsim açar Hala açtığımız o aşk çiçeği Bana kokunla bir kokular saçar Hala açtığımız o aşk çiçeği Bin tane olmadan ruhuma dolmaz Gönül toprağımdan hiç eksik olmaz Mevsimler boyunca gönlümde solmaz Hala açtığımız o aşk çiçeği Her çiçek gönlümde yeşeren tek tek Çok gece uyutmaz gün doğana dek Gönlümde açan her zehirli çiçek Hala açtığımız o aşk çiçeği Taptaze durandır gönlümde her an Bende dikilidir gündüz gece tan Maziden daha çok bende yaşayan Hala açtığımız o aşk çiçeği Sedat hünkâr
Bak işte kalmadı artık hiçbir yalan, Hayat bu akıyor kendi çizgisinde Kimi zaman yalnız da kalırmış insan Bunu öğrendim son gittiğinde, Kalabalıklar şehri İstanbul gecelerinde İstiklalde bile yalnız hissedebilirmiş İnsan kalabalığı değilmiş yalnızlığı gideren Bazen omzuna yaslanacak bir dost,her zaman sen. Ama yoksun işte... Yalnız içilen nargile kadar lanet, Tek başına oturulan rakı sofrası kadar kederli, Sen de boş durma doldur be saki, Bu gece bu masadan ayık kalkamam, Hatta belki de bir daha kalkamam, Sen hiç çok severken yalnız kaldın mı çiçekçi, Buna rağmen...
Sayfa başına git