"hasret" ile Etiketlenen Konular


Yetmezmi çektiğim bunca eziyet Hasretim yâr sana hasretim hasret Bu minval üzere budur vaziyet Hasretim yâr sana hasretim hasret Aç gönül kapını gelip giriyim Divane dolanan Mecnun biriyim Senden uzaklarda ölü gibiyim Hasretim yâr sana hasretim hasret Kapıldım sevdana narına yandım Uyudum uyandım adını andım Sana olan sevgim bitermi sandın ? Hasretim yâr sana hasretim hasret Sevdan yüreğimde oldu bir yumak Geçmez boğazımdan bir lokma sumak Gelde aşk şerbetin birlikte sunak Hasretim yâr sana hasretim hasret Eridi kalmadı yürekte yağlar Yine zalım kader kolumu bağlar İçim korbağladı gözlerim...
hasret; gecelerde koyulaşır, kara yağmur bulutları gibi... yağdı yağacak gibi...! hasret; gözlerimde yoğunlaşır, düşecek muson yağmurları gibi... bastı basacak gibi..! hasret; sözlerimde çatallanır, dil dönmez sözler gibi... kaydı kayacak gibi..! hasret; yüreğimde dumanlanır, sönecek kör yangınlar gibi... boğdu boğacak gibi..! Fikret Turhan-Yalova, 26.05.2013
güneş... kızıllığın doruğunda... ufukların kucağında... içimden, gidesim gelirdi ona, suyun üzerindeki ışığın çizdiği o sarı yoldan..! martı... maviliğin doruğunda... dalgaların kucağında... içimden, uçasım gelirdi ona, göğün üzerindeki bulutun çizdiği o beyaz yoldan..! hasret... unutulmuşluğun doruğunda... yolların kucağında... içimden, varasım gelirdi ona, başımın üzerindeki kaderin çizdiği o kara yoldan... Fikret TURHAN- Yalova, 24.05.2013
gökler benimdi.., mavisi senin... denizler benimdi.., mavisi senin... gözlerin senindi.., mavisi benim..! güneşler benimdi., sarısı senin... ekinler benimdi.., sarısı senin... saçlarım senindi.. sarısı benim..! güller benimdi.., kırmızısı senin... alevler benimdi.., kırmızısı senin... dudakların senindi.., kırmızısı benim... fikret turhan-yalova, 22.05.2013
Ben böyle delice seni severken,.. Geceler boyu gözden yaşım dökerken Aslında sen hemde bana yakınken, Bana uzak durma öyle ne olur.! Hayalini gece gündüz kurarken.! Sevgin yüreğimden dolup taşarken Senden uzaklarda seni yaşarken. Bana uzak durma öyle ne olur.! Çölde susuz kalmış küçük kuş gibi, Ben sana muhtaçken öyle su gibi..! Suyun kuşa uzak oluşu gibi, Bana uzak durma öyle ne olur.! Senin cemaline hasret kalmışken..! Yanakdaki gamzeden bir kez olsun, Öpmeye ben candan heves etmişken, Bana uzak durma öyle ne olur.! Bir gün kavuşuruz diye...
Gözler ırak gönülden esen sözlere. Hırçın dizeler çaresiz cümlelere, Kelimelerin şehvetsiz bakışları, Anlamsız ezgileri, hasret sevgiye… Dirhem dirhem serpilen karların, Acımasız soğuğunda yatan efkârı, Sarhoş olmuş dillerin gölgesinde, Benliğin en ücra bir köşesinde… Rüzgârın oyunu siner yüreklere. Kırılan dalların senfonisi eşliğinde. Ayrılıkların körelen ellerine bakan, Deryaların eşsiz dergâhı içinde… Yıldızların dertli ellerindeki aşk, Semanın karanlığında solan çiçeğin, Susuz kalmış hayatın celladına, Yenik düşer, saniyenin her zerresinde… Mehmet Çiçek
Ufuklara daldım engin yüreğimle Sende kayboldum ben...hissettim seni hasretinle Yeşerttiğim sevdamın sızısıydı bunlar Hep beklenen alın yazımdı belki şu anda yaşananlar Yalan dünyanın gerçeklerinde kalanlar Sendin o sen... uğrunda sürüklüyor beni fırtınalı rüzgarlar Kadere küsmüş hayatın anlamıydı senle yaşananlar Tam buramdaki sevdamsın sen...bak şu yaralı gönlümü dağlar Nasıl anlatsam...ne desem bilemedim...gör bak bu yürek yanar yanar... Ömür güzelliğim gerçek sevdamsın...bu hayata o beni bağlar... Taştın çağlarsın bu gönülden... dökülürsün kalemimden.... Belki bunlardı yüce rabbim tarafından alın yazıma yazılanlar... Gel bana tek gerçeğim...ah...
