Yalnızlık Ve Hüzün


İşte yine hüzünlü bir akşamüstü
Güneş çekip gitti ay gülümsüyor hafiften
Hep birden yandı yine sokaktaki lambalar
Karanlığa direniyor yeryüzü hep bu saatlerde
Çatıdan çatıya hür bir telaş içindeler kuşlar
Önümde yabancı caddeler
Etrafımda dikenli teller
Öyle hasretim ki tanrım ezan sesine bu saatlerde
Yalnızlık ve hüzün aynı anda çökünce yüreğime
Yeşilden siyaha dönüyor
Her akşam işte içimdeki umutlar

Çoktan yuvasına çekildi karıncalar
Kuşlar da sustu hep birden
Yine içine kapandı kırmızı beyaz güller
Neden korkuyorum ki
Şu ağacın olmayan gölgesinden
Neden anlamıyorum şu toprağın dilinden
Sessiz bir karanlığa gömülüyorum
İşte hep bu kritik saatlerde
Gökyüzü boğazıma düğümleniyor
Perdeler demirleniyor gözlerime
Kapılar üzerime kilitleniyor
Sanki zehir sıkılıyor geceme
Yalnızlık ve hüzün hep birden çökünce yüreğime

Acılar denizinde yüzüyorum sanki her akşam
Bağlantım kesiliyor yaşamla
Ne imdadıma yetişen bir rüzgâr var
Ne de haykırışlarımı duyan bir can
Dokunduğum çiçekler soluyor
Kurduğum hayaller yıkılıyor hep bu saatlerde
Kaybettiğim umudum bile duymuyor sesimi
Tutsaklığım had safhalara ulaşıyor
Hasret kalıyorum bir lokma mutluluğa
İnsansız ev, evsiz insan gibiyim sanki her akşam
Yalnızlık ve hüzün bir gece gibi çökünce üzerime

Hilal Uludağ

28 Aralık 2010 tarihinde eklendi, 690 kez okundu.

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git