Mayıs 2008 Ayında Eklenen Konular


İstasyondan sana uzanan yolda Öylesi sürüklendi ayaklarım Ne denizin kokusu sardı benliğimi Ne martıların ekmeğe uzanan kanat çırpışları Yürüdüm Sanki karşımda sehpa Sanki umudum musalla taşında Soğuk… Öylesi yalnız serçe Öylesi ürkemiş kumru Öylesi puslu bir ikindi… Betondan bir bankta hüzün Iraya dalmış gözlerde anlar var… Soluk soluğa bir merhaba diyebildi yüreğim İçimde suslarım ruhumda sessiz haykırımlar Dokundum omzuna sevgilinin Dokundum bensizleşmeye yönelik yüreğine Titredi irkildi nedensiz! Nedensiz iki damla yaş oturdu gözlerine yumuk yumuk Nedensiz süzülemedi yanaklarından veda Yürüdük usulca sahil boyu Ne bir ses çıktı haylaz tekirden Ne de dolandı...
Nerede yaşanan o güzel günler Nerede o boşa çıkan yeminler Böyle mi olmalıydı bizim sonumuz Yalan oldu yanan olduk sevgilim Bu sevginin mutluluğu her şeyin Bilemedik kıymetini bir şeyin Pişman olmak bile fayda etmedi Yalan olduk yanan olduk sevgilim Dönüşü olmayan bir yola sapıp Hasret zincirini boynuma takıp Yaşanan her şeye bir perde çekip Yalan olduk yanan olduk sevgilim Bir garip aşk oldu bizim sevgimiz Hep böyle bükülü kaldı boynumuz Payımıza düşen hasret, gözyaşı Yalan olduk, yanan olduk sevgilim Elveda deyip de mutluluklara Çilelerle dolu sonsuzluklara Bir kibrit...
Gezdirme peşinden nafile beni Yaktırma yıktırma bana alemi Benim kadar kimse sevemez seni Ya benimsin,ya benimsin,ya benim Eyvallahım olmaz bir başkasına İstersen gel dene istersen sına Sokmam hiç kimseyi yar dünyasına Ya benimsin,ya benimsin,ya benim Ne gül istiyorum ne bağ ne bahçe Ne saray ne koltuk ne il ne ilçe Bu sevda uğrunda ömrümde geçse Ya benimsin,ya benimsin,ya benim Yayılsa dünyaya kol kol tellallar Kulaktan kulağa geçse fermanlar Elimden alamaz gelse krallar Ya benimsin,ya benimsin,ya benim Bu dünya bir yana sen bir yanasın Seninle yaşarım içimde cansın Sen...
Sana anlatabilmek... Bu çok zor, Anlık dinlemelerinde Sana doyasıya bakıp içimi dökmek çok zor. Karşılaşmak gibi bakışmalar gibi bu, Acelesi olan biri gibi, kaçıp gitmen gibi Gitmem gibi.. Sana anlatabilmek bu çok zor, ... uzattığında ellerini benim senden saatler istemem seninse asla olmayan sarılmak istediğimde tüm gücümle şefkatimle asla yetmeyen zamanlar bulmak, bulmaya çalışmak ... seni nasıl delice merak ettiğimi bildiğin halde hala da uzaklaşman sesini hep en uzaklardan duymam. ... her kapatışımda telefonu içimde kalan eksik cümlelerin, hepsinin beynime üşüşmesi gene içimde kalması,gene söylenememesi ... sana anlatabilmek bu çok zor ... işte sana şimdi anlatıyorum... içimdesin...
bir gün ağlasan yada üzülsen ellerim kollarım bağlanır sanma yakarım dünyayı bırakmam seni benim olduğunu sakın unutma kıyamam gözünden akan yaşlara benzemez benimki başka aşklara kanımsın canımsın sen herşeyimsin senin olduğumu sakın unutma hani nerede kaldı o hatıralar dayanamaz artık yüreğim kanar bu ayrılık hasret nereye kadar bir can olduğumuzu sakın unutma sen yoksan yanımda güneşüm doğmaz sanki çöldeyim sensiz yağmurlar yağmaz sen olmazsan olamam beni unutma
Bak ben gidiyorum. Yalnızlığımı, gecenin zifiri karanlığında öldürüyorum. Kimsesiz bir çocuğun, yalnızlığında bitiyorum. Bir annenin evlat yarasında ölüyorum. Bak ben gidiyorum. Seni Diyarbakır’ın sessiz sokaklarında arıyorum. Bir yalnızlık türküsü söylüyorum, Bir karanfil besliyorum. Bak ben gidiyorum. Ölümün sessizliğine doğru, ilk adımı atıyorum. Artık konuşmayacak kalbime, bir hançer saplıyorum. Bak ben gidiyorum. Seni yalnızlığıma terk ediyorum. Seni seviyorum ama artık söyleyemiyorum. Ani bir kalp krizi geçiriyorum. Oracıkta bir annenin ölümünde ölüyorum. Bir evladın annesine olan sevgisinde, büyümeye gidiyorum.
Her gün ekmeğimi bölüşürsün Yalnızlığımın sofrasında, Yorganım altında üşürsün Her güz ve bahar arasında. Bağlayansın her göz yaramı, Gülmek görevin ben gülünce; Yağmur senin gibi ağlar mı Gözlerimden yaş dökülünce? Her düşüncemin ıstıraplı Serüveni, hayırlı rüyam. Sen ey, günahlı ve sevaplı, Allahlı ve şeytanlı dünyam! Her günkü şarkısı dudağın, Havayı dolduran kokusu Yağmura kavuşmuş toprağın; Yediğim ekmek, içtiğim su.
Nice şair şiir yazmış eşine, Ben de yazdım gider diye hoşuna, Yazmam herkes gibi boşu boşuna, Dolu gibi seviyom kız ben seni. Akılsız başımı salınca aşka, Nasıl da kuruldun kalpteki köşke, Kim sever ki böyle deliden başka, Deli gibi seviyom kız ben seni. Bilmem öyle canı nerde bulayım, İstersin ki her gün kurban olayım, Kurban ettin, nasıl canlı kalayım, Ölü gibi seviyom kız ben seni. Vura vura silktin benim tozumu, Sen vurdukça güleç tuttum yüzümü, Bünyan'da dokutmuş felek bezimi, Halı gibi seviyom kız ben seni. Serveti...
Felek ne kadar kahretse kalbimize, Zaman zaman hatırladığımız olur, Hangi dilber ilk aşkı tattırdı bize; Bir hatırayla yaşadığımız olur. Ah o yaz gecesi, o mehtap, o havuz! Balkonundan gül atan cömert sevgili! Aşkınla deli divane olduğumuz, Sarmaşığa tırmandığımızdan belli. Belki bugün bu yaşta tekrar olunmaz, İlk aşk gecesinin masum yeminleri, Fakat nerde ilk öpüşün verdiği haz? Saadet bilmiyorum o hazdan gayri.
Dağ başında bir avcı kulübesi Yerle diz boyu kar Ocakta ateş Dışarda rüzgar Hadi gel Önce sevişmeliyiz uzun uzun Yerdeki ayı postunun üzerine uzanmalıyız Bütün vücudunu santimetrekarelere ayırıp Birer birer öpmeliyim Ve sonra sımsıkı sarılmalıyım sana Böylece ölmeliyiz Aradan yıllar geçip Bizi buldukları zaman Etlerimiz çürümüş olsa da Kemiklerimiz ayrılmamalı birbirinden Hadi gel Nefes almak hüner değil Seninle ölmek istiyorum.
Sayfa başına git