Kalbim

Çırpınan kuşlar gibi hep göklerdesin
Kanadın kırıldı, şimdi yerdesin.
Koşunca bir hayalin peşinde.
Uzaktın, büyüktün Ummanlardan
Mağrurdun, yüksektin yüce dağlar kadar
Sığmazdın hiçbir yere
Kafesine göğsümün bile.
Deli poyraz gibi yıkardın
Eserdin dalga dalga
Vururdun yüreklere.
Şimdi ne oldu, duruldun
Söyle!
Kim vurdu hançeri ortasına senin
Kim yaktı, alevlere attı seni
Kim eritti
Seni kül etti
Kalbim …
Bir zamanlar kraldın, şahtın, sultandın
Şimdi çingenesin, bir çift ela gözün peşinde
Diz çöktün yamacında tepelerin
Koca dağ!
Bilmez miydin sen, aşkı sevdayı
Tanımaz mıydın?
Uğramamıştı galiba kapına
Şimdi kapında aşk, sen onun kapısında
Asılı kaldın bir kalbin kapısında.
Karanlık tenha bir sokağa girdin çıkılmaz
Menzili uzak bir diyara yol aldın bu şekilde varılmaz
Yollar uzak, yollar keşmekeş
Yürüyeceksin kendini bıraktığın limana.
Kalbim …
Anladın nihayet sende sızladın
Akacak senden de damla damla göz yaşı
Matem tutacaksın gidenin ardından
Dönülmeyen gidişlerin acıklı türküsünü dinlersin
Eskimiş türküler, tükenmiş umutları anlatır
Sana doğru akar yalnızlığın nehri
Durmaz akar karartır katran gibi
Karaya çalar rengin, karalar bağlarsın
Kalbim …
Hamza Sabancı


1 Şubat 2011 tarihinde eklendi.

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git