Aşk Mektubu Değil


merhaba
aşktan anlamayan sevgili
hatırlıyor musun geçen yaz görmüştüm seni ilk kez
sen mağazada tezgahtar
bense haylaz bir öğrenci
bir tezgahtarla bir öğrencinin aşkı
aslında sadece bir öğrencinin ölümüne sevdası
ben hep sevdim hep sevdim
fakat sen nefret ettin sevgimden
senin işten çıkmanı beklerdim köşe başında
ah dili olsa da konuşsa o taşlar
sensizliğin nağmelerinde dilimdeki şarkılar
hep bugün söyliyeceğim derdim seni sevdiğimi
hep bugün hep bugünler yarınlara kaldı
sen bazen dilimde güz gülleri
bazen batsın bu dünya
bazen de aşkın kanunu olurdun
yazardım seni
bazen güzel kağıtlara
bazen yırtık bir gazete parçasına
işte böyle geçerdi günler
geceleri hep seni düşünür sana küser
sabahlarıysa yine aklıma gelirdin barışırdım

ah sevildiğini bilmeyen sevgili
arkadaşlarıma anlatırdım seni
ve seni nasıl sevdiğimi
nasıl sevdiğimi söyliyemediğimi
onlar da bana nasihat verir ve git konuş derlerdi
son pişmanlık trenleri gardan kalkmadan
tabi yine yarınlara kalan geç kalmışlığın korkusu
benliğimi sarsa bile konuşamazdım seninle
önümden öyle geçip giderdin
bazen tebessüm ederdin
sanki geçtiğin yollarda yüreğimi ayaklarınla ezerdin
ve ben yine elimde sigara serseri sokaklarda geceyi beklerdim
sensizliğin gecelerinde
bir karanlığı süpüren çöpçüler
bir hayata küsmüş keşler
ve boynu bükük bir ben

ah gözleri yalan sevgili
en sonunda
tüm utancın yükünü sırtıma alıp
yanağımdaki kızarıklığı saklayıp
sana seni çok sevdiğimi söyledim
söyledim amma nafile
çünkü sen aldırmadın
o sözlerin sanki cam kırığı oldu yüreğimi kanattın
ve aşka yalan dedin sen aşkı kirlettin
sen de inanma yalan dedin
dedin ya olsun
ben seni o kara günden sonra da sevdim
ve taş kalbine inat hep seveceğim yemin ederim

ah aşka inanmayan sevgili
sen belki bu mektubu umarsızca okuyacaksın
ben senin bunu okurken parmağınla yanağına dokunduğunu
gözlerini hafifçe kıstığını
saçlarını kulağının arkasına topladığını
ve alaycı kahkahalar attığını görmiyeceğim
sen benim bunu yazarken
elimin uzanamadığı yerlere
kelimelerle sokulmaya çalışmanın
kırılgan harflerden kurulmuş
görünmez bir köprüden sana doğru yürürken
düşmekten öylesine korkmanın
ismi bile olmayan bir çok duyguya
isimler bulmaya uğraşmanın
beni nasıl yaralayıp nasıl yorduğunu bilmeyeceksin
çünkü sen aşka kin güdenlerdensin
ben
ileride bana anlaşılmaz görünecek olsalar da
şu anda bana
kendime saplamak için elimde tuttuğum
solgun bir bıçak gibi sade
ve içmeye hazırlandığım zehirli su gibi
berrak gözüken duygularımın
keskin ve yakıcı tadını
onları üstünü örten sözcüklerin altından
çıkarıp çıkarmamakta duyduğum kararsızlığı
sana hiç anlatamayacağım

ah sevgiye yalan diyen sevgili sana nasıl yalvardığımı
hiç işitmeyeceksin
sıradan bir merhaba sözcüğünü saklayacak
o gözlerimdeki yalvarışı görmeyeceksin
ama bütün bunlar
bu sahte kibirin bu alaycı gülüşün
bu sıradan bir merhabayı anlamayan taş görünüşün
içimdeki seli dindirmeyecek
bütün bunlara hiç aldırmadan
bana sarılmanı beni sevmeni bekleyeceğim

ah sevgili!
o kadar sade ki duygularım
kırılgan bir köprüden sana doğru yürüyorum
sana ulaşamazsam
sesim ve kelimelerim değmezse sana
ve sevmezsen beni
inanmazsan sevdama
işte o zaman
sensiz ve sonsuz bir boşluğa düşeceğim
ve işte o zaman
senin aşka inandığını ve sevdayı anladığını
görmeden öleceğim…

12 Mayıs 2010 tarihinde eklendi.

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git