Aşık Veysel Şiirleri


Dünyada tükenmez murad var imiş Ne alanı gördüm ne murad gördüm Meşakkatin adın Murad koymuşlar Dünyada ne lezzet ne tad gördüm Ölüm var dünyada yok imiş murad Günbegün artıyor türlü meşakkat Kalmamış dünyada ehli kanaat İnsanlar içinde çok fesat gördüm Nusverani Adil nerede tahtı Süleyman mührünü kimse bıraktı Resulü Ekrem'in kanunu haktı Her ömrün sonunda bir feryat gördüm Var mıdır dünyaya gelip de kalan Gülüp baştan başa muradın alan Muradı maksudu hepsi yalan Ölümü dünyada hakikat gördüm Dönüyor bir dolap çarkı belirsiz Çağlayan bir su var arkı...
Bu dünyanın meyvesini Yesem amma yesem amma Arasam bulsam hasını Yesem amma yesem amma Amasya'nın elmasını Zile pekmez çalmasını Sivas'ın da kıymasını Yesem amma yesem amma Gezsem Tokat'ın bağını Emleğ'in taze yağını Erzurum'un kaymağını Yesem amma yesem amma Konya'nın güzel buğdası Sivas'ta Çorum'da hası Ayıntab'ın çiğ köftesi Yesem amma yesem amma Güzel olur Türkmen kızı Yanakları kıpkırmızı Diyarbakır'ın karpuzu Yesem amma yesem amma Mersin Dörtyol portakalı Maraş'tan da pirinç gelir Malatya'da dut zerdali Yesem amma yesem amma Ah İzmir'in kuş üzümü Pek severim boğazımı Kazova'nın yaş üzümü Yesem amma yesem amma Kastamonu'nun kendiri Bursa'nın ipek mendili Edirne'nin boş pendiri Yesem amma...
Kambur felek sanki beni kayırdı Eşten dosttan nazlı yardan ayırdı Gizli sırrım memlekete duyurdu Sanki benim bir ettiğim var gibi Kimine at vermiş estirir gezer Kimine aşk vermiş coşturur gezer Kimine mal vermez koşturur gezer Sanki bunu zengin etmek zor gibi. Bir kısmına yayla vermiş köy vermiş Bir kısmına büyük büyük pay vermiş Sevdiğine güzellikle boy vermiş Al yanaklar şule verir nur gibi Birinin aklı yok deli divane Bir kısmı muhtaçtır acı soğana Bir kısmını zengin etmiş yan yana Şimdi kendi saklanıyor sır gibi Kimine saz...
Yarin beyaz gerdanında Türlü türlü haller gördüm Sıralanmış her yanında Yıldız gibi benler gördüm Yar ile tenha buluştuk Gizli dertlerimiz açtık Hayli bir zaman konuştuk Dudağında ballar gördüm. Dudu diller inci dişler Ahu gözler o bakışlar Kesme kakül sırma saçlar Zülüfünde teller gördüm. Elmas küpe kulağında Güller açmış yanağında Seher vakti dost bağında Taze açmış güller gördüm. Söylenir sevdan Veysel'i Aşıktır aşığın temeli Ben o yari görmeyeli Aylar geçti yıllar gördüm AŞIK VEYSEL
Vatan sevgisini içten duyanlar Sıtkı ile çalışır benimseyerek Milletine, Ulusuna uyanlar Demez neme lazım, neyime gerek Her ferdin hakkı var, bizimdir Vatan Babamız, dedemiz döktüler al kan Hudut boylarında can verip yatan Saygıyle anarız, şehit diyerek Vatan aşkı ile çalışan kafa Muhakkak erişir öndeki safa Tesir nüfuz olur her bir tarafa Herkes onu büyük tanır severek Olmak istiyorsan dünyada mesut Hakka halka yarayacak bir iş tut Çalıştır oğlunu, kızını okut İnsan olmak için okumak gerek Vatan bizim, ülke bizim, el bizim Emin ol ki her çalışan kol...
