Sen

Sen
Sararan yapraklara aldırma dedikçe ben
Çaresizlik nedir desem
Bilemen
Doğan güneş
Nasıl ısıtıyorsa yaprakları
Kıpkızıl ufuklarda bir günün uyanması
Boşuna mıydı sanıyorsun
Yunus’un Emrah’ın Karacaoğlan’nın haykırması.
Bir şelale
Dökülen suları
Toplamak mümkün değil bundan sonra,
Akan gözyaşlarını
Yeni dikilmiş bir fidanı
Koparmak dalından birden bire
Kıpkızıl bir gül parçasını.
Haydi
Tut ellerinle ellerimden
Bilmiyorum şimdi nerelerdeyim ben
Suskunluğu şu uzun gecelerin
Ve
Çaresi nedir söyle sen sensizliğin.
Bir şiir bir türkü bir şarkı
Anımsıyorum şimdi dünya da
Hasret
Üstüne yazılmış
Bütün mısraları
Dertliler geçiyor gözlerimin önündeki şeritten
Han duvarlarına yazılmış
Bir kıtalık bir ömürde
Neler sezinliyorsun sen
Akan bir dere bir koyun sürüsünden
Gevheri’den Fuzuli’den Şekspir’den
Duman duman gözlerimde tütüyorsun şimdi sen
Öyle yorgunum ki
Bunca yıllar ötesinden
Ah
Bir imkanım olsa sesimi duyura bilsem
Rüzgarlar o kadar uzak
Dalgalar o kadar uzak ki
Yağan yağmurlarda anlamıyorlar şimdi
Uçan kuşlara bakmak
Yaşamak
İşte
Bütün bunlar arasında
Ara sıra
Kahkahalarla gülenlerin arasına karışsam da
Gülüyor olsam da
Sen
Sanma
Yapraklar sararınca yeşerirler bir daha
İşte
Bütün ağladığım
Bundandır anla

Sebahattin Kömürlü


1 Aralık 2011 tarihinde eklendi.
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git