Ayrılık İki Mevsim

Sen yoktun,
Dolaştım gezdiğimiz yerlerde.
Elimi tutacak biri yoktu,
Çaresiz ellerimi cebime soktum.
Boştu banklar,
Dilediğime oturabilirdim,
Ama ben en çok oturduğumuza oturdum.
Tadı yoktu hiç bir şeyin,
Anılara sordum,
Şimdi o nerede diye?

Ayrılık iki mevsim,
İçim yanbohur,
Dışım zemheri!
Efkar dağlar kadar,
Hasret desen katar katar!

Günler şarap rengi,
Savrulur güz yelinde.
Dalgalar kızgın kayaya.
Özlem orman yangınları gibi.
Umudum uçmak istiyor,
Kanadımın biri kırık ne çare!

Eylül ayrılıklaraın ikinci adı,
Eylül yürek yangını,
Bekle beni yanlızlık bekle!
Dağlar taşlar devrilmiş üzerime,
Üzgünüm!

Sen gittin!
Bir sensizlik kaldı geriye,
Birde bulanık sulu Şahindere!
Çınarlar sarardı,
Söğütler yorgun,
Öfkeli dalgalar dövmekte kıyıyı!

Sen varken,
Yedi veren gülleri çift çift verirdi!
Gittin diye sarardı her biri,
Ay ışığı toplardım sahilden,
Şimdi karanlık her yer,
Yakomozlar bile terk etti!

Ne söylesem sana?
Nasıl anlatsam yanışımı?
Nasıl koysam yerine neşeli günlerimizi?
Nasıl nasıl nasıl nasıl nasıl nasıl?
Nasıl kovsam yürek örsleyen efkarımı?

Ören yeri gibi oldum farkındamısın?
Yıkıklıklar arasında sana yazdım bu şiirimi,
Biraz kızgın radyoda çalan şarkı bile,
Kayıp şehrin kayıp ozanı gibiyim!

Uzaktan gemiler geçiyor sana doğru,
İçimden ah bende olsam diyorum,
Lakin kol bilekten değil dipten kırık neylersin?
Yüreğimdeki bıçak daha derine saplanıyor işte o an!

Şahinder de aradığım yüz İstanbuldan çıkyor,
Sarhoş olmak istiyorum efkarımdan,
Dön artık diyorum dön!
Döşümü çürütüyorum vurmaktan!

Üzülmek istemiyorum aslında,
Lakin yapmak çok zor efkar yatmış pusuda,
Hangi düşe uzansam yangın yeri,
Ben kurdukça o yakıyor kafir!

Darlanmaktan kendimi dışarıya atıyorum,
Eşlik ediyor bana heyheylerim,
Bakıp duruyorum güneşe,
Dar sokaklara dar kapılara varıyorum,
Açılmıyor sıkıntıdan dar kapılar,
Zincirlenmiş ayaklarım demirlen,
Kırıp gelmek istiyorum,
Lakin gelemiyorum!

Aşk için ölmek yazıldıysa,
Bilki seve seve ölürüm!
Sevmekse sevmenin en yüksek derecesindeyim,
Sevmekten şikayetim yok,
Yazgımızda unutulmak varsa,
İşte o an ölürüm ben!

Yuvasız kuş
İsmail Kızılay/Altınoluk
22.09.2014


22 Eylül 2014 tarihinde eklendi.

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git