Beyaz Gülüm


Beyaz Gülüm
seninle doğdum,seninle öldüm…
Söze nasıl başlamak gerekli diye
Aval aval bakarken
Beyaz bir gülün kıskandığı kâğıtlarıma
Neyi
Nasıl yazmalıyım diye düşünürken (aklımda…)
Bir de baktım ki
Gelmişiz sözün sonuna
Ah şu faniliğin kuralları
Nasıl da kaşıntı veriyor
Elime acımasızca indirilen bıçak darbeleri
Eskiden
Yani kanın damarlarda durmadığı çağlarda
Daha bi sabırsız sanırdım kendimi
Ölüm korkusu mudur nedir
Aksine daha bi tahammülsüzüm sanki
Sitemine cevapsız kalıyor insan
Düşünce üzerine
Eklenecek bir şeyin kalmadığı satırların peşine
Diyor ki üstadımız
Uyarsan bir yarım akla
Kadehlere sığınırsın
Gizlensin diye çekinceler
Şişeler bir bir gelir geçer
Bir damlası tesir etmez sarp korkulara
Çürüyünceye dek zerk etsen de zehrimi
Çıkmaz işte aklından ‘Ya böyle olursa lar’
Az dur mürekkebi bitti kalemin
Şöyle yavaş yavaş çekerken mısraları divitime(içime)
Düşünürken seçmek için sözleri, sakın gitme
Her neyse
Nerde kalmıştık
Bir atan kalpler takıntısına girmeden
Hazmın sonuna gelmiş gençliğine atacağın formatlardan
Yok bir farkım diyorum
Yine de gözler, (ne hikmetse) aynı lanetliğiyle
Görmeyince suyu bollandırılmış fırça darbelerini gözünde
Zapt olmuyor dilimin altındaki taneler
Sorma küfrün ağırlığından, kırılmış tüm kemiklerim
Her beyaz gülün, elbet bir zamanı var
Kirlenmeye
Yok bir itirazım, silinirken masumiyetimiz
(bir dileğim yok) her şey başlasın/bitsin diye temiz
Çınar değiliz
Amma
Az kuş da gelip konmadı baharlarımıza
Kimi kendi diledi, kendi can verdi
Kimi duymadan ölümün ayak seslerini tükendi
Sorma kimler kimler bu viraneye nefes verirken
Nefislerini kaybetti
Bitecek beyaz gülüm senle de
Böyle başlamadan hikâyemiz
Gelince sözün sonuna, göreceksin biz onlar değilmişiz…

Hüsnü Zafer Kömürcü

11 Ocak 2011 tarihinde eklendi, 824 kez okundu.

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git