Hasret Sancısı


Seni düşünürken bazen, unutuyorum soluk almayı
nice sonra uyanıyorum nefes nefese
ve anlıyorum ki
yüzümüze çarpan ince soğuk bir yağmuru bile özlemişim
elimde elin varken yürüyüşü Yeşilköy’de bir kış vakti

Kızıl bulutların maviye karıştığı bir rüya bu
bir kabus
sarı yaprakların uçuştuğu erken sabahın rüzgarı
ve sözlerin havada toza karıştığı
gözyaşları ardında titreyen elveda
Ölüm bile daha iyiydi eminim
aşkın soğuk tipiye dönüştüğü yerde
uzak bir kumsalın çakıl taşları gibisin şimdi
Ah dalgalarımla sana ulaşamıyorum ya
içimi metruk evin ağları gibi sarıyor keder

Burası bambaşka bir şehir şimdi
yeni lisanlar öğreniyorum
manasını bulamadığım kelimeler
çöküyor bir yerlerime zehir zemberek

Çiçekçilerin karanfili yok üst caddede
Olsa da kokmuyorlar teninin beyazlığında
yalnızlığı haketmiş ruhuma vicdanımdan hüküm
ve gökkubbenin kuraklığında kendime müebbet veriyorum

İrfan Kaya

10 Aralık 2012 tarihinde eklendi, 589 kez okundu.

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git