Hikayeler


Bir masanın ayağı olmak da iyi En azından sen taşıyorsun koca masayı. Gözyaşının son damlası olmak da iyi En azından sen karşılıyorsun gülmeyi. Bir kapının tokmağı olmak da iyi Sen açtırıyorsun koca kapıyı. Bir çocuğun pamuk şekeri olmak da iyi Seninle buluyor çocuk hayatın tatlı yönlerini Hayata daima pozitif yönden bakan insan kaybetmez... Pozitif bakış, geçmişin negatifliğini sildiği gibi hayata artılar kazandırmanızı sağlar. Acaba masanın ayağı dile gelseydi, halinden şikâyet eder miydi? Yoksa koca masayı ben taşıyorum deyip hayata...
Hayatımı alt üst etti yar dediğim sevda pınarım, Öyle hicran yaşadım ki yıllarca ben kan ağlarım, Ateş çemberine düştüm alev, alev hep yanarım, Gelen gideni aratır derlerde de inanmazdım, Bilsem ki böyle olacak o vicdansıza aldanmazdım… Bu benim kaderim diyerek boynumu bükmemi gerek, Yoksa zulme baş kaldırıp yeter artık dur diyerek, Hicranıma tanık olmuş kalpleri ortak ederek, Öyle canım yanıyor ki ne yapayım bilmiyorum, Zaman durdu, kalbe vurdu, hüzünlüyüm gülmüyorum… Cinnet geçirdiğim anlar oldu nasıl sabrettim bilinmez, Bu sevdadan çok yıprandım...
Sekiz yada on yaşımdı,hayatımın en güzel çağlarıda desek yeridir,Utangaç naif bir çocuktum,diğer çocuklar gibi boyumdan büyük yaramazlık da yapamazdım.Sebebi yaradılıştan olsa gerek, kimi insan böyledirya hani.Elli ila yüz insanın yaşadığı bir köyde geçti tüm çocukluğum,koyunlar,o şirinmi şirin kuzular,güvercinler,civcivler vs.Ben hepsini hatırlayamıyorum ama abim hala sayar tek tek bütün hayvanlarımızın ismini:)Evet hepsinin ismi vardı:)Perekazi diye bi koçumuz vardı mesela,Badi isimli bi güvercinimiz,Kalimero isimli birde kendini kuş sanan horozumuz vardı...İnanın tuhaf ama...
Mevsim son bahardı: kadın pencere’ye yanın koltuğa oturmuş örgüsünü örüyordu. Yağmur yağmak üzereydi. Aniden, küçük bir kuş, kondu pencerenin önüne. Gençliğinde yaşadığı, bir anısı canlandı, gözünde. Kaynana, Dört, çocuğun bakımını ona bırakmış, dilediği yerde geziyordu. Eve döndüğünde bir bahane bulup küçük geline çatıyordu. Ev, halkı arasında sevgiden eser yoktu; hep kavga küskünlük yaşanıyordu. Küçük gelin bunalıyordu, üstelik kış yaklaşmıştı, tarla bahçe işi kalmamıştı, kar yağacaktı, o, her an kaynanasıyla yüz...
URAL GİRAY ÇELİKCAN EVLAT ACISI “Allah sıralı ölüm versin” denir ya… Sıranın çok pis bir şekilde bozulmasıdır evlat acısı. Kendi ellerine doğan çocuğu, kendi ellerinle toprağa vermektir. Eşini kaybedersin “dul” denir, eğer bir çocuksan ve anneni ya da babanı kaybedersen “öksüz, yetim” olursun. Çocuğunu kaybetmiş bir anne-babaya ne denir? İsim verilemeyecek kadar büyük bir acıdır, evlat acısı… Evladını kaybetmek bir milattır yaşamında. O andan itibaren hiçbir şey eskisi gibi olamaz. O anne-babanın bakışları...
Çok severek aldığımız kitaplara benzetiyorum ikimizi, hevesle aldığımız, "ilk" sayfalarını heyecanla , hiçbir cümlesini atlamadan, en ufak ayrıntıyı kaçırmak istemezcesine ;dikkatle ,sindire sindire okuduğumuz ,okumaya doyamadığımız; sürükleyici kısımlarını bir anda okuyup, okumaktan sıkıldığımız anda daha sonra devam edilmek üzere bir kenara bıraktığımız… Gün geldi tekrar elimize aldık sevdiğimiz o kitabı , açtık kaldığımız sayfayı yeniden,cümleleri okurken her bir detayını beynimize kazımak istercesine okuduğumuz ayrıntıları unuttuğumuzu fark ettik , hatırlamak istedik ; karıştırdık kitabımızın...
AŞK HİKAYESİ Sensizim satırlara sığmıyor sevdam Bu dertli yüreğimle her nereye baksam Dönüp dolaşıp dünyayı yine sana varsam Unutulmaz kalbimdeki bu AŞK HİKAYESİ.......Necla Argüz Senin bir tek tebessümün bedeldir dünyaya, Verseler de bana sensiz adım atmam aya, Sen öğlesine girdin ki hayatıma, Artık çümle alemin bu AŞK HİKAYESİ............Şenses Us Sensizim, yıldızları toplayıp saçsam Güneşi yakalayıp dünyayı yaksam Sevgini alıpta sonsuzluğa salsam Yine de anlatılmaz bu AŞK HİKAYESİ.............Mimoza Sarışın.. Öylesine bir...
