Ekim 2008 Ayında Eklenen Konular


Seni düşünmüyor değilim Aklımdasın en gereksiz zamanlarda hatta Geçen zaman unutturmuyor seni Aksine geçtikçe günler anlıyorsun birşeyleri Manasız bir gülüş,tebessümsün yüzümde Ne gülüşe benziyorsun,ne de ağlamaya Tuhaf zamanlarda giriyorsun içime Sebepsiz fırtınasın yaz mevsimimde İçimden çok sözler geçer sana dair Gülüşünü özler,sesine hasret kalırım bazen Birşeyler var bilmem farkında mısın? Adam gibi ayrılmayı bile beceremedik Bir şiir gibi yazdık ama sonunu getiremedik Son bir söz kaldı şiire,bir tek kelime belki Bulmaya çalışıyorum o sözü yokluğunda bile Ne cesaretim var seninle olmaya ne de isteğim Ben senin...
Çaresizim kopmaz yaralar var içimde, Ayrılığın buruk sancısını yaşıyorum. Gidiyorum elimde değil Seni Sana bırakıyorum. Mevsimlerin bitiş sancısı yüreğimde, Bir başka doğuyor gün şimdi üstüme, Çığlık çığlığa içimde umutlar, Sen yoksun diye. Şiir yazmaya varmıyor elim, Çünkü her kelimede seni Her cümlede yokluğunu buluyorum. Ve her satırda Ayrılığı, Ayrılığı bir kez daha yaşıyorum…
Kıpırdayan bir şeyler var rüzgara karşı Yelken mi, saçları mı yoksa sevgilinin Kapılar gıcırdıyor ve tökezliyor aşk basamaklardan Yağmur değil artık yalnızlığıma sebep, biliyorum Ufku kızıl bir aleve dönüştüren o durdurulmaz zaman Bir elma dişlenmiş yarım, bir de hüznüm Neyime yetmezdi ki bir salkım üzüm Perdeleri var pencerelerinin kapısı açık evlerin Gözleri var yüzlerinin, gözlerinden de öte Korkarım yar, çok sürmez hükmü aşkın Benim kulakları çekilmiş bir çocukluğum var Babamdan yadigar kuru soğanla, ekmeğim Bana da dar geliyorken bu türkü, nasıl söyleyim...
Bir gün karsina deli gibi sevecegin biri çikarsa Sen onun için kahr olurken o aldirmazsa Seninle alay edip gururunla oynarsa İste o an benim nasil yasadigimi anlarsin O kisi önce sever görünüp sonra terk ederse Sen aci çekerken birde unut derse İste benim ne halde oldugumu O an anlarsin O unut dedikçe gönlün hayla severse Dostlarin düsmanlarin haline gülerse Severken terk ediilmek nedir İste o an anlarsin Hergün çaresizligi yudum yudum tadarsin Usanip bu hayattan yasamaya küsersen Dertlerini unutmak için ölmek istersen Bana neler yasattigini...
Olurda ecele âşık olursam senin yerine Darılma sakın, Bastığın toprağı andırır gözleri Ölürde, meleklere sarılırsam ince belin yerine Kıskanma sakın, Taptığım kokunu andırır bedenleri Gelirde, bir kuş olup konarsam pencerene, Özleme sakın, Yuvamdır yalnız geçen akşamların. Ve bir buse bırakırsam yaralı gülüşüne, Şaşırma sakın, Onlar, gözyaşlarının memleketinden hediye Bırakırda geri dönersem geldiğim yerlere, Uyanma sakın, Tekrar gireceğim rüyalarına...
Kıpırdayan bir şeyler var rüzgara karşı Yelken mi, saçları mı yoksa sevgilinin Kapılar gıcırdıyor ve tökezliyor aşk basamaklardan Yağmur değil artık yalnızlığıma sebep, biliyorum Ufku kızıl bir aleve dönüştüren o durdurulmaz zaman Bir elma dişlenmiş yarım, bir de hüznüm Neyime yetmezdi ki bir salkım üzüm Perdeleri var pencerelerinin kapısı açık evlerin Gözleri var yüzlerinin, gözlerinden de öte Korkarım yar, çok sürmez hükmü aşkın Benim kulakları çekilmiş bir çocukluğum var Babamdan yadigar kuru soğanla, ekmeğim Bana da dar geliyorken bu türkü, nasıl söyleyim...
Yüreğimde bir çığ gibi büyüyor hasret acısı, Sen geliyorsun aklıma gözlerim doluyor, Kavuşamıyoruz birbirimize dağlar gibi Ama görmesem de seni, hissediyorum varlığını Tahmin edebiliyorum beni ne kadar sevdiğini. Aklımdaki sen yetiyor bana, Görmesem de hayal ediyorum seni, Ruhunun sıcaklığını yanımda hissediyorum, O an bile kalbim nasıl atıyor bir bilsen... Eminim, biliyorsun seni ne kadar sevdiğimi Bir de buluşsak, elini tutsam, Bir de ruhunun sıcaklığını yanımda hissetsem Dünyalar benim olurdu bir bilsen... Aşkımız bir ömür boyu sürse... Destan olsa, şiir olsa, herkesçe bilinse... Aşkımız bir ömür...
