DİCLE’NİN SERİN YAMAÇLARINA ÇAĞRI

DİCLE’NİN SERİN YAMAÇLARINA ÇAĞRI – AYDAN ALİM

Zaman ve mekanın anlamıdır aşk
Beyhude tesellilerin peçesini
Yırt at yüzünden
Son ben oldum sana yüreğini korkmadan sunan
Linç edildim
Taşlandım
Tırpanlandım
Dişlendim
Ve hayat alındı ellerimden
Kurumaz hüznümün yaşı
Kurban
Döküldü bir kez bu toprağa
Beklerim asırlardır
Asırlardır seni ben
Dicle’nin serin yamaçlarında.

Nadasa bırakılmış tarlalar gibi
Kendi sessizliğinde gürleşerek
Bin yıllık bir ceviz ağacının
Kınalı yapraklarının
Altında, beklerim
Eser rüzgâr
Yağar yağmur
Çürür kar taneleri
Boş bir beşiğin urganına
Dolama biçar yüreğimi
Sevdamın iplerine tutuna tutuna gel
Ekinler boy versin
Yeniden tarlalarda
Dicle’nin sularında safağı
Söke, dokuya gel
Dicle’nin serin yamaçları
Senden doğacak güneşi hasretle bekler.

Ruhsuz geceler
Silme ruhsuz şehirler
Ve vahşetin bilmini okudu bu coğrafya da bebeler
Gülümsemez şimdi sana
Çıplak ya da süslü ev duvarları
Çağırır içinden çığlıklar
Dindirilmez bir tutkudur artık
Dicle’nin serin yamaçları.

Gagaları yaldızlıdır
Hızmalıdır
Bu şehrin öksüz ve yetim güvercinleri
Güvercin kanatlarına tutuna tutuna gel
Diyarbekir’i kuş tüyü yastıklara yatır
Ve sessiz sedasız ayak uçlarına basa basa gel
Dicle’nin serin yamaçları
Senin pırıl pırıl yıldızlı gecelerini ihtirasla bekler.

Anama görünmek istemem
Epey zamandır
Sorar derdimi
Ve dokunur ağarmış saçlarıma
Bilmez ki ağıtlar yaktığımı
Yanlız ve yanlız
Senin erişilmez kara sevdana
Ve bir de kör olası
Kör olası
Kahpenin dölü
Acımasız gelip geçen zamana
Aykırılıktı yazdığımız
Haykırdığımız
Tarihin sararmış
Dökülen yapraklarına
Yürekli ve korkusuzca
Asil bir aşk uğruna
Kristal şamdanlar gibi kırıldı çığlıklarımız
Çığlıkları halay seslerine katarak
Derleye toplaya gel
Ağıtlar yerini bıraksın zafer türkülerine
Islığın boğsun yenilgileri
Diyarbekir’de
Dudaklarında büyülü türkümüzü,
Çığıra söyleye gel
Dicle’nin serin yamaçları
Asırlardır boğuk sesini özlemle bekler.

Hiç bir din de
Hiç bir öğreti de
Hiç bir masum yürekte
Yasak değildir
Bendeki bu aşk
Melamilik meshebimdir benim
Meshebimi sen de ruhuna
Dolaya dolaya gel
Tabularından arındır ruhunu
Kurban
Ve dokunulmaz bilinen tanrıları öldür
Engizisyonlarda parça parça ola ola gel
Dicle’nin serin yamaçları
Aşkımla alnını secdeye sürmeni bekler

Bit bezirgânları akıp gitsin
Beyinlerin küflenmiş koyaklarında
Kana belenmiş ellerini
Yıka kurban
Dicle’nin serin sularında
Bezm’i arama gözlerinle
Sahte ömür pınarlarında
Kırları bahar
Zonaları jandarmalar
Gönlünü sevdam basarken
Dere yataklarını dağıta dağıta gel
Dicle’nin ebedi sularıdır mutlak gerçek
Rezm’i beyninde an be an
Yaşaya soluya gel
Dicle’nin serin yamaçları
Ruhuna ebedi mutluluğu vermeyi bekler

Dileğimdir
Saldım sularına
Sadece hüznü yazmasın sürgün kalemim
Biraz da neşeyi anlatsın
Hep acıyı işlemesin
Dizelerim
Göçebe düşmüş bedende
Dinmez mülteci korkular
Kolay değildir
Kabul ederim
Ve teker teker önüne durur
Yanlış hesaplar
Çürümüş düzen
Kirli ve hayasız yanılsamalar.

Adem oğlunun parası
Şanı ve malı ile kodlandığı bir dünya da
Malını mülkünü savura dağıta gel
Elinden çalınmış seninde hayat
Kurban olduğum
Feodal korkularını dağlarına tepelerine
Büke dolaya gel
Dicle’nin serin yamaçları
Kerem hazinesini açmış yüreğine sunmayı bekler.

Sırrı sevdamda gizli
Çöz iştar tapınağının bulunamamış şifresini
İpekten bir derpi haramdır bile dense
Kurban
Sarsın
Bakır renkli tenini
Bir gece tan yeri ağarırken
Açılsın tapınağın ağır demir kapıları
Can
Can
Serbest bırak
Duyguları
Düşünceleri
İhtiras ve sevinçlerini
Diyarbekir’i nuruna boğa boğa gel
Marduk adına kurbanlar veren
Babil rahibinin huzuruna
Bürün
Ve bilge kişilerin ilmini
Kuşana kuşana gel
Mecnun misali sevdayı başına dola
Seven yüreğin zikrini taşıya taşıya gel
Dicle’nin serin yamaçları
Aşkımla tutuşmuş senin gelmeni bekler.

Aydan Alim


6 Ağustos 2010 tarihinde eklendi.

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git