İşte O Zaman Gel


Hiç ummadığım bir anda, hiçde beklemediğim!
Ya sabahın ilk ışıklarında, ya da bir gün batımında.
Ellerinde vereceğin bir demet çiçek olmasada,
Adını verdiğim yıldız, semadan kayıp düşmeden gel.

En olmadık bir anda, vakti tayinsiz bir zamanda!
Ya bir karakışta, ya da yeşeren bir baharda,
Yırtıp atmış olsanda sana yazdığım mektuplarımı;
Gidişinde diktiğim fidanlar, bencileyin kurumadan gel.

Yağmur öncesi bulutlanmada, sonrasındaki toprak kokusunda,
Ya kırık bir gökkuşağında, ya da çakan bir şimşekde.
Çektirdiğimiz resimlerde, biz çok genç kalmış olsakda!
O çok sevdiğim gözlerime kara perdeler inmeden gel.

Uzun uzun daldığım… dalıpda hayallerini kurduğum,
Ya bir deniz sahilinde, ya da bir uçurum kenarında!
Bana söyliyecek sözün, yüzüme bakacak yüzün olmasada,
Yüreğimde yaktığın sevdanın ateşi küllenmeden gel.

Dört mevsimin mutlak birinde, ilk veya sonbahar farketmez!
Güneş eriyip, gök dürülmeden, yer sarsılmadan, öfkesinden.
Kabri nerededir? diye dosta düşmana sormadan; üzülülerek,
Sadece senin uğruna atan kalbimin, kıyameti kopmadan gel.

3 Ağustos 2009 tarihinde eklendi.

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git