Bitmeyen Aşk

Hiç beklemediğim bir zamanda çıktın karşıma,
Ardından kalbimi çaldın,
O günden sonra anlamıştım,
Sona ilk adımımı seninle attığımı…
Senin için canımı hiçe sayacak duruma geldim.
Bitmeyecek sandım;
Son nefesimize kadar beraberiz, diye umdum.
Benim için ilk değildin ama sonumdun.
Senden sonrası olamazdı…
Öyle bir duygu içerisindeydim ki;
Kelimeler dâhil çözemezdi,
Hiçbir cümle tamamlayamazdı bu duyguyu…
Hayatta en şanslı insan olduğumu zannediyordum,
Mutluydum seninleyken,
Ellerim ellerinde, gözlerim gözlerindeyken…
Hayat işte o zaman yüzünü güldü bana.
Öylesine sıcaktın ki;
Tüm benliğinle ve o sıcaklığınla kuşatıyordun beni,
Gözlerinin büyüleyici yapısını unutmak imkânsızdı.
Gözlerin ki; sadece benim gözlerimde huzur buluyordu.
Biliyordum yapamazdın bensiz,
Gidemezdin başka kollara,
Sende beni seviyordun, biliyordum.

Hatırlıyor musun canımın içi?
Sabahlara kadar sokaklarda el ele dolaşmıştık,
Bizden başka kimseler yoktu,
Hiç susmazdın; aklına ne gelirse söylerdin.
Gözlerini gözlerimden ayırmadan yürürdün.
Yorulduğumuzda caddenin tam ortasına oturur,
Beni dizine yatırarak saçlarımı okşayıp, koklardın.
Ellerimi bir an olsun bile bırakmaz ve hep öperdin.
İnat olsun diye elimi çekerdim ve bana kızardın.
Beni asla terk etme, derdin.
Sakın bırakma beni, bu acıyı bana yaşatma,
Yabancı kollara gitme benim kırmızı gülüm, derdin.
Bende; sonsun benim için, derdim de,
Doyasıya öperdin, kokumu hep içine çekerdin.
Bana, benimsin sen, derdin.
Seninim tabi,
Bir tek sen varsın,
Öncekiler hep yalan, bir tek sen gerçeksin bir tanem, derdim
Ve sonra susar güneşin doğuşunu izlerdik.
Gene ellerin ellerimde, gözlerin gözlerimdeydi.
Kahvaltımızı da beraber yapardık.
Bir an olsun bile ayrı kalmaya dayanamazdık.
O kadar çok kıskanırdın ki beni;
Hiçbir erkeğin yanında görmeye tahammül edemezdin.
Beni hiç kimseyle paylaşamazdın.
Hayatıma girdikten sonra,
Ne kız ne de erkek arkadaşım kalmıştı.
Seven kıskanır gülüm, derdin.
Zaten senden başkası da umurumda değil, derdim,
Gene sımsıkı sarılır ve öperdin.

Koca iki sene beraberdik
Ve daha nice seneler var önümüzde, diyorduk.
Zaman geçiyor ve sana bir haller oluyordu.
Değişmiştin, eski sen değildin,
Bıktın mı benden, diyordum,
Uzun süre cevap beklesem de, susuyordun,
Geçer diyordum içimden, geçer.
Sabırla eskisi gibi olmanı bekliyordum
Ama gün geçtikçe benden uzaklaşıyordun,
Artık ne ellerin ellerimde,
Ne de gözlerin gözlerimdeydi,
Kaçırıyordun sürekli benden gözlerini,
Saatlerce susarak oturuyorduk,
Bu bilinmez durum içimi kemiriyor
Ve beni deli ediyordu.
Uyandığımda yanımda bulamıyordum seni,
Hep bir yerlere gidip geç saatlerde geliyordun.

İpler iyice kopmuştu,
Sende benden iyice kopmuştun…
Allah’ıma dua ediyordum; ne olur düzelsin,
Beni eskisi gibi sevsin, diye.
Benden bıktığına anlam veremiyordum,
Artık beni sevmediğine inanamıyordum.
Neler oluyor, diye soruyordum da,
Hep, bir şey yok, diyordun.

Gecenin bir yarısında; su içmek için uyandığımda,
Odada kara kara düşünürken görüm seni.
Dayanamadım; karşıma aldım, konuşmak istedim.
Belliydi seninde benimle konuşacağın bir şey vardı.
Ne olur bana her şeyi anlat, dedim.
Sustun.
Susma, konuş vazgeçilmezim, dedim.
Gene sustun.
Koltuğun yanında gördüğüm bavul beni şaşırtmıştı.
Demek ki; gitmek istiyordu, dedim içimden.
O yakıp kavuran gözlerine bakakaldım.
Gitmem gerek, dedin.
O sözün kalbime oturmuştu,
Binlerce kez kulağımda yankılandı.
Her şeyin açık olmasına rağmen;
Bunu senden duymak koymuştu bana.
Yüreğim durmadan kanamaya başlamıştı.
Gözlerimden yaşlar süzülerek yere damlıyordu.
Gitme beyaz gülüm diyesim geliyordu.
Terk etme beni, bu acıyı yaşatma bana…
Hatırlıyor musun iki sene önce sen söylemiştin?
Nasıl bu hale gelebildik sevgili?
Neden, diyebildim sadece.
Soru sorma kırmızı gülüm, gitmem gerek işte, dedin.
Hala kırmızı gülüm, diyordun bana.
Yavaşça yaklaşarak ellerimi tutup, gözlerime baktın.
Alnıma bir öpücük kondurarak sıkıca sarıldın.
O sıcaklığını gene hissettim ve yüreğim ağlamaya başladı.
Yüreğimden dökülen gözyaşlarım bedenime alev gibi geliyordu.
Sıcacık kokunu hiç unutmamak için,
Doyasıya içime çektim.
Unut beni, dedin ve gittin.
Arkandan gitme diye bağırsam da,
Sen çoktan gitmiştin beyaz gülüm.
Saatlerce durduğun yere bakarak ağladım.
Hem yüreğimden hem de gözlerimden yaşlar dökülüyordu.
Neden sanki gitme dememiştim ki sana?
Neden gitmene izin vermiştim?
Neden, neden gitmiştin?

