Siirler.Biz

hüzün

Siyahlara bürünmüştü kadın, Bakışları buğulu ve yorgundu, Islaktı bir şeyler saklıyordu kiprikleri, Ellerinde buz dağları oluşmuştu sanki, Parmaklarında ne çok özlemler birikmişti, Saçlarının akında...
Çocukluğumun leblebi tozu tadını, Somunuma sürülmüş yağın üstündeki toz şekeri, Çamurun ellerimdeki bulaşık ama cazip kıvamını, Kışın kırmızı lastik çizmemin cakasını, Yazın keserek kırmızı...
Öylesine güzeldi, öylesine de acı, Dün hüznü paylaştık seninle... Yağmur altında dalgaları seyrettik, Çaresizliğin resmi gözlerimizde. Dudaklarda tutsak sözcükler, Sesler titrek, çıkmaya korkar gibi, Bir aşk...
Başka ülkelerin başka sahillerinde yürüyorduk birbirimizden habersiz... Sen sarı saçlarının rüzgarla savrulmasına izin veriyordun. Ben parlayan bakışlarla yüzümü yağmura bırakırken,...
Akşamın kor güneşi ufuklarda batarken, Bir hüzzam şarkı ile boyandı hayallerim, Hazan vurdu gönlümü tam vuslata yatarken, Beklememiştim bunu bomboş...
geçen gün, kendime uzun,uzun baktım aynada.. gördüm ki; "hüzün" çok yakışmış bana... ve bir kez daha anladım ki; "hüzün", kırmadan,dökmeden yaşandığında, zarar vermeden başkalarına.. ve adam gibi...
Sorabilseydim eğer, boynu bükük çiçeğe Nedendir bu hüzün, neden ağlamak, neden? Her yakarış bir hüzün Her hüzün hüsran mıdır? Hüzün ve sevinç kardeş, Her zaman...
Yüzümde gülücük içimde hüzün, Ellere diyemem senin sevdanı, Bittiği yerdeyim şimdi ben sözün, Dillere diyemem senin sevdanı,, Gururunmu senin gelmene engel, Bakma gururuna atlada sen...
Gecenin hüznü yine çöktü yüreğime efkârıma ay şahit yıldızlarla ağıtlaşıyorken yine bir oyun sahnesini sergiliyor zaman rollerimiz hep aynı ben hüzün oluyorum sen mavi... Bilmediğimiz bir zamanın...
yine bir hüzün kapladı, toz, duman arasında gözlerimi. bir ses duyuldu uzaklardan, yaktı, sensizlik yüregimi. yagmurlar,karlar,fırtınalar boralar acımasızca yağdılar, sizladı...
Gönlüme dokunan kemanım sus artık, Seni dinleyen, senin ahından alıyor. Nasıl da vuruyorsun bam tellerine? Nasıl da ağlatıyorsun herkesi kendine?...
Yaşla doğru orantılı biçimde hüzün dokuyorum içime bazen eski bir yazı bezen de bir harfin eskiden yazış biçimi eziliyor kirkitimin...
Dumanlı başımı bir hüzün almış Elemli bulutlar rûhumu sarmış İçimdeki yangın, önceden varmış Aldanmışım meğer o bir volkanmış Gurbete düşenin,...
Bir hüzün tepesei var kalbilmin derinliklerinde Zirvesi göğe uzanan Çelikten yapılmış gibi Bir yıl geçse de yıkılmayacak Düştüm bu tepenin...
Islak kaldırımlarda yürüyorum sensiz Sokak lambaları aydınlatıyor, karanlık gecemi Düşünüyorum nasıl yaşar bensiz Arıyorum kaybettiğim güneşimi Terkedip gittin akşam güneşim...
Yine sıkıcı, hüzün dolu, yalnızlık dolu bir Pazar; yine sen yoksun be yâr. Her Pazar biraz hüzün vardır bende. Bir...
silinmiş anıların köpüğüne ilikledim yüreğimi deniz kenarına saklandı hayal adımlarım.. kumul kumul hüzün tepeciklerine sualim yansıdı göğün yüzünden.. ''mavi bekliyordum yosunlanmış gözleriniz..'' şimdi../neden sakindi deniz.? saniyeler önceydi...
Yollara bakıp hatırladığın Benim İstanbul Sokaklarından alıp başını Ta uzaklara dalan benim Kuruyan ağaçlarının arasında Solan çiçeklerinin arasında Çürüyen benim Beni bulamazsın Dipsiz kuyularında Ne bağırabilirim Avazım çıktığı kadar Ne...