> >>> >>BU KADAR SEVEBİLİRMİSİNİZ!!!! > >>>>> > >>>>>>Bir otobüs durağında karşılaşmışlardı ilk kez.... Biri > >>>>> > >>>>>>tıpta okuyordu, öbürü mimarlıkta. O ilk karşılaşmadan > >>>>> > >>>>>>sonra, bir kere, bir kere, bir kere daha > >>>>> > >>>>>>karşılaşabilmek için, hep aynı saatte, aynı duraktan, > >>>>> > >>>>>>aynı otobüse bindiler. Gençtiler, çok genç... > >>>>> > >>>>>>Birbirileriyle konuşacak cesareti bulmaları biraz > >>>>> > >>>>>>zaman aldı ama sonunda başrdılar. İkisi de her sabah > >>>>> > >>>>>>otobüse bindikleri semtte oturmuyorlardı aslında. > >>>>> > >>>>>>Delikanlı arkadaşında...
Acele Karar Vermeyin Köyün birinde bir yaşlı adam varmış. Çok fakirmiş ama Kral bile onu kıskanırmış...Öyle dillere destan bir beyaz atı varmış ki, Kral bu at için ihtiyara nerdeyse hazinesinin tamamını teklif etmiş ama adam satmaya yanaşmamış.. "Bu at, bir at değil benim için; bir dost, insan dostunu satar mı" dermiş hep. Bir sabah kalkmışlar ki,at yok. Köylü ihtiyarın başına toplanmış: "Seni ihtiyar bunak, bu atı sana bırakmayacakları, çalacakları belliydi.Krala satsaydın,...
Anne ile Oğlu -Oğlum hazır mısın? -Evet anne hazırım. -Dur bir bakayım hele.Amanın oğlum bu halin ne böyle ütüsüz giysileri giymişsin kızın karşısına buruşuk buruşuk çıkmayı mı planlıyorsun? -Öff be anne bir şey olmaz yaa. -Olmaz olur mu a benim salak oğlum. Bir kızın karşısına böyle mi çıkılır? Öncekilerin seni terk etmelerine şaşmamak lazım. -Aman be anne açma gene şu konuyu. -Ne demek açma şu konuyu. Yaşın gelmiş 23 e çıktığın kız sayısı toplasan belki 5...
Oturduğu yerden usulca kalktı ve yüzünü gökyüzüne döndü. Rüzgar sanki bedenini alıp götürecekmiş gibi esiyordu. Bedeni ise ona inat ayakta durmaya çalışıyormuş gibi hafif sallanarak dimdik ayaktaydı. Gözyaşları gözlerinden hırçınca çıkıyor, yanaklarından hızla süzülüp, yüreğine yavaşça akıyordu. Delip geçiyordu yağmur her yerini. Düşündüğü hatıralar yağmurla bir bir akıp gidiyordu içinden. Bir ara hatıraların birinde düşecekmiş gibi oldu. Eğer güçlü olmasaydı biliyordu ki o anda yere yığılıp kalacak ve bir daha...
Sabah uyandığında midesinde bir yanma hissetti. Yanmanın nedeni akşam yedikleri değil, uyanır uyanmaz bugün yapacaklarının aklına gelmesiydi. Bugün 2 yıldır götürmeye çalıştığı bir birlikteliği bitirecekti, aslında bunda geç bile kalmıştı. Bitmeli dedi içinden her gün; bu tatsız uyanış bitmeli... İçinde bir muhakeme başlamıştı, kendi kendine söyleniyordu: "Ona da haksızlık etmek istemiyorum belki hatalı olan benim.... Bulunmaz Hint kumaşı değilim ya, görünüş olarak, hımmm, yakışıklı çocuk denilecek biri hiç değilim.... Ama yaptım, çok...
Evet tam 5 yıl oldu benden gideli benim tüm umutlarımı yıkıp terkedeli.. seni halen daha unutmuş değilim 18.06.2001 pazartesi günü saat 11:30 ve ilk defa seni gördüm dizlerim titremiş beynim uçup gitmiş kalbim yerinden çıkmıştı sanki elimde değildi aşık olmamak sana tutulmamak ama biliyordum beni sevemeyeceğini unutup gideceğini askerliğinin bitmesine tam 49 gün vardı ve ben 22 yıllık ömrümde ki en güzel günleri senle yaşamıştım sende bana karşı birşeyler hissediyordun...
Damla damla birikti karanlıklar,bitimsiz oldu sonra...Çıkmaya çalıştım bu dipsiz kuyudan.Tutundum yanlara,çekmeye çabaladım kendimi; yukarıya... Yapamadım... Daha düşüşüme anlam veremiyorum,burdan nasıl çıkarım? Çarpıp çıktığın kapı aralığında tutsaktım en son...Mevsim değişti sandım,meğer sana üşümüşüm.Sonra efkar bastı evi,dağıttım biraz ortalığı...Baktım yalnızlık boyumu aşmış,bende anılarla vedalaştım. Her vedada ölür mü bi' parçası insanın? Ölürmüş... Mevsimlerde hazandı ama yapraklar düşmemişti daha. Ellerimde bir terkediş,mıhlandım sokağa... Buruk bir gidiş duruyordu orta yerde ve ben kabullenmiyordum. Koşar adım geçtim ışıklı caddelerden,sokağının dönemecine kadar soluk bile almadım...
Sayfa başına git