Ayrılık Şiirleri


Gidiyorum Usul usul gidiyorum Bir sonbahar sabahına. Gökte güneş, mevsim ilkbahar Neden? Diye sorma... Zamansız bir terk ediş Ürkütmesin yüreğini. Kor karanlıkta bıraktım kendimi. Baharın ışıkları çok uzakta... Emel Bağcı
bekleme, geri dön demeyeceğim... ellerimi tut, gözlerime bak demeyeceğim... boşuna bekleme !.. lakin hep isteyeceğim hep bekleyeceğim sana söyleyemesem de seni hep seveceğim... bekleme, ''-dur gitme...'' demeyeceğim... sözlerimi unut, yazdıklarımı sil demeyeceğim... boşuna bekleme !... lakin hep özleyeceğim hep düşüneceğim sana söyleyemesem de seni hep seveceğim... Fikret Turhan-Yalova 16 eylül 2017
Kış bekleyen hazan yaprakları gibi bir yığın sararmış fotoğraf Geçmiş zamandan savrulan Anıları Toplar birer birer… Geriye dönüp baktığımızda Her şey çok uzak diyarlarda Hiç yaşanmamış gibi… Artık. Yapabileceğimiz bir şey yok Çok sevmiş , sevilmiş olsak da Terk etmesek de Terk edilmesek de Hayat değirmeninin kör çarkları Öğütür tüm yaşanmışlıkları Ne zamanı durdurabilir Ne de dönüp geriye Yeniden yaşayabiliriz her şeyi. Yüzümüzdeki her çizgi Kırgınlığın biraz da kızgınlığın işareti Kırgınlığımız da kızgınlığımız da Kendi kendimize … Elde kalan birkaç resim ise Kısa metrajlı hayat filmimizden Hatırda kalan bir...
ZAMANSIZ VE VEDASIZ AYRILIK * Bir hafta önce öldün toprağa indirip Kendi ellerimle gömdüm seni, Anlatması bi hayli zor, Acın dinmeyen bir kor, Biz aynı yerdeyiz yine, Sensiz şimdi ne hallerdeyiz ,? Yalandır diye umutluyum, Birazda sana kırgın ve kızgınım, Onca yılın hatrına vedasız ayrılmak revamıy dı ? * Ah bir kalkıpta bakabilsen kabrin başında Hoca merhuma hakkınızı Helâl edermisiniz diye sorduğunda !! Sana,herkes helâl olsun, Bir değil bin defa helâl olsun, Helâl olsun dediğini Keşke bir duyabilseydin.! * Bize ve umutlara zamansız veda edişinin Neydi sebebi,ney idi oğul ? Kabriyin başında Bem-beyaz...
Arkama bakmadan yarınları bırakarak, Yüreğimi senden uzak şehirlere sürgün ederek, Gözlerindekizaman vurgunlarını silerek, Hasretini ceketimle omuzlayarak gidiyorum. Duygularımdaki özlemine mızrak saplayarak, Sözlerimdeki yalnızlığın cam kırıklarını toplayarak, Ayrılığın rüzgar uğultusunda yokluğuna varlığını saklayarak, Kavuşma sıcaklığını yanaklarımda saklayarak gidiyorum. Sensizliğin nihavet bestelerini bir bir silerek, Yaralarımın sızlamalarındaki polenlerini düne serperek, Hayallerimin mavisinin çalkantılarında sallanarak gidiyorum. Düşlerimdeki gülümsemelerin hıçkırıklarını alarak, Anılarımın sensizliğini gözyaşlarımla boğarak, Ellerimin titremesindeki sarılmaları bırakarak, Gecenin meltemine sensizliği salarak gidiyorum. ...
