Aşk Deliliktir


I.

Bir vebal gibi asma gözlerini boynuma
Kan ter içinde kalmalarım yetmezmiş gibi
Durma karşımda
Cehennem sıcak…

Hem Mayıs aldatmasın seni
Bahar yalancı
Birazdan bir yağmur boşalır
Demedi deme…

Teninle de işim olmaz benim
Dokun desen de dokunamam zaten
Yalnızca yürekten sevebilirim seni
Parmaklarım Meryem…

Hâl hatır sormak istersen
Nasılsın falan mesela
Boş ver
Merak etme
Sen asıl benim
Seni nasıl hayal ettiğimi merak et
Sinene kaç kez gömüldüğümü
Gece ve gündüz
Yirmi dört saat…

II.

Asiyim
Deliyim
Ve haberdarım da üstelik
Vatan milletten, lâkin
Onları artık konuşmak istemiyorum!
Çünkü hangi taşı kaldırsam
Al birini vur ötekine dedirten
Bin bir yüz, bin bir hain…

Yani, mani değil aşk
Vatansever olmaya ve milletsever
Manim, pürdikkat kesilmemde
Ölü şehirlerin çok sesli müziklerine
Ki her notası bir ideoloji uğruna
İnsan katletmekte
Ağlatmakta dünyanın anasını ve
İnancım zedelenmekte
Yani barış marış
Laftan öte değil
Boş
Canları cehenneme!
Biz aşka dönelim…

Aslında aşk da almış nasibini
Kandan ve gözyaşından
Ama haberimiz yok
Yüreklerimizde ölen sevgilerden
Ki ondandır bu zorluk, bu sorgulama
Bu kaskatı kesilmeler ve uçurumlar
Yalnızlıklar
Üşümeler
Üşümeler
Ve ölmeler…
Başımız sağ olsun mu?
Olsun! ..

Aşk işte!
Söyletiyor insanı
Ne savaş dinliyor
Ne açlık…
Ama açlık dendi mi dur orda derim
Az düşün, dal hayaline
Kim istemez ki şöyle göğüs kafesinin içinde
Gümbür gümbür atan bir yürek
Hele de açsa…

III.

Neyse, lafı uzatmayayım
Demem o ki, aklıma düştün yine
Aklıma düşmekle de kalsaydın iyi
Dikilip durdun karşımda, inatla
Üstelik gözlerin de davetkâr
Ya da ben öyle anladım
Vebalin boynuna…

Her neyse ne!
İşin garip tarafı
Vebal mebali de unutup
Açtım ağzımı yumdum gözümü!
Ve sen, süt dökmüş kediye döndün
Sevindim, coştum, öptüm patilerini
Üşümüştüm de üstelik
Aldım koynuma, sarıldım
Tüylerin ne sıcak…

IV.

Tamam, kısa kes!
Aşk dedik ya sevgilim!
Abuk sabukluğu da sever deliliği de
Ki aşk, körlüğün yanı sıra
Biraz da deliliktir
Aklı olan sever mi? ..

Pardon sevgilim!
Uzattıkça uzattım bu şiiri, biliyorum
Ve abes kaçacağını da bir adresi sormanın
Ama aklıma gelmişken sormak istiyorum
Hani şu Auguste Rodin’in yaptığı heykelin kopyasını
Yani Kemal Künmat”ın yapıp da kolunu eksik bıraktığı
Sonra taburcu edilmekle ödüllendirilen o depresyon hastası
Yüzbaşı Mehmet Pişdarın kolunu tamamlayıp da
Bahçesine diktikleri hastanenin adının ne olduğunu…
Sahi, neydi adı?
”Cehennem Kapısı”na ihtiyacım var da…

Anlayışlı ol biraz!
Ve bir vebal gibi
Asma gözlerini boynuma yine!
Kan ter içinde kalmalarım
Yetmezmiş gibi…

Offf!
Ne yapalım yani!
Bu şiir de
Böyle işte!

Saadet Ün-25.05.2012

25 Mayıs 2012 tarihinde eklendi, 474 kez okundu.

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git