"Ömer Ekinci Micingirt şiirleri" ile Etiketlenen Konular


Hey benim buğulu sitemkâr yârim, Sevdanın sükûnu kaplamış seni. O zümrüt gözlerin içinde varım, Baktıkça sarıyor mahrem deseni. Her lahza tenhada hicaptan yana, Biz aynı bahçeden aynı yan yana, Dahası silinmez ziya ve mana, Peşinden koşturdu talih hep beni. Hislerim tüy gibi dört yanım lale, Bir başka yürürüm bindim hayale, Beşinci mevsimden seslensem bile, Zaman tamam artık halvet dönemi… Ömer Ekinci Micingirt
Sabır yangınında vuslat var ama Bilmem daha nasıl kalabilirim Ötme bülbül ötme değme yarama Belki kokusunu alabilirim Her seher her seher sesleniyorum Hicran katarından besleniyorum Yakıyor ötüşün hisleniyorum Seni de sevdaya salabilirim Ağardı saçlarım verdim ecele İster ezber oku ister hecele Ezanlar okunur işim acele Görünce secdede ölebilirim Fecir büyülendi bak yavaş yavaş Yüreğim sancılı gözlerimde yaş Ağlaştık bülbülle olduk arkadaş Bir tatlı rüyada bulabilirim Ömer Ekinci Micingirt
Sitemim senedir, könlümün gülü, O süzgün baxışla gözletme meni. Sen vefasız tabut, mense bir ölü, Sarılıb sessizce ağlatma meni. Bir şirin tebessüm göster de gel çıx, Belke de sevdamız vüsala açıq, Leyla gelin olmaz, sevdalar uçuq, Füsunkar dönüşle dağlatma meni. Vefa ne vücudda, ne bedendedir, Bir ucu tabutda, bir az mendedir, Ferz et ki, yarını sen kefenledin, Öpmeden kefene bağlatma meni. Azeri lehçesine çeviren Yazar Xalide Efendiyeva Hanımefendiye teşekkürler… Ömer Ekinci Micingirt
Yaşın koydum hecelerin yerine Bir kelebek ömrü, uçtu ağladım Gönül verdim beni yakan soruna Gözlerin gözüme geçti ağladım Benim yaşım mavi yeşil sende çok Hep seni aradım giden gelen yok İster oku ister gizle ister yak Gizlerin gizime geçti ağladım Seninle şiirden kubbeler kurduk, Hakikat ruhuyla pek kafa yorduk El ele yan yana ahenkle durduk Nazların nazıma geçti ağladım Ne yazdım ben ne yazdığım bilinmez Seni yazdım dört dörtlüğe silinmez Sessiz sevdalarla Leyla olunmaz Sözlerin sözüme geçti ağladım Ömer Ekinci Micingirt
Sensiz gecelerim ölüm varlığı Seni bekliyorum sar beni kadın Sende peyda ettim ihtiyarlığı Dile düşmüşlere sor beni kadın O gözlerin benden aldı rengini Sen bulmuşsun bende dengi dengini Hem sevda tanımaz fakir zengini Umutsuz aşkınla yor beni kadın Ne eski köşküm var ne yıkık hamam Kör olsun gözlerim tamam de tamam Vuslat dalgaları söyle ne zaman Azapsız günüm yok gör beni kadın Ömür tükeniyor nağmenin dibi İsmin yutkunurum mecnunlar gibi Ölmeden öldürme sensiz edibi Eriyip gitmeden vur beni kadın Avutmaz dörtlükler yaş oldu elli Varlıkta yokluğun belli...
Aşkın sütununa kazdım ismini, Teberrük misali, gizledim seni Gözyaşım boyayıp çizdim resmini, Vuslatı giydirip sözledim seni. Uzat yüreğini ses ver sesime, Sebebin sormadan his ol hissime, Bari sitemkâr ol son nefesime, Bir bilsen ne kadar özledim seni. Tılsımlı oyunun kader setinde, Zerrecik bir leke yok iffetinde, Aşure gününde Binbir Hatim’de, Sükûta yaslayıp gözledim seni. Dinmedi içimde kahreden hüzün, Ölüm soluyorum sezdirmeksizin, Tahtası olsaydı aşk kabrimizin, Aşkın gizemiyle giz’ledim seni. Sebebim tükendi mecalim geçti, Bu akşam üstümden kaç ölüm geçti, Gece yarıladı ecelim geçti, Hep bir meçhul gibi izledim seni. Ömer...
En keskin mevsimlerde engebe yürüyorum Uğultunun içinde alev ateş yaş aktı Zihnim tarla ben sapan durmadan sürüyorum İçime bir coşkunluk bir suskunluk bıraktı Yüzüme bir ağartı aslıma varıyorum Daha gün başlamadan belki bir kuşluk vakti Her eylemim ölçülü, mihenge vuruyorum ş Kim şair hem kim edip kim usta kim çıraktı Söz dokunur dokunmaz bir şeyler arıyorum Varoluş yok oluşlar kimler kimleri yaktı Dağ varsa vardır Ferhat, ak-kara soruyorum Ara ara oynanan meçhul bir çıngıraktı Son güz izdüşümleri eylüle vuruyorum Geçmişi peçeledim yaşanmış bir...
Sevi bahçesinde çiçeksin açan, Bahar şenliğinin sıcağı gibi. Hüznün arkasında büzülüp yatan; Umutsuz bir aşkın kucağı gibi… Yalnızlık başköşe başımın tacı, Gözyaşı derleyip buldun ilacı; Kıvrak vücudumda üç köşe acı, Kaçtım hep bir asker kaçağı gibi. Vakti geçmiş anlar hâlâ var dedim, Çevirdim akrebi kaç mevsim yedim, Ben ağu yutarken sen gülümsedin, Gözlerin inşirâh bıçağı gibi… Ömer Ekinci Micingirt
Beni ettin otağımdan yurdumdan Ne demeli sana bilmem gurbet el Hasretin bırakmaz gezer ardımdan Hastayım kasvetten gülmem gurbet el Rüyalarda Micingirt’te gezerim Karabasan sabahlarım gurbet el Kaf dağından köye mektup yazarım Zehir oldu yataklarım gurbet el Ömür gitti bahar gitti kış gitti Sevdalarım heba oldu gurbet el Amcaların mezarında ot bitti Hülyalarım dibe vurdu gurbet el Bizde büyüklere hürmet varidi Burda moruk olmuş baba gurbet el Nasırlıydı eller rahmet varidi Çıbanım çok ağır veba gurbet el Sinem kebap oldu kalmadı ciğer Duygular köpürdü yine gurbet el Saçlarım ağardı...
Nakış nakış hece hece, Eller sana ilham olsun Yâr koklayıp aşk gelince, Güller sana ilham olsun. Huzme huzme huzur sarsa, Edirne’den serhat Kars’a, Ay yıldızı sorarlarsa., Allar sana ilham olsun. Mevsim sarhoş vakit buruk, Hisler renk renk gece kırık, Yeşil hüzün mor hıçkırık, Hâller sana ilham olsun. Neredesin kutlu şarkı, Sende buldum gerçek farkı, Fırdönüyor yaşım kırkı, Diller sana ilham olsun. Ben bir mecnun bu aralar, Asrı boğdu sığ veralar, Asır değil kul yaralar, Kullar sana ilham olsun. Yüzen zaman mâna madde, Gözyaşlarım kızgın cadde, Gül yüz imam çöl seccade, Çöller sana ilham...
Sayfa başına git