Ayrılıp gideli tatlıyla acı Yaşadığım sen bir eski anımsın Mutluluk mutsuzluk başımın tacı Yaşadığım sen bir eski anımsın Bazı yüz gülüşler bazı ağlama Ruhumda bayramlar yara bağlama Yaşam ile ölüm yürek dağlama Yaşadığım sen bir eski anımsın Ak kara bahtla gün yüreğimde köz Mektupta şiirde şarkılarda söz Hem kış hem ilkbahar hem yaz hemde güz Yaşadığım sen bir eski anımsın Cennetle cehennem virane bir yol Yapraklar misali yeşerip de sol Rüyalar resimler içinde bol bol Yaşadığım sen bir eski anımsın Sedat hünkar (Karamecnun)
Hiç Acımadın Senin İçin Yanan Seven Yüreğime, Kıydın Rabbimden Seni Dilediğim Dileğime. Dünyamı Tersine Çevirdin Acımadın Hayallerime, Gelde Anlat Şimdi Kalbime, Beni Bırakıp Gittin Ellere. Düşürmedim Dilimden Gittin Gideli Senin İsmini, Silmedim Silemedim Silemem Kalbimden Senin Sevgini. Acılara Bıraktın Seni Sevip Şimdi Sensiz Kalan Kalbimi, Gelde Anlat Şimdi Kalbime, Beni Bırakıp Gittin Ellere. Dertlerim Bitmiyor Sen Gittin Gideli Yüreğimden, Nasılda Yandım Kayıp Gittin Su Gibi Ellerimden. Neylerim Ben Şimdi Sensiz Farkım Yok Susuz Güllerden, Gelde Anlat Şimdi Kalbime, Beni Bırakıp Gittin...
Yıldızlar kayarken tek dileğimdin Güneş doğarken tek hayalimdin Dünya dönerken sevdiğimdin Sen gittin küskünüm Gökyüzüne oldum düşman Dünyamı sardı nefret Birgünü daha tükettim gitti Aklım sende kaldı bomboşum Sesime sessizliktin Söyleyemediğim sözüm oldun Bir günüm daha suskun bitti Aklım sende kaldı durgunum Yeter mi kalem anlatmaya derdimi Anlar mısın ki sen kalbimi Bir günüm daha sensiz bitti Aklım sende kaldı mutsuzum Unuttun beni belki bilmiyorum Her gün özlemini dinliyorum Bir günüm daha hasretle geçti Aklım sende kaldı yorgunum Gelmezsin anlıyorum artık Biliyorum yolcusun Başka kalplerde durdu kalbin Oralarda mutlusun Göklerde kaldı sevdam Kanadımı kırdın uçamam Bana...
Hoşçakal sesi çınladı.. Ağlak keman nağmesine terkedilmiş Issız bir gecede… Hoşçakal saklıydı Şarjörüne veda sürülmüş Hüzünlü birkaç hecede.. . Dönecekti birgün elbet Sözler verilmişti yaşanmışların her an’ına… Tutunmuştu sevdaları Bir tambur telinden dökülen Hüzzam makamına… Ve son kez Hoşçakal dı Gidişine sallanan ele bakarak. Sonrası mı? kayboldu ufukta Uğrunda atan bir kalbi daha Ardında bırakarak.
her ayrılık arifesinde başlar yüreğim sızlamaya hoşçakal sevdiğim deyişini bugün bile duyar gibiyim aradan on sekiz yıl geçmesine rağmen yıllardır yaşıyorum ben bu ayrılığın anatomisini bir daha kavuşamamakmış bizim de yazgımız :(( Yeşim Çayırlı
sen... bana... ''-git...'' dediğinde... boynumu bükmem... sana yetmez miydi? sevgilim... sen... bana... ''-git...'' dediğinde.. yutkunup... elveda bile diyememem... sana yetmez miydi? ... sevgilim.... sen... bana... ''-git...'' dediğinde... içimden kaderime... sövüp saymam bana yetmez miydi? ... sevgilim... sen.. bana... ''-git...'' dediğinde.... keşke ölebilseydim... bu bile bana yetmezdi inan ki sevgilim! .... Fikret Turhan- Yalova, 30.12.2014
her şey eskidi durduğu yerde kendiliğinden oturup denize karşı sustuk yenilmişliğimizle yutkunduk sonunda bu sözün ve ardından aşkın bitişi demekti karanlık bir kuyuya düşleri boğulmaya atmaktı canevinden haince vurulmaktı diğer adı teslim olmaktı bize sadece alışkanlıklar kaldı ve biriken tekrarları yaşananların umutlar masaya konulduğunda gitmeye hazır yüzükler çıktıysa parmaklardan bir hüz’nü yutkunmaktı güneşin batışıydı bildiğimiz derin bir bıçak yarasında kanamaktı hep dün ve yarınsız aşk gibi bakan gözlerinde bitmekti işte yapacak bir şey yok demekti çaresiz kalmaktı vurulup düşmekti canevinden tutunacak canelinden kopmaktı gitmekti işte bitmekti Mehmet Tektemur
Sayfa başına git