Utandım sevgimden aşkımdan ve özlemlerimden

Sensiz gecelerde, senli düşlerle dolu gecelerimizi aradım. Yüreğimin en ıssız sensiz anında yine yağmur yağıyordu yine ağlıyordu gökyüzü. Yağmurun karşı konulmaz davetimi, sensiz kurak yüreğimin hasretlerimiydi içimdeki ateşi söndürme çabasımıydı nedeni bilmiyorum ama attım kendimi yine sokaklara.

Renkli tabelalar geçtim. Işıklı davetkar reklamlar. Üstümü ıslayıp geçen otomobiller. İçimdeki hüzün kaçırdı tüm renklerinden gecenin. Gerçekten bumuydu gecenin rengi gecenin kendisi.

Yüreğim dar geldi şehrin kalabalıklarına. Issızlığına yürüdüm arka mahalle sokaklarında.
Tepeden tırnağa sırılsıklam geceyi aradım bulsam seni soracaktım hangi rengindesin diye.

Seni bulsam içimi ısıtacaktım, yaralarımı saracaktım, seni sevecektim, ağladığında gözyaşlarını durduramasamda seninle ağlayacak, mutlu edemesemde mutlu olman için varolacak, yaralıysan
yaralarını saracak, seni sevecektim.

Gecenin en karanlık anıydı, yağmurun en sevdalı damlaları düşerken bir ağacın gövdesine yaslandım.
Az ilerde başka bir ağacın altında ki başka bir gece sakini ilişti gözlerime. Nasılda sarılmıştı sevgililerine.
Bir eli birini sımsıkı tutarken diğer eli bir diğeri ile birlikte yanıyordu. İkisinede haksızlık etmeden bir onu bir onu öpüp duruyordu soğuktan morarmış dudakları. Bir nefes sigarasından bir yudum şaraptan.

Ona baktığımı farketti ki kalktı bana doğru yürümeye başladı. Sevgililerinden ayrılmadan.

Karşımda oturup hiç seslenmeden sevgilisini uzattı. Hiç utanmadım hiç çekinmedim şişenin dibindeki son damlaları içerken. Bir boş şişeye baktım bir davetsiz misafirime. Ceplerimi yoklayıp ilk elime gelen banknotu uzattım. Yüzü ansızın asıldı. Ve ben utandım.
Kalkıp az ilerdeki sabahçı bir büfeden iki şişe şarap kaptım. Koşarak geldim. Uzattım.
Yine gülümsedi gözleri. Hiç konuşmadan yarılanmıştı şişeler. Birazdan gecede şişelerde bitecekti.

Gece dedim. Gece nerde ?

Asıldı yine yüzü

Gece ben dedi.

Anlamadım

Gece ben gece sen dedi yine.

Anlamadınsa gel dedi. Kalkıp yürümeye başladık ıssız lambasız sokaklarda.

Bir inşaatın zemin katında teneke bir kutuda yanan ateşin etrafında toplanmış insanları çocukları gösterdi.

Sanırım sevgililerinin yada sevdiklerinin kokuları vardı ellerindeki poşetlerde koklayıp duruyor kokladıkça mutlu oluyor yada intihar ediyorlardı sevdiklerinin hasretinden yada varolması gerekenin olmayışına kahırdan veya insanoldukları için hakları olanı tekrardan haketmelerini istedikleri için

Gece dedi işte gece

Yine yürümeye başladık koşar adım.

Renkli caddelere dönmüştük. Karşı kaldırımda yolun kenarında duran pahalı bir otomobil içindeki müşteri adayıyla sıkı pazarlıktaki kadını gösterdi. işte gece dedi.

Caddenin karşısındaki bir gece klübünden çıkan yaşlı çirkin demeye dilimin varmadığı bir adamı ve kolundaki daha yirmisine basmamış körpe kızı gösterdi işte gece dedi.

Utandım düşlerimdeki geceden.
Utandım aşkımdan sevgimden
Utandım özlemlerimden
Utandım EN ÇOKTA KENDİMDEN VE İNSANLIĞIMDAN…!!!


3 Şubat 2008 tarihinde eklendi.
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git