Düş Sandalı

Duygularımın tutsaklığından aşırıp kendimi
Rüyada olsa görmek isterdim, bu vuslatsız kabusun dışında
Ve adını mıh gibi sapladığım beynimden
Soyutlaştırmak isterdim yeni bir sevdayla yahut ne olursa işte
Ve o kadar dolu dizgin yaşardım ki yeni sevdamı
Kıskandırırdım kendimi çölleri aşana dağları delene

Sonra mutluluğumu alırım giderim
O hırçın dalgalarla yosun tutmuş sahilimize
Hep sensizliği anlatıp içtiğim denize
Bu kez mutluluk için içtiğimi haykırırdım
Bu kez bizim için içiyorum ey mavi şahane
Zaman ilerleyince sarhoş olurum muhakkak
Belkide kendimi bile kaldırmaktan aciz dururum
Belki mezemi martılarla paylaşırım
Onların o çığlık çığlığa cırtlak sesleri bile
Muazzam bir türküyü andırır o an
Sarhoş yüreğim eşlik eder ve seni uğurlarlar
Hep bir ağızdan çığlıklar eşliğinde
Hiç susmadan

Hava kararmak üzere olur
Artık ayaklarım yere basmaktan acizane
Dudağından çıkan o nameler seni
Kilometrelerce yol götürür
Hiç bitmeyen o nameler
Ve gelirsin nihayet o mutluluk adı verilen
Dişilerin kura bildiği o devasa yalnızlığını okşayan
İklim şartlarıyla boğuşan yuvaya
Kapıda seni karşılayacak kimsen yok
Sende biliyorsun.
Hiç arama kimseyi boşa
Belki yerde birkaç tebligat
Yada borç faturası olur
Almaya bile üşenir hoyrat ellerin
Sonra sonra dersin …

Giriverirsin paldır kültür içeri
Sandalye,soba yada bir masa takılı verir ayaklarına
Güç bela atıverirsin kendini oda’na
Uzanıp yatağına biniverirsin
O olmayacak düş sandalına

Bu günde unutulmadı belki yarın unutulu verir
Ayrılık sancısı …

Murat Koca


25 Eylül 2010 tarihinde eklendi.

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git