Bir Aşk Masalı…

Her şey bir yana,
Bir yana bırak delilikleri,
Sorgusuz sualsiz sevmiştim ya seni.
Seni ve içinde olduğun her şeyi.
Yaşamaktın sen nefestin,
Solgun yüreğimin ta içinde;
Bin bir çeşit renktin.
Solamazdın izin vermezdim buna,
Sen bana gece, ben sana güneştim,
Mutluluğu sayarken parmak uçlarımızda,
Sen bütün renkleri mahvettin!
Kaç kez kırmıştın kalbimi?
Sayısı kimin umrun da.
Yinede kızamıyordum sana,
Bağırıp, çağırıp isyan edemiyordum.
Sanki ılıkça esen bir meltemdim,
Poyraz olup çarpamıyordum dallarına,
Savuramıyordum toz duman ne varsa.
Göz yaşlarım yine kendimeydi,
Kan kırmızı gözlerim, işte benim rengimdi.
Her şeye rağmen seni üzmek öyle zordu ki!
Evet her insan elbet üzülürdü üzülebilirdi,
Zorluk bir yana;
Seni üzmek namertlikti!
Bunu mert olduğum için mi yapmıştım?
Hayır yürekli olduğum içindi.
Uçurumdu hayat senin için,
Daha doğrusu içinde yaşadığın ev,
Etrafındaki insanlar karanlıktı.
Her gün mehtapsız geceler gibiydin,
Sisli, puslu ve oldukça yaslı.
Karanlığına bir huzme ışık olmaktı istediğim,
Bunu başardım zaman zaman,
İşte buydu benim sevdiğim insan,
En zor zamanda bile gülmesini bilmeliydi.
Yüreği fazla mı mutluluk dolmuştu bilmiyorum?
Sevgime karşı kahır vermekteydi.
Deliriyordum duvarlarda patlıyordu yumruklarım!
Ama sanırım aşk buydu,
Bazen kanatsızca uçmak yükseklerde,
Bazense yerlere düşüp dağılmaktı.
Bir bilsen ne zordu senin üzüldüğünü duymak,
İçime bir sıkıntı çöker;
Terler damla damla olurdu alnımda,
Bünyemdekileri sorma gitsin.
Sen üzülünce;
Kendi derdim dert sayılmazdı benim için,
Sen her zaman önemli,
Her zaman önde gelirdin.
Varlığını düşünmek boynumun borcu,
Seni sevmek mecburiyetim gibiydi.
Bu kadar da muhtaç olunmazdı ki!
Artık zamanla anlamıştım,
Yaşadığın sevgi fazla geliyordu sana.
Evet çok daha iyisini,
Çok daha mutlusunu hak ediyordun etmesine,
Ama içinde yaşadığın ev,
Etrafındaki insanlar karanlıktı,
İşte bu yüzden sevgim sana fazlaydı.
Bilmem biliyor muydun bunu?
Ben seninle geçen zamanda,
Sadece seni sevmedim,
İnandığın,benimsediğin, mutluluğun olan her şeyi sevdim.
Biliyorum fazlasıyla garip;
Ben ben olalı İstanbul’u seninle gezdim,
Sen gibi bildim bağrıma bastım,
Çünkü onun koynunda bir yerlerde sen vardın.
Sokağını, denizini, martısını,
Seninle sevdim sen gibi sevdim.
Pırıl pırıl bakışlarla seyrettim,
Tarihe açılan sayfayı,
O görkemli Haydar Paşa’yı.
Seni bana vermesini bekledim saatlerce,
Ah dili olsa da bir bir anlatsa.
Biraz seni birazda kendini,
Ama en çok İstanbul’u anlatsa.
Söylese nasıl olduğunu;
Bir yandan mest edip,
Diğer yandan çatık kaşlı duruşunu.
Bazen şefkatli bir anne,
Bazense ciddi baba bir baba oluşunu.
Beklide nasır tutmuştur vicdanı.
Havasını soluduğum,
Kargaşasını, ekmek kavgasını,
İnsanlarını seyrederken yorulduğum,
Yapısıni medeniyetler kapısını,
Düşünürken durulduğum.
İçime çektiğim deniz kokusu muydu?
Mutluluğum muydu bilmiyorum?
Başım ağrıyor bedenim eziyordu ayaklarımı,
Güneşse bana düşman gibiydi,
Ağır ağır beynimi deliyordu sanki.
Aslında seni beklemek güzeldi de,
“Ya gelmezse” diye düşünmek tam bir illetti.
İstanbul’sa güzeldi güzel olmasına,
Sevdaların aşkların baş şehriydi,
Ama senin kadar anlamlı,
Senin gibi sevgilim değildi ki!
Sen olmasan İstanbul’u kim nerden bilirdi?
Bilse de nasıl böyle severdi?
Şimdi ise o an sadece bir dün,
Seni beklediğim, sana kavuştuğum, sana sarıldığım gün,
Taş gibi oturuyor içime düşündükçe.
Artık neden yok o heyecan?
Neden of çekmiyorum hayal ettikçe?
Mehtapsız gecem şimdi nerde?
Yanından ayrılmanın koyması bir yana,
Birden her şeyin bitmesi var ya,
Dizlerimin üzerine çökertti beni.
Sevgindi, ilgindi, sıcaklığındı,
Daha başka ne istemiştim ki?
Böylesine kolay olmamalıydı,
Dağ gibi sabrımı kum misali elemek.
Olan olmuştu bir kere,
Sabrım günden güne dökülüyordu avuçlarından.
Tutmasını bilmediğinden mi?
Tutmak istemediğinden midir bilmiyorum?
Beni gördüğünde ki gibi sarılmadın,
Yanından ayrıldıktan birkaç gün sonra.
Senin için duyduğum farklılık kaybolmuş,
Sevmek adına hissettiğim hevesim kırılmıştı,
Bedenimde kırılan diğer şeyler gibi.
Evet yaptığın hatadan fazlasıydı,
Ama dedim ya içinde bulunduğun ev,
Etrafındaki insanlar karanlıktı…
Oysa ne çok sevmiştim seni,
Buydu yapabildiğimin en iyisi.
Ama yetmedi yetemedi.
Şimdi ise bana kalan,
Unutulmaya yüz tutan,
Sahipsiz kıldığım bir anı.
Kimin anlattığı belli olmayan,
Anonim bir aşk masalı…

Soner Atik

4 Ocak 2011 tarihinde eklendi, 750 kez okundu.

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git