Uzun ince bir yoldayım Gidiyorum gündüz gece Bilmiyorum ne haldeyim Gidiyorum gündüz gece Dünyaya geldiğim anda Yürüdüm aynı zamanda İki kapılı bir handa Gidiyorum gündüz gece Uykuda dahi yürüyom Kalmaya sebeb arıyom Gidenleri hep görüyom Gidiyorum gündüz gece Kırkdokuz yıl bu yollarda Ovada dağda çöllerde Düşmüşüm gurbet ellerde Gidiyorum gündüz gece Şaşar Veysel işbu hale Gah ağlayan gahi güle Yetişmek için menzile Gidiyorum gündüz gece AŞIK VEYSEL
Çok yalvardım çok yakardım Uyanmadı kara bahtım Şansım küsmüş etmez yardım Uyanmadı kara bahtım Uyur uyanmaz ikbalim Nic olacak benim halim Boynuna olsun vebalim Uyanmadı kara bahtım Kader kadere eş oldu Ağladım gözüm yaş oldu Uzun boylu savaş oldu Uyanmadı kara bahtım Tecellim bozuk temelden Gitti gençlik çıktı elden Aşka mahkumuz ezelden Uyanmadı kara bahtım Kısmet beni diyar diyar Dolandırır bilmem ne var Veysel oldu candan bizar Uyanmadı kara bahtım AŞIK VEYSEL
Uyandım kuşların ince sesine Seherle birlikte iniler durur Ses verdim sesine bilircesine Aşıkın derdini yeniler durur. Baharda çağlayan bulanık sular Durmadan kendini taşlara çalar Eşinden ayrılmış bir geyik meler Dağlar sadâ verir iniler durur VEYSEL de yaralı geyik gibidir Kapalı dertlere höyük gibidir Ne sarhoştur ne de ayık gibidir Sinesi kös gümüler durur. AŞIK VEYSEL
Devri Cumhuriyet asrı yirmi Uyan bu gafletten uyuma yurttaş Dünya ayaklanmış aya gidiyor Uyan bu gafletten uyuma yurttaş Bırak sar'öküzü varsın yayılsın Set çekme gözlere herkes ayılsın Her köşeye bir fabrika koyulsun Uyan bu gafletten uyuma yurttaş Yürüyen yolcuyu çekme geriye Dikkat eyle karıncaya arıya Gidiş böyle kavuşaman huriye Uyan bu gafletten uyuma yurttaş Zarara gelmez sana kaçınma sazdan Günahın korkusu çıkmıyor bizden Vazgeç demiyorum sana namazdan Uyan bu gafletten uyuma yurttaş Destekle fakiri okut yetimi Bu hayırlar dinimizce kötü mü İdrak eyle hidrojeni atomu Uyan bu gafletten uyuma...
Yel estikçe dalgalanır dalları Türlü türlü seda verir ağaçlar Tertip olmuş kuğu gibi dilleri Türlü türlü seda verir ağaçlar Bahar gelir yaprak açar yaz olur Aşka düşen ateş olur köz olur Kaval olur keman olur saz olur Türlü türlü seda verir ağaçlar Yel değdikçe ince dallar ses verir Yeşil yaprak etrafına sus verir Aşılarsan meyvesini has verir Türlü türlü seda verir ağaçlar Balta gelir yalağından yadeder Usta gelir keman yapar ud eder Yanık sesli kaval ne feryadeder Türlü türlü seda verir ağaçlar Davul olur gümbür gümbür...
Dünya dolsa şarkıyılan Türküz türkü çağırırız Yola gitmek korkuyulan Türküz türkü çağırırız Türküz Türkler yoldaşımız Hesaba gelmez yaşımız Nerde olsa savaşırız Türküz türkü çağırırız Türklerdir bizim atamız Halis Türküz kanı temiz Şarkı gazeldir hatamız Türküz türkü çağırırız Bayramlarda düğünlerde Toplantıda yığınlarda Sıkılınca dar günlerde Türküz türkü çağırırız Yaylalarda yataklarda Odalarda otaklarda Koyun gibi koytaklarda Türküz türkü çağırırız Su başında sulaklarda Türkün sesi kulaklarda Beşiklerde beleklerde Türküz türkü çağırırız Hep beraber gelin kızlar Bile coşar o yıldızlar Koşulunca çifte sazlar Türküz türkü çağırırız İnler Veysel arı gibi Bülbüllerin zarı gibi Turnalar katarı gibi Türküz türkü çağırırız AŞIK VEYSEL
Selam saygı hepinize Gelmez yola gidiyorum Ne şehire ne de köye Gelmez yola gidiyorum Gemi bekliyor limanda Gideceğim bir ummanda Gözüm kalmadu cihanda Gelmez yola gidiyorum Eşim dostum yavrularım İşte benim sonbaharım Veysel karanlık yollarım Gelmez yola gidiyorum AŞIK VEYSEL
Kalktı deli gönül kısmet ayrıldı Siz sağ olun biz selamet gidelim Sılayı görmenin zamanı geldi Siz sağ olun biz selamet gidelim Enstitü mektebi Hasanoğlun'dan Sanki ayırdılar cesedi candan Irkımız neslimiz aslı bir kandan Siz sağ olun biz selamet gidelim Geçtik baharı getirdik yazı Zamanı gelince hatırlan bizi Arzuluyom Sarkışla'yı Sivas'ı Siz sağ olun biz selamet gidelim Helal olsun hakkım var ise size Hakkınızı helal edin siz bize Sağ olursak yine gelir yüz yüze Siz sağ olun biz selamet gidelim Veysel'in dönüyor içinde sıla Uzadı günlerim benzer bir...
Heder oldu gençlik çağım Senin yolunda yolunda Soldu çiçeğim yaprağım Senin yolunda yolunda Ben ne idim nasıl oldum Kahi doldum kah boşaldım Yandım yakıldım kül oldum Senin yolunda yolunda İşte geldi sonbaharım Beni ister sadık yarim Heder oldu namus arım Senin yolunda yolunda Elinden bir dolu içtim Türlü türlü derde düştüm Cümle varlığımdan geçtim Senin yolunda yolunda Dilsiz oldum pepelendim Yağmur oldum sepelendim Toprak oldum tepelendim Senin yolunda yolunda Sana uzanan el oldum Kahi uslu kah del'oldum Naçizane Veysel oldum Senin yolunda yolunda AŞIK VEYSEL
Sayfa başına git