"DÜŞ" ile Etiketlenen Konular


Tutma ellerimi Sözler verme boşuna İnanır mıyım sanıyorsun yalanlarına Geçtik bunları Uyan artık bırak geçmişi Yürü yarınlara Bir temiz sayfa istiyorum. İçinde senden Bir nokta bile olmayan Yarınlar istiyorum. Üzerimden düş, sen olmadan Sabahlar istiyorum Kâbusum olmasan Ben yeniden doğmak istiyorum ...
kapılara vuruyor sökerken şafağın rengi dereler kıpırdanıyor balıklar solucanlar gıcırtıyla uyanıyor insanlar bense kaç aydır uykuyu unutmuşum çapaklarım kiremit renkleriyle dost asma bahçelerinde kapılarım kilitli içime keskin virajlarda ne zaman dönmüşüm ne zaman kaybolmuşum ve ne zaman senden kopmuşum muamma...muamma bimiyorum Necmi Dayan
Acılarının insan yüzüne vurmadığı, Aşkın daha icat edilmediği günlerdi, Gece yalnızlıklarının, dostluk ateşlerinde, Köze döndürüldüğü, sarı kızıl gölgelerinde, Yıldızlar dökmemişken daha gökyüzünden, gül yüzüne, Aşk asılı kalmış hasretle, insan elinden, tek bir sözüne, Sevmenin büyüklüğü, tuz gibi, su gibi, nimet gibi, aklımda, Metafor rüzgarları, sağanak, sağanak, klişelenmiş saklımda, Tuana, benciliğin ve ihanetin adına, yalnızlığa, Tükenişleri, indirilen kılıç ve son umutsuzluğa, Gök nakaratında, yerin sevdaya aç türküsünde, İner gönüllere aşk denen, utkunun tek ülküsünde, Manalar yeşile dönmüş, pembeye, sana ve güzel şeylere, Tuana, adın...
Küçüktün, Daha tomurcuklanmaktaydın geleceğe, Düş eskileri, yarım kalan manzaralar, Bahardan çıkmış, yeni yetme yaz başlarında, Aklının ermediği aşk oyunları, Ve büyümek korkusu, senden çok uzaklardaydı, Azledilen soluk renkler, sürgünde, Hayatın ahengi, gün ortalarıydı mihenginde, Göğe dokunan elleri vardı, Bulut seven, pamuk şeker tadında, Ve gözleri, bulutları saklayan turkuaz renginde, Masumdun, Hayatın utanç sayfaları içinde, Kirlenmemiş oyunların vardı beyaz tonlarda, Hani al bilyelerini ver bebeklerimi tadında, Efsane belki de efsun, bakan gün ışımalarında, Güneşin şımarıklığı, cilvesi, nazı senin adında, Mavi Kısrak... Sonsuz olmanın ruhundaki iki kelime, Bozulmamış cümbüşü, aşkın nağme...
Gecelerindeydik hayallerin, Aşkın demir aldığı, sessiz yakamozlarında, Ve hıçkırıklarındaydık, Denizkızının gözyaşlarındaki, hüznün adında, Geceydi, Sandalın köhneleşen yıllarını anlatırken denizin sisi, Bir mumun titrek ışığında saklanan, Ve sallanarak gökyüzüne karışan, mahremlerin adıydı isi, Sabaha az kalmışken, yıldızların terk edişinde elleri, Kirli sakalında bir balıkçı, küfür saçıyor sonsuzluğa sözleri, Sandalın suyla seviştiği, ince çizgilerinde yazılı, Altında bir imza, aşka dair, kanla kazılı, Deniz Kızı, Şimdi şarkıların çalınır, ışıklı gazinolarda, Üçüncü sınıf mevkilerde, ucuz şarap eşliğinde, Tatlı şarkılarda, aşkı anlatılır, uzak denizlerde, Yıllardır kovaladım, ömrüm geçti, hani nerede, Adı deniz...
Adet görenek dedik, hepten israfa daldık Hakka uyanamadık, gafletten uyku aldık Koşmak şöyle dursun, emekledik de kaldık Ömrümüzü har vurup, harmanları savurduk Bilgiç olduk konuştuk, koca çamlar devirdik Cennet diyarı bozduk, yaktık küle çevirdik Oysa biz insanoğlu, yaşatmaya revirdik Taze doğmuş çiçekler, ateşlerde kavurduk Yeryüzünde yayılmış, kocaman sıra dağlar Ne makam ne mevkiler, bizi buraya bağlar Görmez miyiz kardeşim, garip guraba ağlar Ya haklarını yedik, ya da kendini vurduk. İnayet sükûn etsin, delalet kalsın dünde Bin güzelin hülyası, gönülden geçsin günde Gözler baksın sonsuza,...
İşte buradasın  Belki çok önce,  Belki az önce  Edilmiş bir söz gibi  Yer etmiş bir iz gibi,  İsimsiz bir his gibi  Aklımdasın  Ölümsüz bir düş gibi  Öyle bir düş ki;  Zamansız bir güz gibi.  (21.08.2010 - 04.00) Esin Güdül
Duygularımın tutsaklığından aşırıp kendimi Rüyada olsa görmek isterdim, bu vuslatsız kabusun dışında Ve adını mıh gibi sapladığım beynimden Soyutlaştırmak isterdim yeni bir sevdayla yahut ne olursa işte Ve o kadar dolu dizgin yaşardım ki yeni sevdamı Kıskandırırdım kendimi çölleri aşana dağları delene Sonra mutluluğumu alırım giderim O hırçın dalgalarla yosun tutmuş sahilimize Hep sensizliği anlatıp içtiğim denize Bu kez mutluluk için içtiğimi haykırırdım Bu kez bizim için içiyorum ey mavi şahane Zaman ilerleyince sarhoş olurum muhakkak Belkide kendimi bile kaldırmaktan aciz dururum Belki...
Bilmem hayal miydi yoksa düş müydü Gönül arzusunu buldu bu gece Yalın kılıç mıydı bir ateş miydi İçerim köz ile doldu bu gece Bilemedim gece ile gündüzü Seçemedim güneş ile yıldızı Mestane gözleri mestetti bizi Aklımı başımdan aldı bu gece Mah yüzüne bakma ile doyulmaz Sıra sıra benleri var sayılmaz Aşk meyinden içen aşık ayılmaz Bilemedim bana noldu bu gece? Durmaz yanar gerçeklerin çerağı? Yakın olur ehl-i aşkın ırağı Gölköy oldu VEYSEL'lerin durağı Hayali karşıma geldi bu gece AŞIK VEYSEL
Söğüt ağaçlarının Bulutsu serinliği Gümüşsü bir renge Çevirirken akşamı Uzak dağ başlarını düşürür aklına Çıkar sedef kakmalı Gümüş çakını o zaman Bir dal kes ışkınlardan Ve usulca yaslan Yaşlı bir çınarın yorgun göğsüne Çınarlar ki ağırbaşlı Ve biraz bilgedirler Yorgun ve kederli Gövdeleriyle onlar Nice öyküler dinlemiş Çok umur görmüşlerdir Nice aşkların tanığı Nice gizlerin suskun Taşıyıcısıdır çınarlar Ve bu yüzden saygın Bir yerleri vardır Halk duyarlığında Ve derler ki onlar için Kendilerinden başkasını ele vermemişlerdir -II- Uzak dağ başları Yalnızlıkları getirir aklına Bir de efkarlı türküleri Ve senin yalnızlığın Ancak dağlara sığabilir Bir de türkülere Belki bir zaman Geçitler kapanmış Koyaklar tutulmuş olabilir Yabanıl...

Sayfa başına git