Aşk Şiirleri

yüreğin değildi ki, gözlerindi seni ele veren… dar bakışlarda körelttiğimiz yediveren gülleriydi feda ettiklerimiz iki nokta koy istersen, o bile...
dalgalar sahilde binlerca yıllık türküsünü söylerken… ve bir saka kuşu öterken kuytularda… gülümseyerek bakmıştık birbirimize… yağmur sonrası toprağın kokusunu çeker...
Bir avuç sıcaklık vardı gökyüzünde, Güneş yine bütün gün ortalığı kavurdu… Sanki cehennem fışkırıyordu her yerden! .. Gün batımında.. Güneşin...
deli gibi çalıyordu kemanı çingene… hoyrat elleri çalıyordu kemanı delice… bir çığlık gibi geliyordu nağmeler.. bıçak gibi deliyordu bakışlar… deli...
Aşkım için İçten içe akar göz yaşlarım Hayalinle avunur bedenim Seni sensizde sever yüreğim Aşkım için Geceleri gündüz bilir gözlerim...
Öngörü sahibi iken meğer terk etmişim Şaka değil bu, ben resmen tükenip bitmişim Takıldım yıllar önce sen gibi bir zalime...
Mabedim bildiğim teninde ibadetimdi tüm sevişmelerim Anlamadın… Tüm günah cümlelerin öznesine beni yükleyip taşırdığın her gözyaşında yüreğinden bu aşkı afaroz...
Sus, Konuşma, Yorma dudaklarını. Kapat kulaklarını aşkın dışına Gözlerini de sür gözlerimin içlerine Ellerini koy kalbim üstüne Ve dinle; Gör...
her göz mesafesinde bir yorgunluk emaresi sesin dehşetiyle büyüyen aşkın ikircikli hengamesi ilkin güneşe gider ah aya sonradan evvel kokusu...
Senden ayrı gidecek yerim mi var? Seni alıp giden yola ağlarım, Aman aman,sevdiğim. Benim senden başka bir yarim mi var?...
En çok seni üzdüm; En çok da seni kırdım ben, Yeni yeni anladım.. Saymadım kaç kez kan ağladın için için,...
Sevdalar değil mi beni benden alan/seni bana hayal eden Geceler değil mi yokluğunu bana sezdiren/acılar çektiren. Vuslat değil mi beni...
Konuştuğum kadar Suskunum Sana Susadığım kadar yoksunum senden Oturduğun semt kadar uzağım sana Bindiğin otobüs kadar Kalabalık İndiğin durak kadar...
Ve geceydi, Ve sitemdi, Ve ıslanıyordu AŞK! Karanlık kuytuların toynaklarında, gönlüme ışık seli gibi doğuyordu. Ey AŞK; Hoşgeldin! Sana bi...
Aşk dediğin bir muammâ, Söyler cân başka, cânân başka. Ateş aynı ateş ammâ, Yakan başkadır, yanan başka. İsmail Öztürk (cânî)
Meltem esintileriyle hiç hesapsız geliveren Yaralı gönlümü kuşlar gibi kanatlandıran Bir görünüp bir kaybolan Haberini bekledim hep, rüzgarlardan Ansızın saran...
Bana bir masal anlat, sevda üstüne İçinde sen ol, ben de olayım Olmasın Kaf dağının ardında, Anka üstüne Şarkılar söyle...
Yoksan tadım yok Yaşamım ağıt yakar Küskün neşeler Kardelenler açmıyor Toprak sancılı Nevruz kapıda bekler Bahar acılı Badem güne yalvarır...