Sen bir çift göze vuruldunmu hiç Tutulduğunu hissettinmi her yanından Yemeden içmeden kesildinmi Dalıp dalıp gittimi gözlerin Gülerken ağladığın oldumu hiç Sen hiç aşık oldunmu Uykusuz kaldınmı sabahlara kadar Hep onu düşünerek hayal kurdunmu Sevda türküleri döküldümü dilinden Aşk şarkıları dinlerken ağladığın oldumu İki damla yaş süzüldümü yanaklarından Sen hiç aşık oldunmu Sokaklarında dolaştınmı bilmediğin mahallenin Oturduğu sokağı arayıp buldunmu Ararken çamura battımı ayakların Yağmurda ıslandınmı iliklerine kadar Aşkının ateşi ısıttımı titreyen bedenini Gecenin ayazında terledinmi hiç Sen hiç aşık oldunmu
Sen bile tanımayacaksın Beni terk edip gittiğin o anada Hergün lanet okuyacaksın. Neden beni bırakıp gittin diyeceğim Cevap veremeyeceksin Şimdi mutlumusun diye soracağım Gözlerinde ki yaşları sileceksin. Boynuma sarılmak isteyeceksin Seni geri çevireceğim Benimle gelmek istediğini söyleyeceksin Aşkın seni bekler diyeceğim. Gözün yaşlı bana kalbini göstereceksin Ne oldu diyeceğim Seni hala seviyorum diyeceksin Bende sana artık her şey bitti diyeceğim. Tıpkı senin yıllar önce Her şey bitti deyip Arkana bile bakmadan çekip gittiğin gibi Bende gideceğim arkama bakmadan. Gözlerim ve yüreğim kan ağlasa da...
Seni düşünmüyor değilim Aklımdasın en gereksiz zamanlarda hatta Geçen zaman unutturmuyor seni Aksine geçtikçe günler anlıyorsun birşeyleri Manasız bir gülüş,tebessümsün yüzümde Ne gülüşe benziyorsun,ne de ağlamaya Tuhaf zamanlarda giriyorsun içime Sebepsiz fırtınasın yaz mevsimimde İçimden çok sözler geçer sana dair Gülüşünü özler,sesine hasret kalırım bazen Birşeyler var bilmem farkında mısın? Adam gibi ayrılmayı bile beceremedik Bir şiir gibi yazdık ama sonunu getiremedik Son bir söz kaldı şiire,bir tek kelime belki Bulmaya çalışıyorum o sözü yokluğunda bile Ne cesaretim var seninle olmaya ne de isteğim Ben senin...
Hiç uzandı mı ellerin? erişilmeyen dağlara. hiç güldü mü yüzün? anlatılmamış fıkralara. ya da, yürüdü mü ayakların? gözle görünmeyen yollarda. sensizlik iste bu! tek başına kalıp kaybolmak anılarda… Diktiğin tohumlar çiçek açsa da koku saçmıyor ne garip değil mi? sen varken renge boyanan hayatım sensiz boz bulanık ne hep oldu ne de hiç dünlerimde yarınlarımda hep yarım kaldık… Satırların sonuna nokta koyar gibi oldu gidişin ansızın... Acımadan hayallerimi öksüz bıraktın alışır sandın bensiz yaşar sandın ben seninle tüm’üm bunu sen hiç anlamadın… Neden böyle bittik biz neden yarım kaldı aşkımız ömrümü aşkınla bir tutup seni sevdiğim sürece yaşayacaktım oysa inan kıyardım canıma kalbim aşkına...
Bir hayat, Düşle gerçek arası... Belkıs’ın tahtı, Leyla’nın bahtı, Aleme, hayata, kadere inat..! Dertlerin otağında, Zirvesinde, küçük dağlarının, Deli dolu bir umut, Savruluyor, bir sevince, bir hüsrana..! Aşık, Gözlerinde gece, korku, yar..! Masalsı büyülerinde, körpe beden, kor dudaklar... Ve ruhu tutsak ve ömrü bahar..! Umutlar kadar uzak, o... O, gülün teninde, bir çiğ damlası. Ve göz yaşında bin bir duygular; İsyanlar, isyanlar, isyanlar..!
Tutkularım... Başkaları gibi; Yaşayamadığım Acılarım... Yüreğimin peşini bırakmayan; Uzaklaştıramadığım Anılarım... Çocukluğumdan bu yana; Bir türlü Başkaları gibi olamadığım Ve şimdi; Sevdalısı olduğum yalnızlığım... Coşkun bir sel...Ya da bir pınar gibi Yalçın kayalıklar ardında Dağbaşlarında doğan Güneşten aşağı yuvarlan Bir yanım Ya da bir şimşek...Çaktığında Gökyüzünde parlayan Bir bulut... Mavilikleri ardında bırakan Akıp giden yanıbaşımda öylesine Bir karamsar ruh Yalnızlığım...
Ölenin adresi bellidir toprağına dokunursun, konuşursun, sesini duyurursun. Ya giden nerdedir, ne yapar bilemezsin onu iki dünyada da bulamazsın, yokluğundan başka hava soluyamazsın... Tuz tadını, şeker adını yitirmiş, su saflığını geceler gündüze ilişmiş, bütün duvarlar aynı soğuk yüzünü sakınmıyor, adı gibi duvar işte ne dersem aldırmıyor kaç çığlığıma direndi... Toprak otlara can değil ki çiçekleri hiç aramasın o papatyanın göbeği gözlerin... Yıllarca anlattıkların asırlara taşıyor sözlerinin harfleri milyon sayıda gökyüzünden üstüme dökülüyor, her biri kurşun tanesi kalabalık kentte tek hedef benim hiç kimse farkında değil kan içinde yaralı gezdiğimin... Yokluğun var ya... senin akla ziyan, bela...
Sayfa başına git