Adın Ömrümü Anlatırken

insan yorulmak bilmez gülüşlerini izlerken
hiçbir şeyin olmasa gençliğin kırılırdı bekleyişime
sigaraların bekletirdi iç işleyişini yürek yanılgılarımın
sözsel davranmalıydık belki yolculuk zordu
kuşları izlemek öğle ve akşam arası
yaşama alışkanlığımın ötesindeki gölge:
kalp ritmlerime saklı varlığı kaybolan o sokağın

pişmanlığı öğrenemezdi kasabalı ıslıklarımız
acıların yağında kavrulmuş bir akdeniz akşamında
sen hiçbir açlığımı paylaşmazdın yıldızlar sofrasında
sabah nergisi demeti anılı ellerim ellerine muhtaçken üstelik
yorulmak bilmezken pencereyi saran bakışlarında tütmek
ve üşengeçliği bırakarak ağlayıp ilk defa tırnaklarında
yaprakların toprağa karışma sesleriyle özlüyorum yanağını

ucu açık yorumlar yalnızıyım hoş sohbet karelerde
gül sarsıntılı bir kent rengiyle kenetlenince dişlerin
renksiz soğukluğuma…içi dağınık evler gibi huzursuz…
kınsız sözcüklerimle sızıyorum kelebeksizliğine kalbinin
köklerimde nedenlerin…oyun değil bu…yarı deniz…
yarı çöl…
adın ömrümü anlatırken…öğrendim koşturmayı…hep sonbahar…

sayısız bir matematiği vardı dalga sesli göz kırpışlarının
zaman üşümelerime bakmana özenince
donuverdi ağaçların geceye soluksuz küstahlığı
öğrendin doğmayı ve ölmeyi kabullenmeyi
ay ışığında ve suda birleşmeye kalkışınca anımsamak istediklerimiz
gizli olan ne varsa korumasız olsun istiyorum artık
merdiven altlarında yırtılmadan okul resimlerimiz
seni istiyorum…yorulmak bilmez gülüşlerini…

Kağan İşçen


30 Aralık 2010 tarihinde eklendi.

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git