Sen Olmasaydın


sen olmasaydın gülermiydi
gözlerimin içi hep
Tutar mıydı dertlerimin yasını çareler

beklermiydi kollarım umarsızca
karşılıksız kucaklaşmaları

hasret yakarken karanlıklarda
gazı eksilmeyen lambaları,
özlemin tutuşturur
sobadaki kayıtları odunları

diz çökerek anımsarım
alev alev yanan dudaklarının ısırışlarını
dönmenden taraftır pişmanlığım
sen yine benim başımın etini ye
ben herşeye razıyım

olmasaydın dilime, gönlüme tercüman
konuşamazdım yüzüm kızararak ben
bir öyle bir böyle

gözüm telefonun üzerindeki
dantellere takılır
çıban çıkardı inceliklerimin içinde
sigaraya başladım bak
ellerimi bıraktığın ilk günden bugüne
hala içiyorum koskoca bir yalnızlığı
inatla devirmek için

kaküllerini kestirmişin gördüm
çok yakışmış
alnının açıklığı yüzünün ışığı
göstermiş gelecek umutların
yolunu bekleyenlere

ince uzun parmaklarının
işaretlediği pusuyu gösteren yanlızlığı
ben göremedim
sen göstermeseydim
görmekte istemezdim

söz söylenmezdi sana
ters tarafından kalktığında
dişlerinden önce pençelerini görür
korkar, saklanırdım senin sağ taraflarına

seni uyurken seyrediyorum
onikilerden üçlere kadar
sen rüyalarımın atlaslarındaydın
yüreğime serdiğim çarpıntılarımı
üzerine örtmüştüm sıkıca
şimdi daha hızlı daha sıcak
kaymaz bir kırmızı halı gibi dilimden
kulaklarımda çınlayan şarkıların

Senem Kula

2 Ocak 2011 tarihinde eklendi, 712 kez okundu.

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git