Bir Ömürlük Emanet

Bilmediği mekanlara düşer yolu insanın
Tanımadığı insanlara varır ya sabrı,
usulca kımıldar yaprak dalında
üşütür tenine değen yel
yanaklardan kayan yaş kurumadan daha…

Ansızın iner damarlardan zahmet
dikiliverir hayat
kök salar
toprakta nem, gözde yaş kurumadan yetişmek için vaktine
o hep aynı ivedi oluşta…

Her gidişe sebep
çürümeye başlayan hayatın itkisi
tohumda saklı yaşama arzusunun
uzanabildiği kadar uzanmasıdır
düşüne sabrını katarak.

Yeni yetme bir sabrın geçtiği acının sıcaklığı
soğumadan canında
çeliklenir
yalnızlığın serin kuytularında…

Ne tuhaftır ölmeden yeşeren olmak
her şey bitti sanırken
yeniden başlamak ne tuhaf
belli ki ezberi bu tuhaflık bozacak.

Doğarken aldığımız ilk nefeste
yanan canın çığlığı ağlamak
hayata içirilen anddır aslında.
Canının yandığı kadar
dirençlidir insan hayata…

Her ayrılık aynı yangının duyumsanmasıdır
yeniden doğması
içtiği andın anımsanmasıdır hatta.
Ayrılıklarda büyür insanın yüreği
karışabilirse yaşama sevincine
bir ömürlük emanettir can
değerini bilene…

Gelip geçtiğim
yaşayıp sevdiğim mekanlardan aldığım çakıl taşlarına
dokunurken usulca
bir yaprak daha koptu düştü dalından.
Hiç bir hükmü yok çırpınan duyguların
ömre yazılana.
Üşütür tene değen yel
yanaklarından süzülen yaş kurumadan daha.

Hüznün gazellerle inen damlasıdır toprağı besleyen
bu sebeple belki de
her yeni mekanda yeniden canlanır insan.

Bir ömürlük emanettir can
beden kabı içinde.
Aklın beslediği hayat ne öğretirse öğretsin
hangi gücü bilerse bilesin zaman
bu alemden geçmelidir her can
açılır kapılar ardına kadar
merhametin eli kalbe dokunduğu zaman…

Derya Kızılgöz


11 Aralık 2011 tarihinde eklendi.

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git