Her halinle benim aklımdasın sen Gönlümü özlemle eyliyorum yâr Mevla'mla aramda saklımdasın sen Soranım yok sensiz neyliyorum yâr Dermansız dertlere beni sen saldın Aklımı döndürdün başımdan aldın Gariban gönlümü kalbimi çaldın Derdimi ben sana söylüyorum yâr Beklerim yolunu gelde gör diye Hallerin nicedir bana sor diye Ölmeyi diledim vuslat zor diye Sen yoksan ölümü yeğliyorum yâr Bağlansan tutkuyla sıkana kadar Kalsan hep canımda bıkana kadar Delerim dağları yıkana kadar Yüreğimde hasret dağlıyorum yâr Mühürlü dudağım tenine hasret Yokluğun sardıkça çöküyor kasvet Ayrılığa kızıp etsem de nefret İntizarı zülfe bağlıyorum...
Beklemek seni bir ömür Susarak, gözlerim yollarda Hasretim sürgünlerde Susuz kalmışım hasretinle Hasretimsin Yalnızlığımsın Yalansız zamanım, yaz baharımsın. Özlemek seni bir ömür Ah ederim dinlemez yüreğim Umut ektim yıllara Ayrılıksa çektim kana kana Hasretimsin Yalnızlığımsın Yalansız zamanım, yaz baharımsın. Muharrem Aslan
Seni düşünürken bazen, unutuyorum soluk almayı nice sonra uyanıyorum nefes nefese ve anlıyorum ki yüzümüze çarpan ince soğuk bir yağmuru bile özlemişim elimde elin varken yürüyüşü Yeşilköy'de bir kış vakti Kızıl bulutların maviye karıştığı bir rüya bu bir kabus sarı yaprakların uçuştuğu erken sabahın rüzgarı ve sözlerin havada toza karıştığı gözyaşları ardında titreyen elveda Ölüm bile daha iyiydi eminim aşkın soğuk tipiye dönüştüğü yerde uzak bir kumsalın çakıl taşları gibisin şimdi Ah dalgalarımla sana ulaşamıyorum ya içimi metruk evin ağları gibi sarıyor keder Burası bambaşka...
bilmiyorum sence anlamı olacaksa sözlerim eğer bir sustalının ucunda en son düşen kar tanesinde erimeden yaşayacaksa ve beni dinleyeceksen başın dimdik gözlerini gözlerime bir selvi gibi havuzlara aşık balıklara sevdalı misinalar misali çuvaldızlarla dikeceksen izin ver uzanayım şehirlerine yelkenlerim paramparça direklerim kırık gövdelerimde denizlerin kokusu savaşlardan yorgun izin ver sığınayım limanlarına içim dışım hasret içim dışım kalyon soranlara dersin işte bu gecelerimin karanlık puhusu şimdi geri dönen geç kalmış bir Viking karşılıksız aşkımın tek suçlusu bilmiyorum sence bir anlamı olacaksa bir tahta kayık içi toprakla doldurulmuş üzerinde Orkinosların kazıdığı seni sevdiğim yazılı öyle bir tören yap denizlerinde bir sen bir yangın ki ben...
Özlenen yarınlar gelmeyebilir O seni sen gibi sevmeyebilir Hayatı gönlünce keyfince değil Yokluğu yaşarsın yokluk içinde Çalacak sanırsın bir gün kapını Anacak sanırsın bir gün adını Saklayıp sır gibi yalnızlığını Özlemi yaşarsın özlem içinde Arzular tükenir ümitler biter Gönlüne arkadaş olur hüzünler Ardından çaresiz kaldıysan eyer Hüsranı yaşarsın hüsran içinde Yanarsın maziye hayal kurarak Yanlızlık şahidin olur susarak O eski günlere özlem duyarak Hasreti yaşarsın hasret içinde İsmail Bozkuş
Sayfa başına git