Sensizliğin Senfonisi


mavi bir sis çekiliyse gözlerine gecenin
bil ki seni düşünüyorum sevdiğim
hele saat
gece yarısını çoktan geride bıraktıysa…

neyzeni yırtılıyor lodosun
denizin ateş biçen soluğunda

ikiye bölünüyor çığlıklar
bir yanımda asi rengi düşlerimin
yeşili zikreden ak saçlı semazeni

diğer yanımda kızıl dudakları
boynuma kor kor damlayan lâlelerden
ödünç günahı günbatımının

söyle bana şimdi
ey! Rüyalarımın dehlizlerinde yeniden kavuştuğum

söyle seni şimdi nereye koymalı
nereye saklamalı

perçemin düşerdi eskiden şehrin alnına
dökülürdü ipek dokunuşlarından
tenine sevdaların
derinliğinde parçalan tadın

ayın karanlığı kesen dansından sıyrılıp
henüz fistanını delen pembe tohumcukların
için için yanardı gecenin avuçlarında

raksa tutuşurdu ıslak ayakları sonra
ah! Nasılda
sana üryan ayazlarımın

ısınırdı çimdiklenen göbeğinde denizin
tan gülüşü dudakların
kavrulurdu aşkından alev ince parıltılı
ah! Nasılda kumsallar

suskunluğuna kanar
efkarı kirpiklerinde tutulan göğü
içerdin dudaklarımdan nasılda kana kana

bak! Şimdi karayel sancı doğruyor
kodeslerimin kimsesizliğine
kendince bir türkü tutturmuş
her voltada
bak! Hep aynı nakaratı söylüyor

kesiliyor uğultular
başını eğmiyor çayırlar
kuşlar konmuyor yeşil saçlarına Ak Liman’ın

gelinliğini giyinmiş fenerin
sırtından sonsuzluğa akmıyor
duvağı aşkın

ah! Sevdiğim
haylaz dürtülerimden kesiğim

üzerime devrilen sensizliğin senfonisi
getirmeden beni

doğ! Yine Sevdama
sıcağında maviye soyunsun kucağı
sessizce Hamsilos’un…

Filiz Kalkışım Çolak

13 Aralık 2016 tarihinde eklendi, 318 kez okundu.

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git