beyaz bir duvar çizgisiz ve noktasız ve sadece sakız beyazlığı temiz bir kireç kokusu herbir yanımda özlem taşır senden bana...
Ay: Temmuz 2010
gözlerin derin ve ateşli bakıyor baktıkça arkandan geliyorum seni seviyorum haberin var mı görüyorum gözlerin beni aldatıyor kemiksiz etimi atıyorsun...
Bir tabağın yanınna baktım, Bir uzanan ele. bir sana baktım, Birde bendeki talihe. Sahibane yaranan kaniler gibisin Kıatırıp kuyruğunu kırk...
Zaman kavramı seninle aynı şey Ben ikinizin de kıymetini bilemedim Zaman hala benimle Ama sen yoksun Seni kimlere sormak istedim...
Kimi mala,kimi caha Seven gönül hasret çeker Bütün yollar varır ona Seven gönül hasret çeker Unutma bir dost kelamı İstersen...
İçime işlemiş kokun Sen kokuyor her insan Kalbimi mahvetmiş okun Zor atıyor ne yapsan Aynalar yalan söyler mi Ya da...
Sis bulutundan İnen bir perde gibi Ağır ağır Durdurarak zamanı…. Sevdanın saz sema-i si titrer Yorgun gönlümde Adı kalır, Knidos’daki...
Uzun uzun yazdığın mektubunu Şu ana değin iki kez okudum Tüm satırlarında dolandım durdum Beklemedesin…biliyorum Onca yoğun duygu sarmalını Bir...
Umutlarımdı bembeyaz papatyalar… Onları katran karasına boyadılar! Sarı güller gibi soldu umutlarım… Söğüt ağacı kurudu yalnızlığından… Kelaynak kuşları misali… Nesli...
ne ağlarsın söğüt ağacı? memlekette herşey yolunda asayiş, berkemal! Nazım ne demişti bir şiirinde; ‘güzel günler göreceğiz çocuklar, güneşli günler...
soruyorum bazen kendi kendime; benim emek verilerek toplanmış, acımasızca bastırılmış yaşantımı hangi sarsıntı çözebilir diye? tüm yeryüzü ağırlığı üstümde sanki,...
Ruhum öyle delik deşik, Öyle zor ki tamiri… Yalnızlıktı belki Zavallı kalbimin özlediği… Aşkı ellerime sunacaktı Söz vermişti.. O da...
yüreğin değildi ki, gözlerindi seni ele veren… dar bakışlarda körelttiğimiz yediveren gülleriydi feda ettiklerimiz iki nokta koy istersen, o bile...
dalgalar sahilde binlerca yıllık türküsünü söylerken… ve bir saka kuşu öterken kuytularda… gülümseyerek bakmıştık birbirimize… yağmur sonrası toprağın kokusunu çeker...
Bir avuç sıcaklık vardı gökyüzünde, Güneş yine bütün gün ortalığı kavurdu… Sanki cehennem fışkırıyordu her yerden! .. Gün batımında.. Güneşin...
deli gibi çalıyordu kemanı çingene… hoyrat elleri çalıyordu kemanı delice… bir çığlık gibi geliyordu nağmeler.. bıçak gibi deliyordu bakışlar… deli...
Aşkım için İçten içe akar göz yaşlarım Hayalinle avunur bedenim Seni sensizde sever yüreğim Aşkım için Geceleri gündüz bilir gözlerim...
Öngörü sahibi iken meğer terk etmişim Şaka değil bu, ben resmen tükenip bitmişim Takıldım yıllar önce sen gibi bir zalime...