Sizin Şiirleriniz


Hatır gönül sayılırken Tatlı sözler yayılırken Hoş sohbete doyulurken Kızdırmayın Nurani’yi * Konuşur kalemle kâğıt Heceleri yakar ağıt Faydasızdır artık öğüt Sızdırmayın Nurani’yi * Bilenler biliyor onu Tatlı bitsin sohbet sonu Böylece kapansın konu Azdırmayın Nurani’yi * Oda oldu artık Aşık Tutmaz olmuş eli kaşık Şimdi işleri dolaşık Sezdirmeyin Nurani’yi * Duyan yazmaya başladı Kıskananlar hep taşladı Bir güzel onu tuşladı Ezdirmeyin Nurani’yi * Yapmayalım hemen infaz Bak garibim olmuş enkaz Yeter Durak sende az yaz Bezdirmeyin Nurani’yi * Durak YİĞİT GönüllerinŞairi KOCAELİ
Gitmiş “O” Çoktan gitmiş. Karanlığa bürünmüş bir şehrin şafak vakti kalbimin kapılarına vurmuş intihar kokan şiirler. Gülüşü, göğsümdeki boşlukta üstü açık ölmüş. Soluma batmış teknem. Yolumu kaybetmişim. Deliler gibi omuzuna sarıldığım sokaklar, bütün deliliğini bırakmış üzerime. Bir kelimenin ünlü düşmesine uğramış haliyim. O gitmiş, cümle değişmiş. Yerine başka anlamlar yerleşmiş. Kendisinin düşmesiyle kalmamış, sağına soluna tutunan bütün harfleri götürmüş. Kanadı kopmuş şiirin. Ölmüş şair… Yasin Yoldaş
yağmurlar, senin için yağıyor inan ki her damlada ben... çiçekler, senin için açıyor inan ki her yaprakta ben... kuşlar, senin için ötüyor inan ki her cıvıltıda ben... işte, gör bak bu dünyada her şey senden yana inan ki en başta ben... Fikret Turhan-Yalova 03 temmuz 2018
Adına kurban olduğum Uzaklarda ki kadınım Hergün takılın yadıma Uzaklarda ki kadınım * Derdi gamı atamadım İnan sensiz yatamadım Bir kul bulup satamadım Uzaklarda ki kadınım * Türküler yazdım adına Şeker’mi kattın tadına Doyulmuyor yâr tadına Uzaklarda ki kadınım * Şu gönül sana tutsaktı Her damlada adın saklı Oldun sanki sen yasaklı Uzaklardaki kadınım * Dönülmeyen yollardayım Delik deşik sallardayım Gidiyorum kollardayım Uzaklarda ki kadınım * Bilmiyorsun bilmiyorsun Nasil sevdim bilmiyorsun Ölürcesine delicesine Sevdim işte bilmiyorsun * DURAK bakamaz işine Düşürdün Aşk ateşine Düştüm hayalin peşine Uzaklarda ki kadınım * Durak YİĞİT Gönüllerin Şairi KOCAELİ
Nedendir öyle kederli ötüşün ey bülbül, söyle bana. Güller, dikenler ve şairler sırıl sıklam aşık sana. Konuş, az çok anlarım o ince sesli dilinden. Nedendir bilemem, hiç gitmiyorsun penceremden. Benden çok mu derdin var, anlatamıyorsun, Gururuna yenik düşüp, içine mi atıyorsun? İnanmam ey bülbül sana, dertsizim desen bile, Dertsizsen niçin konarsın dertlinin penceresine? Ne olur, geliver yine yarın sabah pencereme, Neşeli ötüşünle mutluluğu bestele bana. Öylesine ilham ver ki, hüzün bulaşmasın şiirlerime, Mutluluk şarabı içelim aşk kadehlerinden kana kana. VEYSEL YILDIZ (...
Duydum ki beni aramışsın sormuşsun Duydum ki gelip gidene fotoğrafımı göstermişsin Hiç inanmadım desem ! Hiç aldanmadım desem ! Kim bilir belki de doğruymuş Belki de söylenenler gibi aramışsın Her görene belki de sormuşsun Kim bilir belki de oyuncaklarından darılmışsın Yeniden tekrar benimle oynamak istemişsin Yeniden beni bi yapboz gibi darma dağın edip tekrar yapmak istemişsin Emin değilim bundan ama Benim için emin olduğum sadece tek bişey var Ben seni hiç unutmadım unutamadım Ben hâlâ sen beni terkettiğin yerdeyim Hâlâ bi gözüm yola bakma...
