Cumartesi sabahı


(deneme)

Onlar gölün karşı kıyısına doğru yüzen yavru ördekler.Suya düşen yağmur damlalarının suyun yüzünde meydana getirdiği helezonik şekilleri takip ediyorlar…

Gözümün önündeki görmemi engelleyen demeyeyim de bozan sayısız benekler moralimi bozuyordu.Ben de onları yavru ördeklere ve sudaki şekillere benzetince korkum geçti…uzun ipliksi şekiller de suya eğilen yeşil ağaç dalları olsun dedim kendi kendime…

ve sen tarifinden aciz kaldığım mükemmel güzellikte sımsıcak yanıbaşımda duran eşsiz varlıksın.Gözbebeklerinde kendimi görüyorum.Senin sevgin bana yeniden beni sevdiriyor.Oysaki ben o benden kaçıp durdum yıllardır.Ama kaçmak kurtulmak demek değilmiş.Artık anladım ki insan herşeyden ve herkesten kaçabilirmiş ama kendinden bir lahza bile kaçamıyormuş…

Zor nefes alan o hasta bile umudunu yitirmiyor ve sımsıkı sarılıyor hayata iki elinin on parmağıyla.Vazgeçmiyor buronşlarını daraltan oksijensizliğe rağmen.Yaşamaya razı buhar soluyarak.Yeter ki bir gün daha tutunsun hayata…ve yanında yanıbaşında ona ilaç veren ufak tefek bir kadın.Kendini bırakıyorsun hemen diyerek ona çıkışıyor.

Dua okuyorum üflüyorum hastaya doğru.Kimsenin haberi yok.Yüreğim titriyor.Özür diliyorum yüksek sesle çünkü az evvel aslında hiç de önemi olmayan bir mesele yüzünden öfkeme yenilmiştim ve sesimi yükseltmiştim.Kendi kendime söylenmiş ve çevremi rahatsız etmiştim.Hasta inliyor.Allah dediğini anlıyorum.Ayetel Kürsiyi iki kere okuyup ona doğru üflediğimi hatırlıyorum.

Hasta telaşlanıyor.Hastane diye mırıldanıyor.Az önce arka koltukta oturan yolcu beni ikaz etmişti.Elinin işaret parmağıyla sus işareti yapmıştı bana ve hasta var can çekişiyor demişti.Oysa ben bir dakika öncesine kadar kendi derdimin dünyanın en büyük derdi olduğuna inanıyordum.

Dua ediyorum.Kalbimin en derin yerinden bütün çtenliğimle Allaha sessizce yalvarıyorum.Hasta birden eve gidelim diyor.Düzeldim diyor.Ben gayri ihtiyari yüksek sesle çok şükür diyorum ve sanki o hasta benim bir yakınımmış gibi hissediyorum.Ona karşı yüreğimde sımsıcak br sevgi duyuyorum.Küçük bir çocuğun pamuk şekere kavuştuğundaki sevinci gibi bir sevinç kaplıyor içimi…

Sen yanımdasın yanıbaşımda sıcacıksın.Gözlerinde sevgi var bunu görebiliyorum…

Küçücük bir et beni için endişelenişimi hatırlıyorum ve daha nice küçücük devler yarattığım günlerimi.Dertlerimle dostum artık.En iyi arkadaşım olacaklar bundan sonra.Söz veriyorum…

Hastaya acil şifalar diliyorum.Hasta Allah razı olsun diyor.Allaha emanet olun diyorum…

Ben şimdi sana sarılırken,omuzunda yatarken bunları düşünüyorum…

Bu sabah her sabahtan daha aydınlık içimdeki güneş.Sana bakıyorum.Bir daha bir daha bakmak istiyorum,sanki son bakışımmış gibi ve bir daha bir daha sarılmak istiyorum son kez sarılıyormuşum gibi hatta hiç bırakmamak…

Fakat kahvaltı yapılacak ve gündelik dertler yapışacak yakamıza biraz sonra.o zaman unutacağız belki de birbirimizin gözlerine az önce nasıl sevgiyle ve özlemle baktığımızı…

Ben sana bunları söylemek değil yazmak istedim.Çünkü seni ne kadar çok sevdiğimi cümlelere dökebilmekten acizim…

(26.05.2012-İstanbul)

Gülhan Çeliktaş

29 Mayıs 2012 tarihinde eklendi.

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git