Şimdi anımsıyorumda, Soğuk puslu bir kış sabahıydı, Girdin kapıdan ellerini ovuşturarak, Sen oturup çayını yudumlarken, Ben ellerini ısıttım içimden, Çarçabuk...
Haberin
Sürüldüm ilimden senden uzağa Kaderim düşürdü beni tuzağa Yükledim derdimi çekmez kızağa ,,,Çaresiz derdimden haberin varmı ? ,,,Seni seven öldü...
Sırtın kavi karnında tok Yâr’im benden haberin yok Onulmaz yaralarım çok Yâr’im benden haberin yok Dinmez gözümdeki yaşlar Aşk ateşi...
seni, haberin yokken gözlerime aldım… kirpiklerim örtmedi, yüreğime sakladım! … seni, haberin yokken düşüncelerime aldım… aklım beceremedi, yüreğime saldım! .....
Resmine her gün bakıyorum Ve senin bundan haberin yok İsmini her an sayıklıyorum Ve senin bundan haberin yok Aşkını kalbime...
sızım uyandı kuşuykusundan şimdi yine düşeceğim yollara rengarenk sedeflerden rüzgar gülü yapacağım balkonuma şu köşeye guguklu saatimi asacağım sarmaşık gülü...
Ey topraktan var olan Özden haberin varmı Söyleme yalan dolan Tözden haberin varmı Şaşar beşerin aklı Kabuk içinde saklı Düşmandan...
Haberin varmı…? Ben senin sevdana düştüm,düşeli, Ciğerim yanıyor haberin varmı..? Sen hep külü ocağına eşeli, Ciğerim yanıyor haberin varmı..? Sevdan...
Senin haberin yoktu Sen… Bir meşaleydin, bir ışıktın tanıştığımızda. İçime akardı baktın mı ışığın. Aydınlanırdı ruhum. Seni yeni tanıdığım zamanlarda....
Gönül nağmelerini sayfa sayfa okudum Sana sevgiyle baktım bilmem haberin var mı? Bu sevdayı bu cana nakış nakış dokudum Rüyalarına...