Anne rahminden ayrılışta Yaradan ‘ın görüntüsünün olmamasıdır. Ve bu ayrılığa ağlayarak hem de ne ağlama, verilen tepkidir Yok Olmak. Ya da annenin kokusunu alamamaktır. Belki de gözünün önünde ama hissedememektir. Ya da bir hareketi ya da bir nesneyi takip edememektir . Elinden ya da önünden alınan oyuncağı artık aramamaktır Yok Olmak. Hayatın ilk kandırılışlarıdır ve bunlara tepkisiz kalmaktır. Ve bu davranışları seni en çok sevenlerin yapmasıdır. Bunların da “attı , gitti”...
Zehirdi sensiz günlerim Eğer sen olmasaydın Yaşamın anlamıda yoktu Ne anlardım aşktan Evet sen öğrettin gerçek aşkı Pekala gerekeni söylüyorum Seni Seviyorum Zalim geçen zamanlardı bizimkiler Elimde o zamanlardan kalan sendin Yılan hikayesi,sahnede sefiller Nasıl yaşasam’ın cevabı sendin Elimi tutsa da yabancı eller Pamuk elli olan yine sendin… Zincire vurdum yüreğimi Ezgili sözlerini Yaraladın şu bedenimi Neden bırakıp gittin beni Ezberledim gözlerini Paramparça ettin seninle kurduğum hayallerimi……. Zincirlerede vursalar !!!!!! Ellerimide bağlasalar !!!!!! Yine seni seveceğim !!!!!! Neden vazgeçmiyosun derlerse !!!!!! Eğerim başımi vur derim cellada !!!!! Pes etmem asla senin olmaktan !!!!!!!! Zaman zaman...
Ne çok istemişim meğer birazcık anlaşılmayı Darda kaldığım zaman, seni yanımda bulmayı Canım yandığında şefkatle kucaklanmayı Kim ister ki muhtaçken yüzüstü bırakılmayı Oysa ben görev bilmiştim kendime, hep arkanda durmayı Yükün en çoğunu, tek başıma almayı Sahip olduklarımı, severek paylaşmayı Mazluma omuz verip , düşeni kaldırmayı Ne çok isterdim bilsen, aşkından kavrulup yanmayı Sevgiyle ,muhabbetle, dostlukla kaynaşmayı Aynı nağmelerle coşup, aynı frekansta olmayı Ve sen istemesen bile, hep yanında kalmayı Normal görüyorlar artık, arkadan taşlanmayı Ey insafsız ! bu kaçıncı bozuşun yapılan anlaşmayı Tükendim...
Ağlasam belki iyi gelecek Katıla katıla gülesim var Yaşamak varken delicesine Delirdim galiba ölesim var. Belki düzelirim bir kez gülsen Ne çelişkilerdeyim bir bilsen Yüzüme bile bakmıyorken sen Benimse yanına gelesim var. İSMAİL MALATYA
Bir pıhtıdan olan, Bir bağ ile hayata hazırlanan , 38 Hafta sonra üzerine titrenilen, Çiğ süt ile hayata tutunan, Sonra dik tutulup rahatlatılan, Çıkardığı sesleri anlaşılmayan, Konuşulan beklentileri duyan, Dili döndüğünce mırıldanan, Kime benzediği konuşulan, Hazır gıda ile tanışan, Etrafına oyuncaklar serpilen, En güzel kıyafetlere büründürülen, Damağında beyaz renkler aranan, İmeklemesi beklenilen, Bazen de direk yürür denilen, Lazımlık eğitimine önem verilen, Ekonomiye sağladığı ilk katkı denilen, Baba tarafından sevinçle karşılanan, Anne tarafından sürekli sorgulanılan, İlk konuşacağı kelime için uğraşılan, Hatta rekabete girilen, Bir papağan misali, Doğum günleri kutlanılan, Özçekimlerle paylaşılan, Artık yürüyen düşe kalka, Ve...
Endamı alımlı eda’lı güzel Yakar yüreğimi ah o gözlerin Görür görmez seni lâl oldu dilim Yakar yüreğimi ah o gözlerin Açsan’da bağrım da onulmaz yara Düşsem de her daim ah ile zara Düşünürüm şimdi hep kara kara Yakar yüreğimi ah o gözlerin Kıskandırır yüzün güneşi Ay’ı Unutturdun bana haftayı ayı Kaçırdım elim’den seni kılpayı Yakar yüreğimi ah o gözlerin Aşkın şarabına katsan da zehir Yeter bu vuslatı eyleme tehir İşte doldu Yâr’im verdiğin mehir Yakar yüreğimi ah o gözlerin Aşkınla yanarak ne hale geldim Vura vura bak...
Sayfa başına git