Son kez beyaz gülüm, gel son kez sarıl bana.
O kokunu bir kez daha çekeyim içime.
Bu aşkın bitişi bu olmamalı,
Gelmelisin, bu haksızlığı bana yapmamalısın,
Gelmelisin beyaz gülüm,
Bana gene kırmızı gülüm demelisin.
Son bir şans gülüm, senden son bir şans istiyorum,
Dön beyaz gülüm…
Koca iki sene yalan değil, biliyorum.
Bunların hatırına dön ne olur.
Acı bana beyaz gülüm,
Sen acımazsan kimse acımaz,
Kırarlar, incitirler beni,
Buna dayanabilir misin ki sen?
Beni kimseyle paylaşamazken,
Kırmalarına razı gelebilir misin ki?
Biliyorum, seviyorsun hala beni, gel…
Kırmızı gülüm deyip koklarken, öperken,
Bir an olsun bile yanımdan ayrılmazken,
Nasıl gidersin yar?
Gel şaka yapmıştım de, yalandı de,
Kızmam gülüm, yeter ki gel…
Sensiz yapamayacağımı biliyorsun, gel…
Allah’ım yardım et bana,
Dindir acıyan yüreğimi

Gittiğin günden beri kalem elimde hep yazıyordum,
İçimdekileri bir bir beyaz sayfalarıma döküyordum.
Bir senedir doğru düzgün insan yüzü bile görmemiştim.
Hala seni bekliyor ve özlüyordum.
Hep umutluydum.
Gittiğin günden itibaren seni ne kadar arasam da bulamamıştım.
Tek ben değil; ailen, arkadaşların, herkes seni arıyordu.
Bir sün en yakın arkadaşın gelip seni bulduğunu söyledi.
Sevindim; sevincim iki dakika sürdü.
Kötü haber, dedi.
Kansere yakalandığını ve çok geç kalındığını söyledi.
Yıkıldım o an.
Duyduklarıma inanamamıştım.
Nasıl olur, dedim.
O yüzden gitmiş, dedi.
İki gün sonra kaldığın hastaneye geldik.
Yanındaydım, sonuçta bulmuştum seni.
Neden yaptın bunu bana, dedim.
Üzülmeni istememiştim, dedin.
Hastalığın iyice ilerlemişti
Ama doktorlar olumlu sonuç gösterebilir, dedi.
Mutlu oldum ve sabırla iyileşmeni bekledim.
Altı ay sonra tedavilerinin olumlu sonuç verdiğini gördük.
Yeniden doğmuştum sanki.
Ellerine hasret bırakma bir daha, dedim.
Sensiz zor günler geçirdim, dedin.
Gitme o zaman, dedim.
Asla gitmem zaten gülüm, dedin.
Gene kokladın, öptün, sevdin.
Gene çocuklar gibi kıpır kıpırdım.
Evimize dönme vakti gelmişti.
Arabanın arka koltuğunda;
Ellerin ellerimde, gene gözlerin gözlerimdeydi.
Ani bir sarsıntı ve karanlık hissetmiştik.
Kendime geldiğimde hastanedeydim
Ve doktorlar tepemdeydi.
Gözlerim seni aradı ama bulamadı.
Doktorlara sordum, sustular.
Her şeyi hatırlamaya başladım; kaza yapmıştık.
Gülüm, dedim.
Bağırdım, ağladım, yalvardım Allah’ıma;
Almamış ol onu benden,
Yalvarıyorum yakma yüreğimi Allah’ım, dedim.
Kalktım, her yerde seni aradım,
En sonunda arkadaşın çıktı karşıma.
Başı eğikti, bakamıyordu gözlerime.
Öldü, dedi.
Ağlayarak dizlerimin üzerine çöktüm.
Avazım çıktığı kadar bağırdım.
Beyaz gülüm, dedim.
Sesimi sana duyurmaya çalışıyordum.
Duymuyordun ne yazık ki be gülüm.
Gitmiştin gene.
Hani söz vermiştin, gidemem demiştin.
Soldurdun kırmızı gülünü, gülüm.
Beni yaktın da gidiverdin uzaklara.

Mezarının başında,
Hem senli hem sensiz baharlardayım.
Yirmi yedi yıl önce bugün veda etmiştin bana.
Gözlerini sonsuza kadar yummuştun.
Bedenimden, gözlerimden, ellerimden veda etsen de,
Yüreğimden, kalp gözümden, ruhumdan veda edemezsin.
Hala benlesin beyaz gülüm.
Yılların akıp gitmesine rağmen, seninim.
Benim için sonsun artık demiştim.
Bak sözümde durdum, seninim hala.
Senin kırmızı gülünüm, beyaz gülüm…

Mine Polat

16 Mayıs 2010 tarihinde eklendi, 1.491 kez okundu.

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git