Git Dedin Gittim

‘Ya gel bana’
‘Ya da git gidebildiğin yere kadar’
Demiştin sen bana,
Ben geldim; sen yoktun
Ben gittim; sen bittin
Bu nasıl iş böyle anlamadım!
Gece bile karanlığa boğuldu
Ay erteledi çıkışlarını uzak gecelere
Yıldızlar söndü
Geldim, yoktun
Gittim, sen bittin
Gitmem söndürdü gecemizi aydınlatan yıldızları
Bir sendin bana yıldız
Sen de gittin işte benden amansız.
Şimdi yağmur yağar belki alınlarıma
Ellerim toza bulanır
Seni arar dururum her an,
Bitmeyen şiirin son cümlesisin kalbimde
Geldi gelecek, geldi gelecek diye beklerken
Az sabahlamadım mavi hüzünlerde,
Bir buluttun sen, kar beyazı, gök mavisi
Yağmur dualarına çıktığımda
Ilk karşılayan sendin beni
Duaya açılan avuçlarımı ıslatan ilk damlaydın
Ilk damlasıydın toprağa düşen yaşlarımın.
‘Git’ demiştin bana
‘Gidebildiğin en uzak yere git’
Gittim; sen bittin
Geldim ki yoktun,
Yokluğunla kalsaydın keşke ömrüm
Yokluğunda kalsaydın
Ve koymasaydın beni hasretine
Bitirmeseydin!
Bak gözlerim bile perdeli
Yani orda bile günahkârsın
Geldim, yoktun
Gittim ki sen de bittin
Ah bilmiyorum ki nasıl bir pınarsın!
Eskiciye mi dönsem diyorum;
Satılık birkaç anı belki
Ya da vitrine koyulacak bir kalp
Belki de adına yazılmış bir kitap…
Günlerim bir sen geçiyor, bi-sen
Bir hüzün bulutu bazen
Gökkuşağını bile kaplayan, tozpembe
Gittim işte gidebildiğim en uzak yere
Gidebildiğim kadar işte
Şuraya, az öteye…
Hazin bir bahar bulutu sardı başımı
Başım herzamankinden de dumanlı;
Bir sen yatıyor, ah bir sen
Bir sen yatıyor ayaklarımın dibinde kanlı
Yerde kanlı bir sen yatıyor!
Başım yine dumanlı
Ben geldim, sen yoktun
Ben gittim ki sen bittin
Şimdi bir beden yatıyor kanlar içinde
Bir sen yatıyor bir sen
Kanlar içinde büyük gülüşlü bir sen!
Gittim işte gidebildiğim en uzağa
Gidebileceğim kadar işte
Şuraya, az öteye…
Ne olur diyorum ne olur
Ne olur duy sesimi
Beni ister avuçlarında taşla
Istersen de çarmıha bağışla
Ama kulak ver sesime
Ses ver bu garip çığlığıma
Beni yargıla!
‘Git’ dedin bana, gittim
‘Öl’ dedin, ben öldüm
Şimdi sessizliğine mi gömüldüm?
Dağınık saçlar
Dağınık sözler
Birbirinden habersiz gözler
Ve dağınık sevdalar her sevişte!
‘Git’ dedin, ben gittim
Ve gidebildiğim en uzağın
Iki buçuk adımlıktı attığım,
Yapma dedim, yaptın
Ölme dedim, öldün
Beni dedim bir beni
Beni de kalbine gömdün!
Başımda bahardan kalma bir bulut
Başım yine dumanlı, bi-hudut
Hangi sınıra vursam sevdamı
Bir sen karşılar beni,
Körsem şayet söyle, sussam
Söyle, anlat bana suskunluklarımı!
Başım yine dumanlı
Yerde sen mi yatıyorsun öyle kanlı?
Yapma diyorum lütfen yapma
Öldürme benlerimi,
‘Git’ dedin gittim
‘Dağıt’ dedin
Dağıttım dört bir tarafa canlarımı
Şimdi gördüğüm canımın kanları mı?
Yapma öyle lütfen yapma
Sen ‘git’ dedin, gittim
Gidebildiğim en uzağa işte
Şuraya, iki buçuk adım öteye
Bir döndüm ki, sen bittin
Yapma dedim
Tetiği amansızca çektin…

Ahmet Bulgay

24 Ocak 2011 tarihinde eklendi, 1.194 kez okundu.

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git