Siirler.Biz

Uzaklara Sürgün Düşler

Sevgi hayatın içinde bir avuç su kadardı, azaltmak ve çoğaltmak benim ellerimdeydi. Alçalıp yükselen dalgalar gibiydim, yüksekliğimi esen rüzgar belirliyordu. Bazen sevinç bazen de hüzündü dalgaları büyüten. Sahile ulaşmaya çalışan dalgaların kırılmasındaki su damlacıkları gibiydi hayatım, dağılmış ruhlar, dağılmış sevdaları yaşıyordum.

Bir nefeslik molalarla yürüdüğüm yolda hedeflediğim mutluluğa koşuyordum. Korkumun ve duygusuzluğumun el sıkıştığı molalalarda dinlenip, kapısını açarak içeriye girmeye çalıştığım yaşamın kurallarını asla öğrenemedim.

Acıları yargılayan düşüncem, acılar içinde kıvrılarak yol alıyordu yaşam denen kullvarlar arasında.hüzünlerimden kaçmaya çalıştıkça dahada çoğalıyordu. Istıraba boyun eğmektense ölüme razı oluyordum. Derin uykulardaki mutluluğu uyandırmıyor, ona ait yolun yönünü seçemiyordum.

Sonbaharda kurumuş ve rüzgara kapılmış, ayrıldığı dalını arayan yaprak gibi oradan oraya savruluyorum. Oysa benim ayakta kalışım, yada yıkılışım senin yanımda bulunup bulunmamana bağlıydı.

Yüreğini avucuma gömdüm, başım dik ama ellerim yorgun düşüyor yüreğini taşımaktan. Oysa içinde biraz şefkat ve sevgi olsaydı eminim beni bile bir kelebek hafifliği ile uçururdu. Çoğu zaman senli günlerin özlemi ile yaşıyor, gecelerin güne kavuşmak için şafağı özlemeleri gibi senin özleminle dar zamanların geniş kavuşmalarını yaşıyordum.

Uzaklara sürgün düşlerimi akşamın loşluğu ve kızıllığı sarıyordu. İçinde yaşadığım bir tek anın çeşitliliği ile avunuyordum. Bunlar ayrılığın öldürücü kabullenişi, beni öyle bir yere getiriyordu ki sevmeye mi dahilim yoksa ayrılığa mı işte bunu çözemiyordum. Beynime kazıdığım sıcak bakışlarının ardına sığınıp senli günlerin avuntusunu yaşıyordum.

Bilinmeyen ülkelerde senin ruhunun tarihi yazılırken ben bir anını çeşitlendiriyordum. Bir daha dönmeyeceğim kentin kızıl akşamlarında. Denizden ayrı yaşamanın düşüncesinin bile öldürücü olan martının korkusuyla silkeliyordum düşlerimi. Terk edilmişiliğin izlerini silmeye çalıştıkça, anılar sel suları gibi üzerime geliyordu. Yaşamımın merkezindeydin, düzeltmeye çalıştıkça etrafında dolandığımı fark ediyordum.

Hüzün ve ıssızlığın varlığı arttıkça mutluluğun yaşantısı, bir anlık aynadaki yansıması olarak bana geri dönüyordu. Sırlı camda anlık görüntü ve anlık göz göze gelmek gibi. Özlemin çekiciliğine karşı duramayıp, koşarak uzaklardan geri gelmek gibi.

Aşk vaat eden uçsuz bucaksız aşk denizi beni kendine çekerken maviliklerde kayboluyordum. Bir coşkunun kıvılcımlarıyla duygularımı ateşleyip, hayatın düş gölgelerinde ve duygu çıkmazlarında dolanıyordum. Sevdanın mecnun yolcusu gibi. Yaşanması gereken arzulara yaklaştıkça, parça parça koparak uzaklara düşüyordum.

Duygularım yamalı bohça gibi, bir tarafımı kapatırken, diğer tarafım açılıyordu. Kapatmaya çalıştığım sensizliğimin yaralarının her kanamasında kendimi senin sevmelerine adıyordum. Uzaklıklarla yetinmeyip, hayal boşluklarında yeni umutlara ve umutsuz boşluklara düşüyordum. Yokluğununezikliği ile yaşamayı öğrensemde hep bir yanım eksik ve kırık kalıyor. Yok sayılamayacak kadar dolu dolu yaşanan sevdanın küllerini belki bir kıvılcım bulma ümidiyle eşeliyorum.

Yüreğimde kaybetme korkularını yaşarken var olup olmadığını bilmediğim dar zamanlarda umutsuz sancılarla kıvranıyorum. Sevginin ölümsüzlüğünü sorgularken, belkide beklentisiz sevginin çıkmazlarıydı yaşadıklarım.

Sarplıklar sakıncalı gelmiyordu, sensiz kentin yamaçlarına tırmanırken. Zamanla çaresini bulup yol alacağımı umuyordum. Savunmaya ile gerek duymadan yalnız ve bitkin tırmanmaya devam ediyordum, sensizlikle avunan ruhumun acılarını yıkayacak şifa sularını ararken. Duklarımdan dökülen yüzlerce senli sözcüklerden yaptğım köprüler üzerinde yürüyordum.

Unutulmuş yaşamlara ve sevdalara eyvallah çekmeyi ne kadar isterdim. Çok sevmenin bedeli bu olmamalıydı. Darmadağınık aşklar sahipsiz kalmamalıydı. Sever gibi yaşanmamalıydı aşklar. Sahip olunmalı ardında durulmalıydı sevdaların.

Dumanların altında kalmış ateşler gibi dışarı çıkaracak bir üfleme, bir nefes bekliyorum. Aklım hep kaçışlarda. İki değirmen taşı arasında öğütülen zamanda elimi neye dokunsam dağılıp gidiyor. Zifiri sokaklarda donuk bakışlar arasında düşler azgın sel gibi üzerimden gelip geçiyor. Kurtulmak için gayretim bile olmuyor.Sahi, bu sevdanın galibi kimdi?

Yasak kentin sokaklarında dolanırken senli zamanları yaşıyordum aslında. Gözlerimdeki göz izini, düş perdeleri ile kapatıyorum. Bir bakışın için ömrümü verdiğim yılları gömerken zaman mezarına gidişlerinle bıraktığın sevdim demenin yalan şarkılarında var olmanın umudunu taşıyorum.

13.07.2012

Deniz

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.